on bin ile cümle
on bin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bizim toplam borcumuz on bin dolar tutuyor.Our total debts amount to ten thousand dollars.
O, on bin yen olsa bile, sözlüğü almalıyım.Even if it costs 10,000 yen, I must buy the dictionary.
Ayrıca on bin yen ödemek zorunda kaldık.We had to pay ten thousand yen in addition.
Bu üniversitede on bin tane öğrenci var.There are ten thousand students in this university.
Bu saat bana on bin yene mal oldu.This watch cost me ten thousand yen.
Varsayalım ki on bin doların olsa ne yaparsın?What would you do if you had, say, ten thousand dollars?
Bu on bin yen'den daha fazlaya mal olacak.It will cost more than ten thousand yen.
On bin yen giderleri karşılamaz.Ten thousand yen will not cover the expenses.
On bin yen yeterli mi?Will ten thousand yen do?
On bin metre koşmak için büyük tahammüle ihtiyacın var.You need great endurance to run ten thousand meters.
Her ay bankaya on bin yen koyarım.I put ten thousand yen into the bank every month.
Ayda on bin yenle geçinemiyorum.I can't live on ten thousand yen a month.
Toplamı yaklaşık on bin dolar.The total is approximately ten thousand dollars.
On bin yeni dolara çevirmek istiyorum.I want to change ten thousand yen to dollars.
O, en az on bin dolar biriktirdi.He saved no less than ten thousand dollars.
O, satışta on bin dolar kar etti.He made a profit of ten thousand dollars on the sale.
Her ay, kızı için gelirinden on bin yen tasarruf etti.Every month, he saved ten thousand yen out of his income for his daughter.
O, on bin adaydan seçildi.She was chosen from ten thousand applicants.
Onun evi on bin dolara satıldı.His house was sold for ten thousand dollars.
Facebook'ta her saniye on binden fazla mesaj gönderilir.Over ten thousand messages are sent every second on Facebook.
On bin doların olsa ne yaparsın?What would you do if you had ten thousand dollars?
Örneğin, on bin doların olsa ne yaparsın?For example, what would you do if you had ten thousand dollars?
On bin cümle eklemek için büyük bir sabra ihtiyacın var.You need great endurance to add ten thousand sentences.
On bin tane cümle eklemek için dayanma gücüne çok ihtiyacın var.You need a lot of stamina to add ten thousand sentences.
Evinizi on bin dolara satın alacağım.I will buy your house for ten thousand dollars.
Bir on bin dolar para cezası mı? Bu bir şey değil.A ten thousand dollar fine? That's nothing.
On bin dolar para cezası mı? Hiçbir şey değil.A ten thousand dollar fine? That's nothing.
Bir sadık dost, on bin tane akrabaya değer.One loyal friend is worth ten thousand relatives.
Dan'ın on bin dolar borcu vardı.Dan was ten thousand dollars in debt.
Bu yaklaşık on bin yene mal olacak.It'll cost around ten thousand yen.
Yine'de, Suetonius on bin adamdan oluşan bir güç toplamayı başarmıştı.Nonetheless, Suetonius was able to assemble a force of about ten thousand men.
"Detective Work on Courier Led to Breakthrough on Bin Laden" (İngilizce)."Detective Work on Courier Led to Breakthrough on Bin Laden".
Dünya'nın dinamosunun kapanması durumunda, Dünya'nın dipol kısmı birkaç on bin yıl içinde yok olur.If the Earth's dynamo shut off, the dipole part would disappear in a few tens of thousands of years.
Onbingen on bin kenarı ve on bin açısı olan bir iki boyutlu cisim.Their height varies between ten and eleven meters, and their widths are about two meters.
Ahşaptan yapılan yapılar on bin yıl geriye dönmüştür.Known constructions using wood date back ten thousand years.
İspanya hâkimiyetinin ardından Quito on bin kişinin yaşadığı bir şehirdi.Ecuador's capital Quito was a city of around ten thousand inhabitants.
On bin kişi öldü.10,000 people died.
"Obama on bin Laden: The full '60 Minutes' interview" (İngilizce)."Obama interview sets '60 Minutes' record".
On bin Tybalts öldürülen çekmistir.Hath slain ten thousand Tybalts.
Bellek kapasitesi ve disk kapasitesi on bin ve bir milyon kat arası oranlarda arttı.So memory capacity and disk capacity have been multiplied by something between 10,000 and a million.
Bu cihazlar ise saniyede nereden baksanız on bin adet veri noktası ortaya çıkartırlar.These babies would be producing something like ten thousand points a second.
O on bin kızdan kaç tanesinin adını hatırlayabilecek?And how many of those ten thousand girls' names will he be able to remember?
Bu basittir, en temel gıda... ...son on bin yılda ekmek olmuştur.It is the basic, most fundamental food that we've had in the last ten thousand years.
Kral hesap görmeye başladığında kendisine, borcu on bin talantı bulan bir köle getirildi.When he had begun to reconcile, one was brought to him who owed him ten thousand talents.
El Agheila'daki toplama kampında on bin mahkum tutuldu.Ten thousand inmates were kept at the concentration camp in El Agheila.
On bin sterlinin üzerindeki tüm gelirlere yüzde doksan vergi konuldu.A ninety percent tax was instituted on all income above £E10,000.
Petrovsky ona on bin dolar verir.Laski lieh ihm 10 000 Goldtaler.
On bin kişi öldü.10 000 d'entre eux sont morts.
1934 yılında yaklaşık on bin üyesi vardı ve bağımsız bir kuruluş haline gelerek SA'dan ayrıldı.En 1934, el grupo contaba con 10.000 miembros y estaba separado de las SA como organización independiente.
On bin kişi öldü.Murieron 10.000 personas.
Petrovsky ona on bin dolar verir.Charley ha bisogno di diecimila dollari subito.
On bin kişi öldü.10.000 deceduti.
On bin yen yeterli mi?Десяти тысяч иен достаточно?
Birkaç on bin kişilik okçu askeri oldu.Несколько сотен тысяч стали беженцами .
On bin kişi öldü.Десять тысяч из них погибли.
On bin ölümlü yılı süren Yıldızların Çağları, keşif ve merak, zafer ve sihir çağları oldu.Сто часов счастья, или Сезон чудес, открытий и свершений.
"Detective Work on Courier Led to Breakthrough on Bin Laden" (İngilizce).«Trabalho de detetive em Courier conduz à descoberta de bin Laden» (em inglês).
On bin kişi öldü.Morreram 10,000 pessoas.
Petrovsky ona on bin dolar verir.Frelinghuysen pagou a eles 50.000 dólares.
Yine'de, Suetonius on bin adamdan oluşan bir güç toplamayı başarmıştı.Toch was Suetonius in staat om een leger van ongeveer tienduizend man bij elkaar te brengen.