olmadığı ile cümle

olmadığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bunun iyi olmadığını biliyor.Tom knows this isn't good.
Tom bunun hiç iyi olmadığını biliyor.Tom knows this isn't any good.
Tom onun iyi olmadığını biliyor.Tom knows that's no good.
Tom bir şeyin doğru olmadığını biliyor.Tom knows something isn't right.
Birçok polis arabalarının kurşungeçirmez camları olmadığını duydum.I've heard that most police cars don't have bulletproof glass.
Boston'a gitmek zorunda olmadığını duyuyorum.I hear you don't have to go to Boston.
Tom'un Boston'da yaşayan herhangi bir akrabası olup olmadığını öğren.Find out if Tom has any relatives living in Boston.
Onlar muhtemelen senin bizden biri olmadığını düşündü.They probably thought that you were not one of us.
Olmadığın bir şey gibi davranmayı bırak.Stop pretending to be something you're not.
Bunu yapmanın hiçbir anlamı olmadığını görüyorum.I see no point in doing it.
Güzel olmadığını söylemiyorum.I'm not saying that you're not beautiful.
"Benden daha fazla para kazanıyorsun." " Bu bir işin olmadığından, Tom!""You make more money than I do." "That's because you don't have a job, Tom!"
Tom bir şeyin doğru olmadığını düşündü.Tom thought something wasn't right.
Tom bunu reddetmenin hiçbir anlamı olmadığını biliyordu.Tom knew there was no point in denying it.
Tom'un burada mutlu olmadığı oldukça açık görünüyor.It seems fairly obvious that Tom isn't happy here.
Bu maçı gerçekten izlemek istiyorum fakat zamanım olup olmadığından emin değilim.I do really want to watch this match, but I'm not sure if I have the time.
Tom Mary'nin yardım etmek için istekli olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary wasn't willing to help.
Tom yardım etmek için yapabileceği bir şey olmadığını fark etti.Tom realized there was nothing he could do to help.
Tom'un neden bugün okulda olmadığını biliyor musun?Do you know why Tom wasn't at school today?
Tom'un artık Mary için endişelenmesine gerek olmadığını düşünüyorum.I don't think Tom has to worry about Mary anymore.
Tom'a endişeleneceği bir şey olmadığını söyleyeceğim.I'll tell Tom he's got nothing to worry about.
Bak Tom, endişelenecek bir şeyin olmadığını sana söyledim.See Tom, I told you didn't have anything to worry about.
Onlar endişelenecek bir şeyimiz olmadığını söylüyor.They say we've got nothing to worry about.
Tom, Mary'ye artık John hakkında endişelenmek zorunda olmadığını söyledi.Tom told Mary she didn't have to worry about John anymore.
Lütfen Tom'a endişelenecek bir şeyi olmadığını söyler misin?Will you please tell Tom he has nothing to worry about?
Tom'un öfkeli olmadığını umuyorum.I hope Tom isn't angry.
Tom'un bir kız arkadaşı olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if Tom has a girlfriend or not.
Tom'un bugün neden okulda olmadığını merak ediyorum.I wonder why Tom wasn't at school today.
Tom'a bir şey olup olmadığını öğren.Find out if anything has happened to Tom.
Hiçbir yanlış anlama olmadığından emin olmak istiyorum.I'd like to make sure there's no misunderstanding.
Aklında olanın bu olmadığını biliyorum.I know this isn't what you had in mind.
Yaptığın şeyin kasıtlı olmadığını biliyorum.I know what you did wasn't intentional.
Uğramak zorunda olmadığını sana söyledim.I told you you didn't have to come over.
Bunu yapmak zorunda olmadığını sana söyledim.I told you you didn't have to do that.
Bugün işe gelmek zorunda olmadığını sana söyledim.I told you you didn't have to come in to work today.
Onun hizmetlerinin artık gerekli olmadığını söyledim.I told him his services were no longer required.
Benim bulgularım durumun böyle olmadığını gösteriyor.My findings suggest that that is not the case.
Tom beni Mary'ye bir şey olmadığından emin olmak için gönderdi.Tom sent me to make sure nothing happened to Mary.
Tom başka bir şey olmadığından emin olmak için etrafına baktı.Tom looked around to make sure nothing else was happening.
Bazı insanlar aya inişlerin asla olmadığına inanıyorlar.Some people believe that the moon landings never happened.
Birinin evde olup olmadığını görelim.Let's see if anybody's home.
Onun olup olmadığını görmek için beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait and see if that happens.
Bana bunun gerçekten olmadığını söyle.Tell me this isn't really happening.
Bana onun olmadığını söyle.Tell me that didn't just happen.
Ben yokken bir şey olmadığından emin misin?Are you sure nothing happened while I was gone?
Bunun olmadığını görmeye çalışacağım.I'm going to try to see that that doesn't happen.
Tom bunun söz konusu olmadığını söyledi.Tom said it was out of the question.
Tom'un sorusu olup olmadığına bakalım.Let's see if Tom has any questions.
Kurtuluş veya lanet olup olmadığını belirlemek mümkün değildir.It isn't possible to determine if there's either salvation or damnation.
Tom neredeyse ihtiyacı olmadığı şeyleri alır.Tom hardly ever buys things he doesn't need.
Hiç sahip olmadığım her şeyden çocuklarıma almak istiyorum.I want to buy my children everything I never had.
Tom'un istediği arabayı almak için yeterli parası olmadığını biliyordum.I knew Tom didn't have enough money to buy the car he wanted.
Tom tutmak niyetinde olmadığı bir söz verdi.Tom made a promise he didn't intend to keep.
Tom, ateşi olup olmadığını görmek için elini Mary'nin alnına koydu.Tom put his hand on Mary's forehead to see if she had a fever.
Tom'un suçlu olmadığına seni ne ikna etti?What convinced you Tom wasn't guilty?
Tom Mary'nin ikna olmadığını söyleyebilir.Tom could tell Mary wasn't convinced.
Tom'un henüz ikna olmadığı açıktır.It's clear that Tom is not yet convinced.
Tom'u bunun onun hatası olmadığı konusunda nasıl ikna edebiliriz?How can we convince Tom that it wasn't his fault?
Tom bana yardım etmeye çalıştı ama ona, yardımına ihtiyacım olmadığını söyledim.Tom tried to help me, but I told him I didn't need his help.
Tom'a yardım etmek için yapabileceğin herhangi bir şey olup olmadığına bak.See if there's anything you can do to help Tom.

İlgili Sayfalar