Aslında ondan kurtulmadım.I didn't actually get rid of it.
Zaten ondan haberdarız.We're already well aware of it.
Ondan sonra kimse bir şey yapmadı.Nobody did anything after that.
Tom ondan daha fazlasını almalı.Tom should get more than that.
Tom ondan daha fazlasını biliyor.Tom knows it's more than that.
Ondan oldukça ikna oldum.I'm fairly convinced of that.
Ondan daha iyi olduğumu biliyorum.I know I'm better than that.
Ondan Tom'da hiç yok.Tom doesn't have any of that.
Ondan kaçınmayı umuyoruz.We're hoping to avoid that.
Ondan fazlasını söyleyemem.I can't say more than that.
Ondan emin olabiliriz.We can be certain of that.
Bne bile ondan emin değilim.I'm not even sure of that.
Tom ondan oldukça emindi.Tom was quite sure of it.
Ondan hiçbir şey gelmedi.Nothing came from that.
Ben ondan yararlandım.I took advantage of it.
Bu ondan daha büyük.It's bigger than that.
Ondan keyif alıyorum.I've been enjoying it.
Tom ondan hoşlandı.Tom enjoyed that.
Tom görevinden atıldı ve karısı ondan ayrıldı.Tom was fired from his job and his wife left him.
Tom gözlerini ondan alamadı.Tom couldn't take his eyes off her.
Tom artık Mary'nin ondan hoşlanmadığını düşündü.Tom thought Mary didn't like him anymore.
Tom ondan fazla kez geldi.Tom came more than ten times.
Tom'un ondan yapmasını istediğimiz şeyi yapmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't do what we asked him to do.
Her şeyi ondan öğrendim.I learned everything from him.
Ondan hoşlanıyorum ve o da benden hoşlanıyor.I like him and he likes me.
Ondan çok korkuyorum.I'm so afraid of him.
Bana ondan bahset, Jamal.Tell me about it, Jamal.
O ondan nefret etti.She hated that.
Sanırım ondan bir tane alacağım.I think I'll take that one.
Ondan tek bir iz bulmadık.We didn't find a single trace of it.
Leyla, Fazıl'a ondan hamile olduğunu söyledi.Layla told Fadil she was expecting his baby.
Fadıl, Leyla'yı aradı ve ondan evine gelmesini istedi.Fadil called Layla and asked her to come over his house.
Ondan keyif alırım.I enjoy that.
Tom, Mary'nin ondan çok hoşlanmadığını fark etti.Tom realized that Mary didn't like him much.
Tom sen ondan istemediğin sürece şarkı söylemeyecek.Tom won't sing unless you ask him to.
Umarız burada ondan keyif alırsınız.We hope you enjoy it here.
Kim ondan hoşlanmaz ki?Who wouldn't like that?
Biz ondan gerçekten keyif aldık.We really enjoyed that.
Ondan hoparlörlerindeki ses seviyesini azaltmasını rica ettim.I asked him to turn down the volume on his speakers.
Arkadaşlarım ondan nefret ediyor ama ben onu seviyorum.My friends hate her, but I love her.
Tom Mary'nin ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary liked him or not.
Mary'nin ondan hoşlanmadığı konusunda Tom'un hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that Mary didn't like him.
Tom'la ilk karşılaştığımda ondan hoşlanmadım.When I first met Tom, I didn't like him.
Tom ondan yapmasını istediğimiz şeyi yapmaz.Tom wouldn't do what we asked him to do.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığını düşünürdü.Tom used to think Mary didn't like him.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığını fark etti.Tom realized that Mary didn't like him.
Tom Mary'nin ondan nefret ettiğini düşünüyordu.Tom thought that Mary hated him.
Eminim Tom, Mary'nin ondan yapmasını istediği her şeyi yapacaktır.I'm sure Tom will do anything Mary asks him to do.
Hiç kimseye ondan söz etmedim.I've never said a word to anyone about that.
Tom'un erkek kardeşlerinin ikisi de ondan daha uzun.Both of Tom's brothers are taller than him.
Tom'a ondan bahsetmeyi unuttum.I forgot to tell Tom about that.
Ben asla Tom'a ondan bahsetmedim.I never told Tom about that.
Ondan Tom'a hiç bahsetmedim.I never mentioned it to Tom.
Tom Mary'ye ondan hoşlandığını söyledi.Tom told Mary he liked her.
Tom, Mary'nin ondan nefret ettiğini söyledi.Tom told Mary he hated her.
Ben ondan daha büyük değilim.I'm not older than him.
Tom'a ondan söz edecektim.I was going to tell Tom about that.
Belki ondan bir iki şey öğrenebilirsin.Perhaps you could learn a thing or two from him.
Belki ondan bir ya da iki şey öğrenebilirsin.Maybe you could learn a thing or two from him.
Haftalardır ondan başka bir şey duymadım.I haven't heard anything else from him in weeks.