Biraz Fransızca konuşurum fakat henüz onda çok iyi değilim.I speak French a little, but I'm not yet very good at it.
Ondan hoşlanmayacağından kuşkuluyum.I suspect that you won't like it.
Sanırım Tom burada ondan hoşlanacak.I think Tom is going to like it here.
Sanırım Tom ondan daha akıllı.I think Tom is smarter than that.
Sanırım Tom ondan hoşlanabilir.I think Tom might like that.
Sanırım Tom ondan hoşlanacak.I think Tom will like it.
Sanırım Tom ondan hoşlanırdı.I think Tom would have liked that.
Geçen hafta ondan bahsettiğini düşünüyorum.I think you mentioned that last week.
Bence ondan hoşlanabilirsin.I think you might like it.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmama nedenini bilmek istiyordu.Tom wanted to know the reason Mary didn't like him.
Bence o, toplantıda söylediği şeyden dolayı ondan öç almaya çalışıyor.I think he's trying to get back at her for what she said in the meeting.
Okuldayken daha sıkı Fransızca çalışsaydım, şimdi muhtemelen onda çok kötü olmazdım.If I'd studied French harder when I was in school, I'd probably not be so bad at it now.
Okulda Fransızca öğrendim ama onda çok iyi değilim.I studied French in school, but I'm not very good at it.
Tom Fransızcayı seviyor ve onda iyidir.Tom likes French and he's good at it.
Umurumda değil. Ondan nefret ediyorum.I don't care. I hate her.
Onda bipolar bozukluk var.She's bipolar.
Köylüler ondan korkar.The villagers fear him.
Bana ondan bahseder misin?Can you tell me about it?
Uzun lafın kısası sadece ondan hoşlanmıyorum.The long and the short of it is that I simply don't like her.
Tom Mary'nin neden ondan ayrılmak istediğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary wanted to break up with him.
Tom bizim ondan hoşlanmadığımızı düşünüyor gibi görünüyordu.Tom seemed to think we didn't like him.
Tom Mary'nin neden ondan hoşlanmadığını merak ediyordu.Tom wondered why Mary didn't like him.
Tom görünüşe göre o ondan o kadar kadar da emin değil.Tom apparently isn't so sure of that.
Burada gerçekten ondan nefret etmeye başlıyorum.I'm really starting to hate it here.
Ondan sonra Tom asla Mary'yi görmedi.Tom never saw Mary after that.
Ben sizin onda iyi olacağınıza eminim.I'm sure you'll be good at it.
Dün Tom'a ondan bahsettim.I told Tom about it yesterday.
Ondan memnun değilim.I'm not satisfied with that.
Ben ondan memnun değilim.I'm not satisfied with it.
Tom Mary'ye ondan bahsetti.Tom told Mary about that.
Sana ondan kim bahsetti?Who told you about that?
Ondan fazlasını yapacağım.I'll do more than that.
Tom'a ondan nefret ettiğimi söyledim.I told Tom I hated him.
Ondan zevk alıyordum.I was enjoying that.
Ondan kurtulacağım.I'll get rid of it.
Ben onda iyiyim.I'm good at that.
Tom ondan nefret ediyordu.Tom hated it.
Yaşam ondaydı ve o yaşam da insanların ışığıydı.In him was life, and that life was the light of men.
Ondan iyi bir şey çıkmayacak.Nothing good will come out of it.
Ondan iyi bir şey gelmeyecek.Nothing good will come out of it.
Bu ondan biraz daha karmaşık.It's a little more complicated than that.
Tom iyi bir öğretmen olmalı. Onun bütün öğrencileri ondan hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom must be a good teacher. All of his students seem to like him.
Tom Mary'den nefret ediyor ama onun ondan nefret ettiği kadar çok değil.Tom hates Mary, but not as much as she hates him.
Tom Mary'den nefret ediyordu ama onun ondan nefret ettiği kadar çok değil.Tom hated Mary, but not as much as she hated him.
Tom Mary'den onun ondan nefret ettiği kadar çok nefret ediyordu.Tom hated Mary as much as she hated him.
Tom ve Mary ondan sonra mutlu yaşadı.Tom and Mary lived happily ever after.
Ondan nefret ettiğini söyledin, değil mi?You said you hated that, didn't you?
Lütfen bana ondan bahseder misin?Will you please tell me about it?
Tom ondan bir daha hiç bahsetmedi.Tom never mentioned it again.
Tom ondan asla bahsetmedi.Tom never mentioned it.
Tom onda iyiydi.Tom was good at that.
Tom bana ondan bahsetti.Tom told me about it.
Tom ondan hoşlandığını söyledi.Tom said he liked it.
Ondan önce ne oldu?What happened before that?
Saat onda uyurum.I will sleep at ten o'clock.
Dün saat onda uyudum.I slept at ten o'clock yesterday.
Dün saat onda uyudu.She slept at ten o'clock yesterday.
Bu kaza onda psikolojik travmaya neden oldu.This accident has caused him psychological trauma.
Ölüler dans etmedi. Onların ondan daha iyi yapacak bir şeyleri vardı.The dead did not dance. They had something better to do than that.
Ondan tekrar hiç haber almadım.I never heard back from him.