om ile cümle
om kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Ömerli ve Darlık Barajları üçgenindedir.En esta situación de huida y miedo se encuentran los tres hermanos.
Omega SA, İsviçre merkezli lüks saat üreticisi.Omega, una firma suiza de relojes de lujo.
Adrenalin hormonunun yarılanma ömrü iki dakikadır.La vida media del VIP en la sangre es de alrededor de dos minutos.
Ömrünün geri kalanının büyük kısmını bu ülkede geçirdi.En esta ciudad pasó casi todo el resto de su vida.
Hücreden akım çekmek, ömrünü çok fazla etkilemeyecektir.Tranquilo, esta inyección no le dolerá nada.
Adını Ömerçip koyarlar.Limpiará su nombre.
Oblastın merkezi Omsk idi.Su capital era Omsk.
Yakalarda, omuzlarda ve kol ağızlarında sırma şeritler bulunuyordu.Recibió disparos en el hombro, mano y cuello.
Birkaç konser verdiler ama bu grubun da ömrü uzun olmadı.Tuvieron varios combates pero su unión no duró mucho.
Ömrü 25 yıldır.La esperanza de vida es de 25 años.
Ayrıca kullanım ömürleri de birbirlerinden farklıdır.Su hábito de alimentación también difiere.
Ömer bin Hattab (581-644), ikinci İslam halifesi.581-644 ), el segundo califa musulmán Rashidun.
Kurşunların ikisi omzuna, biri akciğerine isabet etti.Uno de los tiros le atravesó el corazón y los dos pulmones.
Kısacası bir ÖMÜR!Una Vida en breve.
Bu da daha az sistem yüküne ve daha çok pil ömrüne olanak sağlar.Y espero que haya otras oportunidades y sea menos pesada la carga de la enfermedad.
Yarısı kuyrukta olmak üzere 58 ila 65 arasında omuru vardır ve ilk üç boyun omuru kaynaşmıştır.De la primera habrá entre cincuenta y sesenta y los restantes son de la segunda.
Bu kişi de yakalarsa, onu yumrukla omuzuna vurur.A punto de que se realice esto, ella le dispara al Joker en el hombro.
Omuriliğe doğrudan bağlantılı sinir hücreleri içermektedir.Tan solo tienen cordón nervioso ventral.
Ömür Plak ile toplam 4 adet 45'lik yaptı.Quita 45 puntos de vida como máximo.
Yüzlerce OMON üyesi de tutuklandı.Miles de sijes fueron detenidos.
Koltuk değeneği omuzu yukarı kaldırır.Levantar el stick por encima de la cintura.
Bu ürün, ses ve güç, demokratik ilkelerin örgütlenmenin omurgasına yerleşmiş olmasından meydana gelir.La polémica y las maniobras soterradas asociadas con la introducción de la silla eléctrica.
Omonia, 1970'li yıllarda ligin hâkimiydi.Lamizana se mantuvo en el poder durante los años 1970.
Canlılarda yürüme sadece omurgalılarda ve eklembacaklılarda görülür.Algunas personas escuchan el Zumbido sólo dentro de edificios o estructuras.
Bu genişlemenin, birkaç yüzyıllık bir ömrü ve 1000 km/sn bir hızı vardır.Su velocidad de expansión es de aproximadamente 1000 km/s, teniendo estos objetos una vida de varios siglos.
Yüzerken bitki arayarak beslenir ve yumurtlama mevsiminde omurgasızlar ile de beslenir.Se alimentan por la noche, navegando con la ecolocalización de la misma forma como lo hacen los murciélagos.
Profesör X, X-Men'e Jean'i bastırmalarını emretti ve böylece Omega Plan'ına gerek kalmayacaktı.Joseph regresó a los X-Men, satisfecho de que ya no era Magneto.
İki omuzu arasında "Nübüvvet mührü" vardı.Entre ambos compensados había lana de vidrio.
Bu cephede Ubıhlar Sadzlara birlikte omuz omuza savaşıyorlardı.En principio era una capucha que cubría también los hombros.
50 yıldan fazla yaşayabilir ve ömür boyu aynı eşle çiftleşirler.Necesitarán 15 años para poder vivir de su granja.
Uzak Doğu Cumhuriyeti kısa ömrü sırasında çok sayıda posta pulu basmıştır.En la parte oriental desembocan muchas corrientes de poca longitud.
Mor cübbesi omuzlarının üstünden yere kadar uzanır.El manto azul cae desde la cabeza hasta los hombros.
Yabani mandaların ömürü 25 yıl kadardır.La longevidad máxima en estado silvestre es de 25 años.
Hava kuvvetleri zaman zaman ilerledi ama geri kalanı çok kısa ömürlü oldu.La delegación se suponía que sería más grande pero algunos se retiraron en el último instante.
Hiçbir insanın ömrü yirmi yılı aşmayacak.¿Quién duda de nada a los veinte años?
Doğal hayattaki kızıl aynakların ömrü yaklaşık 15 yıl kadardır.La esperanza de vida de estos animales en la naturaleza, es de alrededor de quince años.
Salih ve Ömer adında iki oğlu ile Meziyet Dilara ve Neslişah adında iki torunu bulunuyordu.El rey Shámtanu tuvo con Satiávati dos hijos: Chitrangada y Vichitra Viria.
Besinleri genellikle ipliksi alglerdir fakat omurgasızları da yer.Sus conchas suelen ser trocoespiraladas, aunque también hay planiespiraladas.
Robert L. Carroll: Paleontoloji und Omurgalıların Evrimi.Carroll, R. L.: Vertebrate Paleontology and Evolution ("La paleontología de los vertebrados y la evolución").
Beyin omurilik sıvısı salgılar.Resistencia vascular cerebral.
Ömer Suphi kurmay olarak tahsilini tamamlayarak kaymakamlığa kadar terfi etmiştir.El sobrenombre la siguió hasta que se hizo profesional.
2 omurilik: tamamen ayrılar.Glumas 2, marcadamente desiguales.
Erkek bir elini karısının omzuna koymuş, diğer elinde ise bir rulo tutmaktadır.Su victoria postura es más bien femenina, sosteniendo con una mano en sus caderas, y la otra a su cara.
Rölyeflerde baş, kollar, ayaklar, bacaklar ve gövde profilden; gözler ve omuzlar ise cepheden gösterilir.El torso, el ojo y las manos se muestran de frente, los brazos, piernas, cabezas y pies de perfil.
Açısal frekans ω {\displaystyle \omega } saniye başına düşen radyan cinsinden frekansı simgeler.La frecuencia angular ω {\displaystyle \omega } representa la frecuencia en radianes por segundo.
Fakat bu radyoaktiflerin ömrü oldukça kısadır.La presencia de estos elementos radiactivos de vida tan corta es difícil de entender.
Ömrünün büyük bir kısmını burada geçirmiştir.Echaba de menos la mayor parte de mi vida.
1972 yılında tutuklanarak cezaevine girdi ve kısa ömrünün büyük bir bölümünü cezaevinde geçirdi.1937 Durante la guerra civil cae prisionero y cumple una breve condena.
Yaklaşık ömrü 20 yıldır.Vive aproximadamente 20 años.
Kolun tüm boyu, omuzdan bileğe iki Baş üç çeyrektir.La anchura mayor de los hombros contiene en sí misma la cuarta parte.
Bütün yönleriyle Ömer Hayyam.Fe en Cada Paso.
Musa el-Ömar Suriye ayaklanmasının bir destekçisi olduğunu belirtiyor.EIIL supuestamente reforzó al-Nusra.
Yörünge ömrü altı aydı.Su periodo orbital es de 4 años.
Rûşeni Ömer Dede, Rûşeniyye Tarîkatı'nın şeyhidir.El ramal de Anciles es el que pasa por Remolina.
Kurulduktan 6 yıl sonra Hacı Ömer Sabancı Vakfı tarafından desteklenmeye başlamıştır.Seis años después de la creación del Escuadrón Siniestro.
İlerleme, projenin ömrü boyunca temel çizelgesine göre ölçülecektir.El progreso será medido contra este lineamiento durante toda la vida del proyecto.
Arrenius burada ömrünün sonuna kadar çalışmıştır.Allí Olga trabajó hasta el final de su vida.
Uzun, uzun ömürlü veriler.Producción alta y prolongada.
Eşi Ömer Candan yani Ömer Baba'dır.Notahtzin → Mi padre / Padre mío.
Statokist bazı sucul omurgasızlarda bulunan bir denge duyu reseptörüdür.En algunos casos refuerza el sabor mentolado de algunos postres.