Ana içeriğe geç
Sözlük

okuyabilmek ile cümle

okuyabilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Kathy üniversitede okuyabilmek için yarı zamanlı bir iş buldu.Kathy got a part-time job so that she could study at college.
O, müzik okuyabilmek için yurt dışına gitmek istiyor.She wants to go abroad so that she can study music.
Senin notlarını okuyabilmek mümkün değil.Your notes are illegible.
Kullanıcılar romanları ücretsiz olarak yükleyebilir veya ücretsiz olarak romanları okuyabilmektedir.Users can upload their novels free of charge and the novels are also free to read.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .Little Compline is read any time Great Compline is not called for.
Lorne (ya da Host) insanların geleceklerini görebilmekte ve düşüncelerini okuyabilmektedir.Lorne is able to read peoples' destinies and intentions.
Akıcı olarak üç yabancı dil (İngilizce, Fransızca ve Almanca) biliyor ve Macarca okuyabilmektedir.He is fluent in three foreign languages (English, French and German) and he also reads Hungarian.
Ama o kinetik güçlere sahiptir ve zihinleri okuyabilmektedir.He seems to have telekinetic abilities and is able to read minds.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.Eventually it can even read the owner’s thoughts.
Evde ödevinizi okuyabilmek için ışığınız var mı?Do you have lighting in your house to be able to read your homework?
Diyor ki, "Leymah, dileğim okuyabilmek.Says, "Leymah, my wish is to be educated.
Gazeteleri okuyabilmek mi? Bunun gibileri mesela.Por quê?
Bu pdf dosyasını okuyabilmek için bir parola gerekiyorA password is required to read that pdf
Senin notlarını okuyabilmek mümkün değil.Il n'est pas possible de lire tes notes.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.Il peut lire les pensées des personnes voisines.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .Permite escuchar sin límite todas las novedades.
19 yaşında Drama Center London'da okuyabilmek için Londra'ya taşındı.A los 19 años fue a Londres a estudiar enfermería.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.Puede leer la mente de la víctima.
Ama o kinetik güçlere sahiptir ve zihinleri okuyabilmektedir.Inoltre è dotato di una memoria fotografica ed è in grado di leggere le labbra.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .Он без приготовления читает целые трагедии.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .2-لا يقرأ بأكمله قراءة متتابعة.
Çince bir gazete okuyabilmek için en az 3.000 karakter öğrenilmelidir.Om een Chinese krant te kunnen lezen dient men ongeveer 3000 karakters te kennen.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.Potrafi czytać w myślach innych ludzi.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.Вміє читати думки інших.
Çince bir gazete okuyabilmek için en az 3.000 karakter öğrenilmelidir.Для читання китайської преси потрібно знати 3-4 тисячі.
Çince bir gazete okuyabilmek için en az 3.000 karakter öğrenilmelidir.Circa 3 000 de caractere sunt obligatorii pentru a citi un ziar.
Ama o kinetik güçlere sahiptir ve zihinleri okuyabilmektedir.Are puterea de a citi gândurile.
19 yaşında Drama Center London'da okuyabilmek için Londra'ya taşındı.19 éves korában Londonba költözött, ahol a Drama Centre-ben tanult.
Çince bir gazete okuyabilmek için en az 3.000 karakter öğrenilmelidir.Kiinalaisen sanomalehden lukemiseen riittää tavallisesti noin kolmen-neljän tuhannen merkin tunteminen.
Kendisi de dokunarak düşünceleri okuyabilmektedir.Den kan også frembringea syner.
19 yaşında Drama Center London'da okuyabilmek için Londra'ya taşındı.Da hun var 16 år reiste hun til London for å studere dans og drama ved London Studio Centre.
Kendisi de dokunarak düşünceleri okuyabilmektedir.Pikiran Steno yang bertanya-tanya juga mempengaruhi pandangan keagamaannya.
Kullanıcılar romanları ücretsiz olarak yükleyebilir veya ücretsiz olarak romanları okuyabilmektedir.Người dùng có thể tải lên tiểu thuyết của họ miễn phí và tiểu thuyết cũng được đọc miễn phí.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.Có thể đánh hơi để đọc suy nghĩ của đối thủ.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .端的に表現しきれない長いコメントを書き込みたいときに重宝する。
Akıcı olarak üç yabancı dil (İngilizce, Fransızca ve Almanca) biliyor ve Macarca okuyabilmektedir.他能讲一口流利的三门外语(英语、法语和德语),他还能看匈牙利文。
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .號稱能快速記憶,不用讀一整天的書。
Kendisi de dokunarak düşünceleri okuyabilmektedir.鲛人探之以为至宝。
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .이때, 보이지 않는 항까지 모두 써야 한다.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.Може да чете мислите на останалите.
Ziyaretçiler yazıtın Türkçesini de elektronik olarak okuyabilmektedir.Voličský preukaz sa dá vybaviť aj elektronicky .
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Het voelt niet als werken als ik een Kindle lees; het wordt iets specifieker.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Je n'ai pas l'impression de travailler quand je lis sur un Kindle ; ça commence à être un peu plus spécifique.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.저는 킨들에서 읽을 때 일을 하고 있다고 느끼지 않습니다. 이 기술은 점점 더 구체화되어지고 있습니다만,
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Não fico com a impressão de trabalhar quando leio num Kindle, torna-se um pouco mais específico.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Nie czuję się, jakbym był w pracy, gdy czytam na Kinde. Pojawia się więc specjalizacja.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Non mi sento al lavoro quando uso il Kindle
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.No tengo la sensación de estar trabajando cuando leo en un Kindle; comienza a ser algo más específico.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Nu trebuie să simt că muncesc atunci când citesc un Kindle; începe să fie un pic mai specializat.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Tôi thấy thoải mái khi đọc Kindle. Nó làm mọi thứ trở nên đặc biệt hơn.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Δεν νοιώθω ότι κάνω δουλειά όταν διαβάζω από το Kindle, αρχίζει απλά να γίνεται λίγο πιο συγκεκριμενοποιημένο.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Коли я читаю з Kindle, мені не здається, що я працюю.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Не трябва да се чувствам като на работа, за да чета Киндъл, започва да бъде малко по-специфичен.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.Я не чувствую, что я работаю, когда я читаю через Kindle, потому что это более подходящее.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.אני לא צריך להרגיש כאילו שאני בעבודה כדי לקרוא בקינדל. זה מתחיל להיות קצת יותר מפורט.
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.لا يتوجب علي أن أشعر أنني في العمل لأقرأ من كندل لقد أصبح أكثر تحدديداً بشكل قليل
Bir Kindle okuyabilmek için kendimi işte hissetmeme gerek yok; sanırım bu biraz açıklayıcı oldu.もっと読むことに限定されていますから でも 私自身は古いテクノロジーの方が好きなんです
Bu pdf dosyasını okuyabilmek için bir parola gerekiyorAdgangskode kræves for at læse den PDF
Bu pdf dosyasını okuyabilmek için bir parola gerekiyorÉ necessária uma senha para ler esse PDF
Bu pdf dosyasını okuyabilmek için bir parola gerekiyorEr is een wachtwoord nodig om het pdf-bestand te lezen
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod