Onların boşanıp boşanmayacaklarını merak ediyorum.I wonder if they'll get divorced.
Bölüm şefi birdenbire söyledi: "Kadınlar ve et, onları biraz kokmuş severim."The section chief said out of the blue: "Women and meat, I like them a little rotten".
Onları yakında ziyaret edeceğiz.We will visit them soon.
Onları tanıyan tek kişi benim.I'm the only one who knows them.
Onları affet, zira onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.Forgive them, for they know not what they do.
Onların ekmekleri yoksa, pasta yesinler.If they don't have bread, let them eat cake.
Onların maliyeti nedir?How much do they cost?
Onların fiyatı nedir?How much are they?
Onların nereye gittiğini göreceğim.I am going to see where they're going.
Onların nerede olduklarını bilmiyorum.I don't know where they are.
Ben onların beni aldatmadığını umarım.I hope they aren't deceiving me.
Onların yakında gelmelerini umuyorum.I hope they arrive soon.
Onların sunduğu planı gerçekten anlamıyorum.I really don't understand the plan they presented.
Kapitalistler onları asacağımız ipi bize satacaklar.The Capitalists will sell us the rope with which we will hang them.
Kusura bakmayın ama, onların her ikisinin mantıklı amaçları var.With all due respect, I think they both had valid points.
Bu bitkiler çok küçük. Ben onların büyüyeceklerini sanmıyorum.These plants are too small. I don't think that they'll grow.
Onların benim görüşümü desteklemelerini beklemiyorum.I don't expect them to support my view.
Onların arabalarında "önce Irak sonra Fransa" diye okunan çıkartmalar vardı.They had stickers on their cars reading: "First Iraq then France".
Onların çok eğlenceli olduğunu düşünüyorum.I think that they're a lot of fun.
Hayır, genellikle onları evde TV'de izlerim.No, usually I watch them at home on TV.
Onların dediğine göre, o çocuk şarkı söylemede çok iyi.According to what they say, that boy is very good at singing.
Onların ikisini de severim.I like each of them.
Onların en büyük kızı henüz evli değil.Their oldest daughter isn't married yet.
Onların siyah saçı var.They have black hair.
Yağmur nedeniyle onların gezisi ertelendi.Their trip has been cancelled due to rain.
Dima bir gecede 25 adamla yattı ve sonra onları öldürdü.Dima slept with 25 men in one night and then killed them.
Onların alternatif enerji kaynakları yoktu.They had no alternative energy sources.
Onların düğünü yarın.Their wedding is tomorrow.
Hiç kimse onların davetini geri çeviremezdi.No one could turn down their invitation.
Onların hepsi boğuldu.They all drowned.
Casuslar senin onların bilmesini istemediğin şeyleri bilmek için işlerini yaparlar.Spies make it their business to know things that you don't want them to know.
Onların hepsi aynı boyutta.They're all the same size.
Betty onların hepsini öldürdü.Betty killed them all.
Onların bütün yalanlarından bıktım.I'm fed up with all their lies.
Hangi çocuklar! Sen onları şeker almak için gönderdin ve bir köpekle döndüler!What children! You send them to get candy and they return with a dog!
O, onların teklifine şaşırtıcı bir öneri ile karşılık verdi.He countered their proposal with a surprising suggestion.
O, onları seviyor.He loves them.
Onların cihazı son derece gelişmiş.Their equipment is extremely advanced.
Onların hayatı gerçekten o kadar da kötü değil.Their life's really not so bad.
Yarım saatten daha fazla bir süredir onları gözden kaybettik.We lost sight of them over half an hour ago.
Onların hepsi İzlandalı.All of them are from Iceland.
Onların hepsi aynı zamanda ayağa kalktı.They all stood up at the same time.
Mucizeler meydana gelir, sadece biz olayların akışı içerisinde onların farkına varmayız.Miracles do exist, but we just don't notice them in the flow of events.
Bardaklarını kaldırdılar ve onların başarısına içtiler.They raised their glasses and toasted to their success.
Onların evlenmeleri olası değil.They're unlikely to get married.
Onların taleplerine boyun eğme.Don't cave into their demands.
Yunanca ve Latince kullanışlı dillerdir. Bu nedenle onları öğreniyorum.Greek and Latin are useful languages. That's why I study them.
Onların takımının güçlü bir birlik duyusu var.Their team has a strong sense of unity.
Onların birbirlerine duydukları derin aşk oldukça açık.Their deep love for each other was unequivocal.
Onların ne tür silahları var?What sorts of weapons did they have?
Onların mütevazi geliri birçok lüks için izin vermiyor.Their modest income doesn't allow for many luxuries.
Onları ona ver.Give them to her.
Menteşeler gerçekten gıcırtılı. Lütfen onları yağlar mısın?The hinges are really squeaky. Could you oil them please?
Onların isimleri listeden silindi.Their names were crossed off the list.
Başarımı onların yardımına borçluyum.I owe my success to their help.
Onların evi çok moderndir.Their house is very modern.
Çoğu kalelerin onları çevreleyen bir hendeği vardır.Most castles have a moat surrounding them.
Onları bir odaya koyacağım ve onların savaşmasına izin vereceğim.I'm going to put them in a room and let them battle it out.
İşte onların fotoğraf albümü.Here is their photo album.
Onların anarşiyi kontrol etmek için yeni bir hükümete ihtiyaçları vardı.They needed a new government to control the anarchy.