olayların ile cümle
olayların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Risk gelecekteki belirsiz olayların olma ihtimaliyle ilişkili olarak görülebilir.Riscul poate fi văzut ca referitoare la probabilitatea unor evenimente viitoare incerte.
Sekiz kitapta, İmparator Mauricius döneminin tarihi olaylarını yazmıştır.A elaborat o istorie a domniei împăratului Mauriciu în 8 cărți.
1989 Tiananmen Meydanı Olaylarında öğrenci lideri oldu.El a fost unul din liderii studenților la Protestele din Piața Tiananmen din 1989.
Bu olayların sonucunda romanlar ilçeyi terk etmek zorunda kalmıştır.În urma acestor groaznice evenimente maicile au fost nevoite să părăsească schitul.
Biz tabi bu tür olayların hiçbir şekilde tekerrür etmemesini diliyoruz.E păcat că nu poți face în așa fel încât astfel de evenimente nefericite să nu aibă loc.
Ve böylece olayların burada bitmediğini bize gösterirler.Dar popoarele au hotărât că nu așa se va termina era.
Olayların çıkış nedeni günümüzde hâlen tartışılmaktadır.Numărul real al pierderilor umane este disputat până în zilele noastre.
Fransa'daki Mayıs 1968 olaylarının Tavernier üzerinde büyük etkisi oldu.Tavernier a fost influențat, de asemenea, de greva generală din Franța din 1968.
Virüsler, çocuk yaş grubundaki bulaşıcı ishal olaylarının yaklaşık %70’inin sebebidir.Virusurile cauzează aproximativ 70% din episoadele de diaree infecțioasă la copii.
Birçok karakter daha sonraki olayların içinde de bulunmuştur.Diverse alte personaje au fost introduse în decursul timpului.
Ünsüz benzeşmesi ya da ünsüz uyumu, Türkçe dilbilgisindeki ses olaylarından biridir.Schimbarea valorii gramaticale sau conversiunea este modul intern de îmbogățire a vocabularului.
Bu olayların arkasında doğaüstü güçler olduğu düşünülür.Trebuia să existe ceva în spatele acestor fenomene inexplicabile.
Wildstorm'un ürettiği çizgiromanlar eski serilerde gösterilen olayların öncesini anlatmaktadır.Lady Brackenstall le povestește evenimentele petrecute în seara anterioară.
İddialara göre olayların şekli başka türlü olsaydı sorun bu kadar sessiz çözülemezdi.Analiștii sunt de părere că fără rețele sociale evenimentele s-ar fi desfășurat altfel.
Şimdi olayların akışı değişti.Acum s-a schimbat cursul evenimentelor.
Her zamanki gibi McClane, bütün bu olayların ortasında kalıvermiştir.Mint mindig, McClane az események közepébe csöppen.
1848 olaylarında Güney Amerika'ya gitti.1848-ban költözött Dél-Amerikába.
Mahallede göç olaylarına fazla rastlanılmaz.Hazánk fenyveseiben nem túl gyakori.
Olayların çıkış nedeni günümüzde hâlen tartışılmaktadır.A katasztrófa okait a mai napig vita övezi.
Tüm bu olayların gerçekleşmesi içinde ATP enerjisi kullanılır.A bázisok beépítéséhez egy ATP energia szükséges.
2003'te yapılan açıklamayla ise örgütün tümünün şiddet olaylarına son verdiğini duyuruldu.A szervezet által 2003-ban elfogadott akcióterv szerint a problémát átfogóan kell megközelíteni.
Siyasi olayların tarihleriPolitikai eseménytörténet
Ancak, olayların akışı artık durdurulamaz haldeydi.Az események folyását azonban már nem lehetett megállítani.
13-17 Mart'ta gerçekleşen Mart olaylarında birçok masum insan öldürüldü.Helmikuussa suurhyökkäyksessä luumäkeläisiä menehtyi 33 ja maaliskuun 13. päivän aikana 27 miestä.
Bu oyunda, Act Of War'da olan olayların 3 yıl sonrası anlatılmaktadır.Tapahtumat sijoittuvat Toy Story 3 jälkeiseen aikaan.
Bu noktada bütün bu olayların onun yorgunluk içinde uyuyakalmasıdan sonra gördüğü bir rüya olduğunu anlarız.Vain hän yksin tietää mitä hän tuolloin unta odottaessaan mietti.
Olayların temelinde John vardır.Henkilöstä kerrotaan artikkelissa John Nurminen.
Olayların çıkış nedeni günümüzde hâlen tartışılmaktadır.Tämän kehityksen syistä keskustellaan yhä tänä päivänä.
Risk gelecekteki belirsiz olayların olma ihtimaliyle ilişkili olarak görülebilir.Näihin saattaa sisältyä ympäristön kannalta vielä tuntemattomia riskejä.
Tarihsel olayların doğruluklarını denetleyebilmek böylelikle mümkün olabilmektedir.Toisaalta kysymysten historiallisen taustan ymmärtäminen voi olla hyödyllistä.
Filmde Japonya'daki 1933 olaylarından bahs ediliyor.Tämä artikkeli käsittelee vuoden 1933 elokuvaa.
Bulmacaları çözmede doğa olaylarının etkisi olacak.Polut esittelevät kaskeamisen vaikutuksista luontoon.
Mayıs 2013'te hükümetin kışla konusundaki ısrarı Gezi Parkı olaylarının fitilini ateşleyen ana nedendir.Vuonna 2013 tapahtunut johtajan sedän teloitus aiheutti suurta pelkoa puolueen johdossa.
Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu.Menestystekijöiden tunnistaminen.
Bu gibi durumlar özellikle üniversiteli gençler arasında hoşnutsuzluğa ve Mayıs 1968 olaylarına yol açtı.Osa opiskelijoista ilmeisesti pyrki jäljittelemään toukokuun 1968 tapahtumia.
Yevromaydan olaylarının ardından 2004 değişiklikleri tekrar tesis edildi.Μετά τα γεγονότα του Euromaidan, οι τροπολογίες του 2004 αποκαταστάθηκαν.
Kendini yeniden siyasi olayların içinde buldu.Αργότερα αναμείχτηκε στα πολιτικά πράγματα.
Genel olarak tanrıların bu olayların doğasında içkin varlığından söz edilirdi.Οι θεοί πιστευόταν γενικά ότι ήταν παρόντες σε αυτά τα φαινόμενα, παρόντες στη φύση.
Tom Hanks filmdeki tarihsel olayların çarpıtılmaması şartıyla rolü kabul eder.Ο Τομ Χανκς δέχτηκε να κάνει την ταινία με την προϋπόθεση να μείνει πιστή στα ιστορικά γεγονότα.
Mahallede göç olaylarına fazla rastlanılmaz.Σε μια γειτονιά, τα πράγματα φαίνεται να είναι ήρεμα.
Bu sırada çocuğun öz babası da olayların içine karışır.Εκεί ετάφη ο γιος του και έπειτα ο ίδιος.
Gazetecilere, "Yunan hükümetini, olayların tahrikçisi ve sorumlusu sayıyoruz" dedi.Κουτσόγωργας: «Καταλαβαίνει το δικαστήριο και ο ελληνικός λαός που μας παρακολουθεί».
Olayların ardından üç büyük ilde sıkıyönetim ilan edildi.Προς τιμή της έγιναν τρεις λαμπρές εκδηλώσεις.
Bu olayların 4000 yıl önceye kadar gittiği düşünülmektedir.Den menes at have været anvendt i mere end 4000 år.
Filmde Japonya'daki 1933 olaylarından bahs ediliyor.Denne artikel omhandler filmen fra 1933.
Ve olayların böyle vuku bulduğunu reddetti.Han benægtede dog, at ordene faldt i den form.
TOT fenomenleri, FOK (bilme hissi) olaylarından ayrılmalıdır.Praktisk betydning er at diagnostiske træk (parrede tæer) kan mistes.
Alman askerler bu ayaklanama olaylarını gayet zalimce bastırdılar.Tyskerne reagerede med gruopvækkende gengældelsesaktioner.
Olayların nasıl başarılı bir şekilde sonuçlanacağını gösterir.Vi spekulerer på hvordan tingene går.
Olayların temposu arttıkça Klute ilginç bir kişiliği olan bu fahişeyi sevmeye başlar.Så hun bruger mere og mere tid med denne mærkværdigt fascinerende amerikaner.
Arnavutluk tarihi günümüzdeki Arnavutluk Cumhuriyeti topraklarında yaşanmış olayların tarihidir.Sydafrikanske union er den historiske forgænger til den nuværende Republikken Sydafrika.
Film, Celil Memmedguluzade'nin çocukluğunun olaylarını anlatıyor.En film om chilenske børns forskellige opvækstbetingelser.
Hava olaylarını kontrol eder.Fine for å sjekke været.
Bu olayların zamanı konusunda bazı şüpheler vardır.Det er en del tvil om når disse hendelsene skjedde.
Olayların temelinde John vardır.De begynner å forstå John`s situasjon.
Sinyalizasyon yolu fosforilasyon olaylarını açığa kavuşturmak zor olabilir.Det kan være vanskelig å få tak på akkurat hva kontekstualiseringssignaler er.
Yunan astronomisi gök olaylarına akla yatkın fiziksel açıklamalar arayışıyla başlayıp şekillenmiştir.Gresk astronomi er preget fra starten av søken etter en rasjonell, fysisk forklaring etter himmelfenomener.
Ayrıca yayalar tanık olduğu suç olaylarını cep telefonlarıyla polise bildirebilmektedir.Nødmeldinger kan også innrapporteres til politiet på telefon.
Lizzie ise tüm bu olayların şahidi olmuştur.Jonas er vitne til det som skjer.
Bu sırada çocuğun öz babası da olayların içine karışır.Snart blir hans egen familie også dradd inn i det hele.
İlgili Sayfalar