Dinini okudum ama ondan hoşlanmadım.I studied your religion, but I didn't like it.
Saat dokuzda yatmaya gittim ama saat onda uykuya daldım.I went to bed at 9pm, but fell asleep at 10pm.
Ondan daha zengin olman adil değildir.It isn't fair that you are wealthier than she is.
Ondaki zarar nedir?What's the harm in that?
Ben hâlâ gerçekten ondan hoşlanıyorum.I still really like it.
Tom ondan isteneni yapar.Tom does what is asked of him.
Ben ondan bıktım!I'm fed up with him!
Ben ondan çok etkilendim.I was very impressed by that.
Ondan tekrar bahsetmeyeceğim.I won't mention that again.
Tom ondan emindi.Tom was sure of that.
Tom ondan hoşlanmayabilir.Tom might not like that.
Tom onda oldukça iyidir.Tom is pretty good at it.
Ailem ondan nefret ediyor.My parents hate him.
Ebeveynlerim ondan nefret ediyor.My parents hate her.
Biz ondan gurur duyuyoruz.We're very proud of that.
Herkes ondan hoşlanmalı.Everyone should like that.
Ben ondan daha uzun boyluyum.I'm taller than he is.
Onun kişisel hizmetçileri ondan nefret ediyordu.His personal servants hated him.
Herkes ondan hoşlanıyor gibi görünüyor.Everybody seems to like him.
Sadece ondan kurtul.Just get rid of it.
İstediğimi ondan alacağım.I'll take from it what I wish.
O gözlerini ondan alamadı.She could not take her eyes off of him.
Ondan daha fazlasına ihtiyacımız olacak.We'll need more than that.
Ondan daha fazla yiyeceğe ihtiyacımız olacak.We'll need more food than that.
Ondan daha fazla zamana ihtiyacımız olacak.We'll need more time than that.
Ondan daha fazla paraya ihtiyacımız olacak.We'll need more money than that.
Onda bir sorun var.Something's wrong with that.
Hepimiz ondan daha zekiyiz.We're all smarter than that.
Ondan burada zevk alıyorum.I enjoy it in here.
O, ondan bir mektup aldı, ancak yalnızca birkaç soğuk söz içeriyordu.She received a letter from her, but it only contained a few cold words.
O saat onda aramış olacağını söyledi.He said that he would have called at ten.
Ben ondan hoşlanmıyorum ama ben ondan hoşlanıyorum.I don't like him, but I like her.
Ondan bir yudum içtim.I drank it in a gulp.
Tom henüz bize ondan bahsetmedi.Tom hasn't yet told us about that.
Onda iyiden daha çok kötü vardı.There was more bad than good in him.
Tom'un karısı Mary ondan daha önce öldü.Tom's wife Mary predeceased him.
Muhtemelen gerçekten ondan hoşlanıyorsun.You'd probably really like it.
Dün Tom bana ondan bahsetti.Tom told me about that yesterday.
Bütün hayvanlar, insanın dışında, yaşamın asıl işinin ondan zevk almak olduğunu biliyor.All animals, except man, know that the principal business of life is to enjoy it.
Ondan ne istedin?What did you request from him?
Ebeveynlerine ondan bahsettin mi?Have you told your parents about him?
Tom bana ondan bahsettiğinde ağladım.I cried when Tom told me about that.
Bu ondan çok daha karmaşık.It's much more complex than that.
Ben onda çok iyiydim.I used to be very good at that.
Sanırım ondan daha iyi yapabilirim.I think I can do better than that.
Biri ondan daha iyi bir ünvanla ortaya çıkabilmeliydi.Someone should've been able to come up with a better title than that.
Ben sadece ondan biraz daha istiyorum.I just want a little more of that.
Ben ondan hiç hoşlanmadım.I didn't like that at all.
Ben ondan daha fazlasını yapamam.I can't do more than that.
Tom ondan çok daha fazlasını yaptı.Tom did a lot more than that.
Tom gerçekten onda iyiydi.Tom was really good at that.
Ben ondan vazgeçmek istemedim.I didn't want to give it up.
Bana ondan uzak durmamı tavsiye etti.She advised me to stay away from him.
Tom'a ondan hoşlanmadığımı söyledim.I told Tom that I didn't like him.
Sanırım Tom, Mary'nin ondan hoşlandığını sandı.I think Tom thought Mary liked him.
Onda diş eti iltihabı var.He has gingivitis.
O ondan sakınıyor gibi görünüyordu.She seemed to be avoiding him.
Ben ondan bir çay istemiş olsam da o bana bir kahve getirdi.He brought me a coffee even though I had asked for a tea.
O adam fazla enerjikti. Herkes ondan uzak durmaya çalıştı.The guy was too energetic. Everyone tried to get away from him.
Bazılarımız ondan nefret ediyoruz.Some of us hate him.