Ondan bırakmasını isteyemem.I can't ask him to quit.
Ondan yalan söylemesini isteyemem.I can't ask him to lie.
Sen ondan tavsiye istemelisin.You should ask him for advice.
Neden ondan rica etmiyorsun?Why not ask her?
Ondan yardım isteyeceğimi düşündüm.I thought I'd ask him for help.
Ben ondan yardım istemeyi düşündüm.I thought I'd ask her for help.
Onlar ondan sonraydı.They were after him.
Sen ondan sonrasın.You're after him.
Onlar ondan sonra yola çıktı.They took off after him.
Ondan sonra gitmeliydim.I should've gone after him.
Neden ondan sonra gitmiyorsun?Why aren't you going after him?
Neden ondan sonra gitmedin?Why didn't you go after her?
Sana ondan kim söz etti?Who told you about her?
Sana ondan bahsedeyim.Let me tell you about him.
Sana ondan bahsetmek istiyorum.I want to tell you about him.
Sana ondan bahsetmeyi unuttum.I forgot to tell you about him.
Sana ondan söz etmeyi unuttum.I forgot to tell you about her.
Sana hiç ondan bahsettim mi?Did I ever tell you about him?
Ondan ne haber?What about him?
Bize ondan bahsedebilir misin?Can you tell us about him?
Herkes ondan söz ediyor.Everyone is talking about him.
Bana ondan söz etmene sevindim.I'm glad you told me about him.
Bana ondan bahsettiğine sevindim.I'm glad you told me about her.
Ondan bana hiç bahsetmedin.You never mentioned that to me.
Tom ondan üç hafta sonra öldü.Tom died three weeks after that.
Tom hızla Mary'ye yaklaştı ve cüzdanını ondan kapkaç yaptı.Tom swiftly approached Mary and snatched her purse from her.
Tom ondan istediğimi bana vermedi.Tom didn't give me what I asked him for.
Bu soruya ondan başka kimse cevap veremez.Everyone but him can answer this question.
Bu soruyu ondan başka kimse cevaplayamaz.Everyone but him can answer this question.
Tom, Mary'nin ondan hoşlanmadığını biliyor.Tom knows that Mary doesn't like him.
Tom, Mary'nin ondan hoşlandığını biliyor.Tom knows that Mary likes him.
Tom ondan nefret etmediğini Mary'nin bilmesini istiyordu.Tom wanted Mary to know that he didn't hate her.
Kitabı sana ödünç verebilirim, sonra onu gözden geçirebilirsin. Belki ondan hoşlanacaksın.I can loan you the book, then you can have a look at it. Maybe you will like it.
Tom'un kız arkadaşı ondan daha uzun boylu, daha güçlü, ve daha zeki.Tom's girlfriend is taller, stronger, and smarter than he is.
Ondan ayrıldığında şoke oldu.She was devastated when he broke up with her.
Mary ondan ayrıldığında harap oldu.Tom was devastated when Mary broke up with him.
Yerliler bu nehre "insan yiyen" derler ve ondan korkarlar.The locals call this river the "man-eater" and fear it.
Dan ondan bahsetmedi.Dan didn't speak of it.
Tom ondan uzak durmamı istiyor.Tom wants me to stay away from him.
Sen ondan tatmin oldun mu?Are you satisfied with that?
Ondan daha iyi ne olabilir?What could be better than that?
Nasıl ondan emin olabilirsin?How can you be certain of that?
Ondan kurtulmak zorunda mıyız?Do we have to get rid of that?
Ondan hoşlanmayacağımı sana ne düşündürüyor?What makes you think I wouldn't enjoy that?
Ondan özür dilemek için Tom'u aradım ama o, telefonu kapattı.I called Tom to apologize to him, but he hung up on me.
Tom Mary'ye onun eşarbından hoşlanmadığını söyledi, bu yüzden o ondan kurtuldu.Tom told Mary he didn't like her scarf, so she got rid of it.
Tom'un kız arkadaşı ondan çok daha genç.Tom's girlfriend is a lot younger than he is.
Tom'un kız arkadaşı ondan oldukça biraz daha genç.Tom's girlfriend is quite a bit younger than he is.
Tom'un anne babası ondan üç mil uzakta yaşıyor.Tom's parents live three miles from him.
Tom ondan ne kadar süre sonra öldü?How long after that did Tom die?
Onda bir şeyler var.There's just something about him.
Saat onda gemiye bindik.We went aboard the ship at ten.
Tom ondan korkmuyordu.Tom wasn't afraid of that.
Ondan hemen etkilendim.I was instantly attracted to her.
Ondan başka kimsem yok.I don't have anybody except her.
Ellerini ondan uzak tut.Keep your hands off her.
Dilsel güzelliğin gelişmiş algısı hâlâ onda eksik.A developed perception of linguistic beauty is still lacking in her.
Ondan daha fazla ister misiniz?Do you want more than that?
O her zaman onda hata buluyor.She's always finding fault in him.
İki yıl önce kuzenim İspanya'ya gitti, ancak teyzem henüz ondan haber almadı.My cousin traveled to Spain two years ago, however my aunt has not yet heard from him.