Tekrar Boston'da olmak harika olacak.It'll be great to be back in Boston.
Şu çocuklar onu yapıyor olmak için çok genç.Those boys are too young to be doing that.
Tom gençken bir astronot olmak istedi.Tom wanted to be an astronaut when he was young.
Tom, Mary'ye yardımcı olmak için hiçbir şey yapmadı.Tom did nothing to help Mary.
Tom Noelde ailesi ile olmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to be with his family on Christmas.
Biz orada olmak zevk aldık.We enjoyed being there.
Tom'a bizim takımda sahip olmak istiyoruz.We'd like to have Tom on our team.
Tom onu tekrar yapmak zorunda olmak istemiyor.Tom doesn't want to have to do that again.
Mary bir balerin olmak istiyordu.Mary wanted to be a ballerina.
Mutlu olmak için elinden gelen her şeyi yap.Do everything you can to be happy.
Tom'un ne yapması gerektiğini bildiğinden emin olmak zorundayız.We have to make sure Tom knows what he's supposed to do.
Ben garip olmaktan gurur duyuyorum.I am proud to be weird.
İngilizcede akıcı olmak istiyorum.I want to be fluent in English.
Onu Tom'un yapmadığından emin olmak zorundayız.We have to make sure Tom doesn't do that.
Tom ünlü bir şarkıcı olmak istiyor.Tom wants to become a famous singer.
Hiç kimse enayi olmak istemiyor.No one wants to be a sucker.
Ekstra tedbirli olmak istiyoruz.We want to be extra cautious.
Gitmek için hazır olmak zorunda olacağız.We'll have to be ready to go.
Olmak istediğimiz yerde değiliz.We're not where we want to be.
Sabırlı olmak için herkese ihtiyacımız var.We need everyone to be patient.
Akşam yemeği için evde olmak zorundayım.I have to be home for dinner.
Senin gibi olmak istiyorum.I would like to be like you.
Tom bir tasarımcı olmak istiyor.Tom wants to be a designer.
Tom bir çiftçi olmak istedi.Tom wanted to be a farmer.
Tom bir kahraman olmak istiyor.Tom wants to be a hero.
Bir doktor olmak kaç yıl sürer?How many years does it take to become a doctor?
Tom'a karşı kaba olmak zorunda değildin.You didn't have to be rude to Tom.
Mary'ye karşı kaba olmak zorunda değildin.You didn't have to be rude to Mary.
En kötüsü için hazırlıklı olmak zorundayız.We have to be prepared for the worst.
Onu yapmak için hazır olduğumuzdan emin olmak zorundayız.We have to make sure we're ready to do that.
Onun olmadığından emin olmak için buradayız.We're here to make sure that doesn't happen.
Saat 2.30'a kadar bunu yaptırağımızdan emin olmak zorundayız.We have to make sure we get this done by 2:30.
Her gün tıraş olmak zorundayım.I have to shave every day.
Kendi kendime yeterli olmak zorundaydım.I had to be self-sufficient.
Dürüst olmak gerekirse, hiç anlamıyorum.I honestly don't get it at all.
Dürüst olmak gerekirse gerçekten onu burada severim.I honestly really like it here.
Sadece orada olmak istemiyordum.I just didn't want to be there.
Tom her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak için odaya bakındı.Tom looked around the room, making sure that everything was alright.
Daha iyi olmak zorunda olduğumu biliyorum.I know that I have to be better.
Sınıf arkadaşlarımla birlikte olmaktan hoşlanırım.I like to be with my classmates.
Asla çocuk sahibi olmak istemedim.I never wanted to have children.
Boston'da olmaktan oldukça mutluyum.I'm quite happy to be in Boston.
Noel'de yalnız olmaktan nefret ediyorum.I hate being alone at Christmas.
Dünyanın geri kalanı ışıktayken karanlıkta olmaktan nefret ediyorum.I hate to be in the dark when all the rest of the world is in light.
O yirmi yıl daha önce doğmuş olmak isterdi.She would have liked to have been born twenty years earlier.
Tom psikiyatri hemşiresi olmak için eğitim görüyor.Tom is training to be a psychiatric nurse.
Her zaman uyanık olmak zorundayız.We have to be alert all the time.
Her zaman alarmda olmak zorundayız.We have to be alert all the time.
Sadece daha iyi olmak zorundayız.We just have to get much better.
Sadece burada sabırlı olmak zorundayız.We just have to be patient here.
Tom doktor olmak için çok çalıştı.Tom studied hard to become a doctor.
Tom doktor olmak için sıkı çalıştı.Tom studied hard to become a doctor.
Kalıcı olmak zorunda değil.It doesn't have to be permanent.
Oğlum için orada olmak zorundayım.I've got to be there for my son.
Sonunda burada olmaktan çok mutluyum.I'm so happy to finally be here.
Bunun bir parçası olmaktan mutluyum.I'm happy to be a part of this.
Başarısız olmaktan korkmamalıyız.We must not be afraid to fail.
Çok kibar olmak zorunda değiliz.We don't have to be so polite.
Bu kadar kibar olmak zorunda değiliz.We don't have to be so polite.
Herkes dışarıda olmak istiyor.Everybody wants to be outside.