oldurun ile cümle
oldurun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››가로되 너희는 히브리 여인을 위하여 조산할 때에 살펴서 남자여든 죽이고 여자여든 그는 살게 두라
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››ויאמר בילדכן את העבריות וראיתן על האבנים אם בן הוא והמתן אתו ואם בת היא וחיה׃
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››وقال حينما تولّدان العبرانيات وتنظرانهنّ على الكراسي. ان كان ابنا فاقتلاه وان كانت بنتا فتحيا.
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››你 們 為 希 伯 來 婦 人 收 生 、 看 他 們 臨 盆 的 時 候 、 若 是 男 孩 、 就 把 他 殺 了 、 若 是 女 孩 、 就 留 他 存 活
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››你 們為 希伯來婦 人 收生 、 看他 們臨 盆 的 時候 、 若是 男孩 、 就 把 他 殺 了 、 若是 女孩 、 就 留 他 存活
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Angrib i par, så får I i hvert fald en.
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!¡Atacadles en parejas y aseguraos de eliminar a uno cada uno!
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Atakujcie parami. Niech każdy załatwi choć jednego.
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Ataquem aos pares e certifiquem-se de que cada um acaba com um!
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Attaccate in coppia e uccidetene almeno uno a testa!
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Attackera i par så tar ni åtminstone en.
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Jokaisen on tapettava ainakin yksi.
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Επιτεθείτε ανά δύο και σκοτώστε τουλάχιστον ένα έκαστος!
İkili olarak saldırın ve en az bir tanesini öldürün!Нападайте по двое, и выведите из строя хотя бы каждый одного!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Mert követi vala a népnek sokasága, kiáltozva: Öld meg õt!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Nebo šlo za ním množství lidu, křičíce: Zahlaď jej!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Pois a multidão o seguia, gritando: Mata-o!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.porque la muchedumbre del pueblo venía detrás gritando: "¡Mátale!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.sillä suuri kansanpaljous seurasi perässä ja huusi: "Vie pois hänet!"
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.thi Folkemængden fulgte efter og råbte: "Bort med ham!"
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.ty folkhopen följde efter och skriade: »Bort med honom!»
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Vì có đám dân theo sau đông mà kêu rằng : Hãy giết đi !
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Vì có đám dân theo sau đông mà kêu rằng: Hãy giết đi!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu."Weg met hem!" schreeuwde de mensenmassa.
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.επειδη το πληθος του λαου ηκολουθει, κραζον Σηκωσον αυτον.
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.ибо множество народа следовало и кричало: смерть ему!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Albowiem wielki lud szedł za nim, wołając: Zgładź go.
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.căci mulţimea norodului se ţinea după el, şi striga: ,,La moarte cu el!``
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.car la multitude du peuple suivait, en criant: Fais-le mourir!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.denn es folgte viel Volks nach und schrie: Weg mit ihm!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.for hele mengden av folket fulgte efter og skrek: Drep ham!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.kajti šla je za njim množica ljudstva, kričeč: Pogubi ga!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.이는 백성의 무리가 그를 없이 하자고 외치며 따라 감이러라
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.La massa della gente infatti veniva dietro, urlando: «A morte!»
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.lebo išlo za ním celé to množstvo ľudu, a kričali: Zabi ho!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Mereka diikuti dari belakang oleh gerombolan perusuh-perusuh itu yang berteriak-teriak, "Bunuh dia!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Ішло бо за ним множество народу з криком: Страть його!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.כי עם רב הלך אחריו והם צעקים ואמרים הסר אתו׃
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.لان جمهور الشعب كانوا يتبعونه صارخين خذه
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.眾 人 跟 在 後 面 、 喊 著 說 、 除 掉 他
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.眾人 跟在 後面 、 喊 著說 、 除掉 他
Kendinizi öldürmek ruhunuzu kurtarmanın tek yolu. Kendinizi öldürün.Mátate
Kendinizi öldürün.Ta ditt liv!
Kendinizi öldürün. Tohum ekiyorum.( Penonton tertawa )
Lütfen beni öldürün, Ekselansları.Kérem, öljön meg, Felség.
Lütfen beni öldürün, Ekselansları.Tuez-moi, s'il vous plaît, Votre Majesté.
Lütfen beni öldürün, Ekselansları.Σας παρακαλώ σκοτώστε με, Υψηλότατε.
Lütfen beni öldürün, Ekselansları.من فضلك اقتلني ايها الملك
Lütfen bu yaşlı adamı, bir sürü günahla bu kadar geç döndüğü için öldürün.Tuez ce pêcheur, s'il vous plaît, qui ne vous la rend qu'après tout ce temps.
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.Drugim pa reče, da sem slišal: Idite po mestu za njim in pobijajte; oko vaše ne prizanesi in ne usmilite se!
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.나의 듣는데 또 그 남은 자에게 이르시되 너희는 그 뒤를 좇아 성읍 중에 순행하며 아껴보지도 말며 긍휼을 베풀지도 말고 쳐서
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.Og til de andre hørte jeg ham si: Gå gjennem staden efter ham og slå ned! Vis ikke skånsel og spar ingen!
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.Og til de andre hørte jeg ham sige: "Gå efter ham ud gennem Byen og hug ned! Vis ingen Medynk eller Skånsel!
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.А тем сказал в слух мой: идите за ним по городу и поражайте; пусть не жалеет око ваше, и не щадите;
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.ולאלה אמר באזני עברו בעיר אחריו והכו על תחס עיניכם ואל תחמלו׃
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.وقال لاولئك في سمعي اعبروا في المدينة وراءه واضربوا. لا تشفق اعينكم ولا تعفوا.
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.我 耳 中 聽 見 他 對 其 餘 的 人 說 、 要 跟 隨 他 走 遍 全 城 、 以 行 擊 殺 . 你 們 的 眼 不 要 顧 惜 、 也 不 要 可 憐 他 們
Öbürlerine, ‹‹Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün›› dediğini duydum.我 耳 中聽見 他 對其餘 的 人說 、 要跟隨 他 走遍 全城 、 以 行 擊殺 . 你 們 的 眼 不 要 顧惜 、 也不 要 可 憐他們
Öldürünce ölmeyen bir Homunculus'tan geriye bu kaldı.Det är vad som blir kvar när homunculi dör.
Öldürünce ölmeyen bir Homunculus'tan geriye bu kaldı.Det er, hvad der bliver tilbage, når homunculi dør.