olmanın ile cümle
olmanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Existen dos formas de estar orientado al presente.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Il y a deux façons d'être tourné vers le présent.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Istnieją dwa sposoby zorientowania na teraźniejszość.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Jsou dvě cesty, jak být orientován na současnost.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Kétféleképp lehetnek jelen-orientáltak.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Poți fi orientat spre prezent în două moduri.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Sú dva spôsoby orientácie na prítomnosť.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Twee manieren om op het heden georiënteerd te zijn.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Vi sono due modi di essere "orientati al presente".
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Υπάρχουν δυο τρόποι προσανατολισμού στο παρόν.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Има два начина за ориентиране към настоящето.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Имеется 2 способа быть ориентированным на настоящее.
Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.Існує два способи жити теперішнім.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.지난 50 년간 가족의 의미에 대한 혁명이 이루어졌습니다.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.50 năm qua đã chứng kiến một cuộc cách mạng về ý nghĩa của gia đình.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Az elmúlt 50 év forradalmasította a család fogalmának tartalmát.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Ces 50 dernières années ont connu une révolution dans ce que signifie être une famille.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.De afgelopen 50 jaar zagen we een revolutie in de betekenis van het gezin.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.In den letzten fünfzig Jahren hat sich revolutionär geändert, was es bedeutet, eine Familie zu sein.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Los últimos 50 años han visto una revolución en lo que significa ser una familia.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Negli ultimi 50 anni abbiamo assistito a una rivoluzione in quello che significa essere una famiglia.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Pada 50 tahun terakhir telah terjadi revolusi dalam makna sebuah keluarga.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Pojęcie rodziny uległo rewolucji w ciągu ostatnich 50 lat..
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Τα τελευταία 50 χρόνια έχει γίνει επανάσταση στo τι εστί να είσαι μέλος μιας οικογένειας.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.За 50 лет произошла революция в понимании того, что такое семья.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.За останні 50 років відбулася революція у розумінні, що таке сім'я.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.Последните 50 години отбелязват революция в това какво означава да си семейство.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.ב-50 השנים האחרונות היתה מהפכה במה זה להיות משפחה.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.لقد شهد نصف القرن الماضي ثورة، في ما يعنيه مفهوم الأسرة.
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından bir devrime şahit oldu.家族とは何か-その意味は この50年で革命的に変わりました 異父母兄弟が混ざったり 養子がいたり
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.Davvero, facevano ogni sorta di cose per indurre i giovani a pensare che affare sarebbe stato unirsi a loro.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.És mindenfélét elkövettek, hogy elhitessék a fiatalokkal, hogy milyen nyereséges lesz a bandában lenni.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.이들은 갱단에 들어오는 게 엄청나게 좋은 일인 것처럼 아이들을 속이기 위해 별 짓을 다했습니다.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.Opravdu dělali různé triky na mladé lidi, aby si mysleli, že být v gangu je skvělý job.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.Sie haben sehr viel getan, um junge Leute glauben zu machen, was für ein guter Deal die Gang war.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.Usavam todo o tipo de truques para levar os mais jovens a pensar que era uma grande coisa pertencer ao gangue.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.Wszystko po to, żeby nabrać młodych ludzi, że gang to świetna rzecz.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.Чего они только не делали, чтобы обмануть молодых, чтобы те думали, как здорово быть в банде.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.והם באמת עשו כל מיני דברים כדי "לעבוד" על הצעירים, כדי שיחשבו איזה עניין גדול זה להיות בכנופיה.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.وحقيقةً، فكانوا يفعلون كل ما يخدع من هم دونهم ليعتقدوا أنهم فعلاً أغنياء، وحياتهم مترفة.
Genç insanları çete olmanın ne büyük iş olduğuna inandırmak için her türlü kandırmacaya başvurdular.トリックの全てを駆使して 例えば 彼らは14歳の子供に
Gerçekten inanıyorum. Hep, kör olmanın çoğu kadına itici geldiğini düşündüm.Πάντα πίστευα ότι απωθούσα τιs γυναίκεs, επειδή είμαι τυφλόs.
Gezegenin güzelliğini görmek, aşağıda içinde olmanın tam tersi olan muhteşem bir deneyim.جمال رؤية الأرض ككوكب، عوضا عن كوننا هنا في الأسفل عليها
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.A szemben egy rácsos szerkezetté válik, és ennek következtében ez átlátszó az átlátszatlan helyett.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Dans votre œil, il se transforme en grille, et ainsi devient transparent, et non opaque.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Di mata Anda, bentuknya menjadi seperti kisi-kisi sehingga, kolagen menjadi tembus pandang, tembus cahaya.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.En el ojo, adopta una forma de grilla por eso, se hace transparente, en vez de opaco.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Im Auge wird es zu zu einem Gitternetz und deshalb wird es transparent, also das Gegenteil von blickdicht.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.In je ogen wordt het een raster, en daarom wordt het transparant in plaats van ondoorzichtig.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.În ochi, structura seamănă cu un grilaj și e transparentă, nu opacă.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.눈에서, 콜라겐은 격자 형태가 되고, 그래서 불투명한 것의 반대로, 투명해집니다.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Nel vostro occhio, prende la forma di una griglia, e quindi diventa trasparente, al contrario di opaco.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Nos nossos olhos, torna-se numa espécie de grelha, e consequentemente, torna-se transparente, em vez de opaca.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Trong mắt bạn, nó sắp xếp thành dạng mạng lưới, và nhờ đó, nó trở nên trong suốt, chứ không phải mờ đục.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Ve vašem oku se uskupí do mřížky, a proto se stane průsvitným v opaku k neprůhlednosti.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.V očesu se razvrsti v obliki mreže in zato postane prozorna namesto neprozorna.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Vo vašom oku, je vo forme mriežky a preto sa stáva priesvitným.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Στο μάτι μας, έχει τη μορφή πλέγματος και έτσι, γίνεται διάφανο, αντί για θολό.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.В окото ви, тя се превръща в мрежово формирование, и следователно, става прозрачно, за разлика от непрозрачно.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.У Вашому оці він перетворюється на решітку, і тому стає прозорим, напротивагу непрозорому.
İlgili Sayfalar