Belki bu onun için tam olarak aynı olacaktır.Maybe it will be exactly the same for him.
Teorik olarak, ben matematik yapıyorum.Theoretically, I'm doing math.
1950'lerde, Finler dünyadaki en az sağlıklı diyetlerden birine sahip olarak belirtildiler.In the 1950's, the Finns were cited as having one of the least healthy diets in the world.
Etraftaki birçok kişi yüzünden o doğal olarak biraz sinirlendi.With so many people around he naturally became a bit nervous.
Hayatımın geri kalanını pişman olarak geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life regretting it.
Son olarak ailemle birlikte Disneyland'a gittiğimden beri uzun zaman oldu.It has been so long since I last went to Disneyland with my family.
Her şey yapılana kadar teorik olarak imkansızdır.Everything is theoretically impossible until it's done.
Bir gün pilot olma fikrinin hayatımda tam olarak ne zaman oluştuğunu söyleyemem.I couldn't say when exactly in my life it occurred to me that I would be a pilot someday.
Kiranı peşin olarak ödemelisin.You should pay your rent in advance.
İçkiye son çare olarak başvurmamalısın.You should not resort to drinking.
Pencereyi kasıtlı olarak mı kırdın yoksa kazara mı?Did you break the window on purpose or by accident?
Balığı çiğ olarak yememeliydin.You shouldn't have eaten the fish raw.
Zihinsel olarak yorgun olmalısın.You must be mentally exhausted.
Karşılık olarak her zaman bir soru sorabilirsin.You can always ask a question in return.
Karakter olarak hangi ebeveynine benziyorsun?Which of your parents do you take after in character?
Geliriniz yaklaşık olarak benimkinin iki katı kadar büyük.Your income is about twice as large as mine.
Senin saatin şekil ve renk olarak benimkine benziyor.Your watch is similar to mine in shape and color.
Denemenin birkaç hatası var fakat bir bütün olarak çok iyi.Your essay has some mistakes, but as a whole it is very good.
Ben sizinle özel olarak konuşmak istiyorum.I'd like to talk with you in private.
Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.You have to share the cake equally.
Ona söylediğin şey bir şaka olarak kabul edilmez.What you said to her isn't accepted as a joke.
Ayakkabı çift olarak satılmaktadır.Shoes are sold in pairs.
Acemi bir muhabir olarak görevini iyi yapıyorsun.You are doing well for a cub reporter.
O, Cumaya kadar kesin olarak bize kararını bildireceğini söyledi.He said he would give us his decision for sure by Friday.
Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.Some people identify success with having much money.
O, zengin olarak mutlu değil.Rich as he is, he is not happy.
Altın renk olarak pirinç madenine benzer.Gold is similar in color to brass.
Altın fiyatı günlük olarak dalgalanır.The price of gold fluctuates daily.
Öğretmenlerin, bütün öğrencilerine tarafsız olarak davranmaları gerekir.Teachers should treat all their students impartially.
Ders kitaplarınız kapalı olarak beni dinleyin.Listen to me with your textbooks closed.
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
Biz oldukça samimi olarak konuştuk.We talked quite frankly.
Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.From an objective viewpoint, his argument was far from rational.
Ben, başkan olarak Don Jones'u aday göstermek istiyorum.I would like to nominate Don Jones as chairman.
Düzenli olarak açık havada çalışan kişiler uykusuzluk sıkıntısı çekmezler.People who regularly work in the open air do not suffer from sleeplessness.
Teknik olarak o hala bir öğrenci.Technically he is still a student.
Temel olarak, fikrine katılıyorum.Basically, I agree with your opinion.
Sürekli yükselen fiyatların bir sonucu olarak sosyal huzursuzluk çıkabilir.Social unrest may come about as a result of the endless rising of prices.
Şeker tatlandırıcı olarak balın yerini aldı.Sugar replaced honey as a sweetener.
Minnettarlığımın bir ifadesi olarak bunu size sunabilir miyim?May I present this to you in token of my appreciation?
Bütün öğrenciler onu temsilcileri olarak tanıdılar.All the students recognized her as their representative.
Kural olarak o erken kalkar.As a rule, she is an early riser.
Genel olarak konuşursak, Japonlar sıkı işçidir.Generally speaking, Japanese are hard workers.
Bir kural olarak, ikizlerin ortak çok şeyi var.As a rule, twins have a lot in common.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking, women are better linguists than men.
Genel olarak konuşulursa kızlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking girls are better linguists than boys.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşursak, biz Japonlar yabancı dilleri konuşmaktan çok çekiniyoruz.Generally speaking, we Japanese are a little too timid in speaking foreign languages.
Genel olarak, şirketim şimdi iyi gidiyor.On the whole, my company is doing well now.
Bir bütün olarak, sanırım planın çok iyi bir plan.On the whole, I think your plan is a very good one.
Kural olarak, Japon halkı yabancı dillerde iyi değil.As a rule, Japanese people are not good at foreign languages.
Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, boys can run faster than girls.
Genel olarak muhabirler birinin mahremiyetine izinsiz girmeye çekinmezler.By and large, reporters don't hesitate to intrude on one's privacy.
Genel olarak Kanada'nın sert bir iklimi vardır.On the whole, Canada has a severe climate.
Hobi olarak resim yaparım.I draw for a hobby.
Herkes onu harika bir şarkıcı olarak saydı.Everyone regarded him as a great singer.
Herkes bana bir lider olarak baktı.Everyone looked on me as a leader.
Onların hepsi ona liderleri olarak saygı duyuyorlardı.They all looked up to him as their leader.
Şirket onu bir danışman olarak işe aldı.The company engaged him as an advisor.