İnsanların özel mektuplarını izin olmadan okumamalısın.You shouldn't read people's private letters without permission.
Size zarar verecek böyle kitaplar okumamalısınız.You must not read such books as will do you harm.
Böyle faydasız kitapları okumamalısın.You shouldn't read such useless books.
Sen bitirdiğinde gazeteyi okumama izin ver.Let me read the paper when you have finished with it.
Yemek yerken okumamalısın.You must not read while eating.
Eğer onula işin bittiyse, gazeteyi okumama izin ver.Let me read the newspaper if you've finished with it.
Mektubu okumama izin vermedi.She wouldn't allow me to read the letter.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.My father told me not to read books in bed.
Bu kadar loş bir odada kitap okumamalısın.You shouldn't read a book in a room this dim.
Okumamayı seçenlerin okuyamayanlara göre hiçbir avantajı yoktur.Those who choose not to read have no advantage over those who can't read.
Okulda altı yıl İngilizce okumama rağmen onu konuşmada iyi değilim.Even though I studied English for 6 years in school, I'm not good at speaking it.
Senin için zararlı olan kitapları okumamalısın.You shouldn't read books that are harmful to you.
Senin için zararlı olan dergileri okumamalısın.You shouldn't read magazines that are harmful to you.
Babam bana yatağımda kitap okumamamı söyledi.My father told me not to read a book in my bed.
Okumama müdahale ediyorsun.You're interfering with my reading.
Onu okumama gerek yok.I don't need to read it.
Genç insanlar okumamalıdır.Young people must not study.
Artık Fransızca okumamaya karar verdim.I've decided not to study French anymore.
Tom'un mektubunu okumamalıydın.You shouldn't have read Tom's letter.
Ben astrolojiye inanmıyorum ama bu benim burcumu okumamam anlamına gelmez.I don't believe in astrology, but that doesn't mean that I don't read my horoscope.
Fransızca okumamaya karar verdim.I've decided not to study French.
Tom mektubu okumama izin vermedi.Tom wouldn't let me to read the letter.
Babam kitapları yatakta okumama izin vermedi.Dad wouldn't let me read books in bed.
Belki ölüme meydan okumamalısın.Maybe you shouldn't tempt fate.
Babam bana yataktayken kitap okumamamı söyledi.My father told me not to read the book while in bed.
Fazla okumamalısın.You must not read much.
Tom'da kitap alıp da okumama hastalığı var.Tom has tsundoku.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.I actually refused to read it at first.
" Anladım, artık dudak okumama gerek yok çünkü artık bu bana tanıdık" diyorlar."I've got it, I don't need to lip-read anymore because it's familiar to me."
Sadece sayıyı okumama yardımcı oluyor. onun için üç basamaktan sonra bu virgülü koyuyorum.They just help me read the number.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor.So it just helps me read the problem a bit.
Hayır, seçtiğim ana raporu okumama izin ver@ infoNo, let me read the report I selected
Fazla okumamalısın.Du solltest nicht mehr lesen.
Gençlerin çoğu ise okumamakla beraber uzak yerlerde çalışmaktadır.Nach wie vor gibt die Mehrheit der Jugendlichen an, nicht zum Vergnügen zu lesen.
Başkalarının özel mektuplarını onların izni olmadan okumamalısın.Vous ne devriez pas lire les lettres privées des autres sans permission.
Zayıf ışıkta okumamalısın.Tu ne devrais pas lire avec un éclairage aussi faible.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Que je n'avais pas lu.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Y yo le aconsejo nada más leerlo.
Yemek yerken okumamalısın.Non devi leggere mentre mangi.
Mektubu okumama izin vermeyecek.Она не позволит мне прочитать письмо.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Учиться я, правда, не любил.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.قال لي والدي، لا تقرأ الكتب في السرير.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.Ojciec zabronił mi czytać książki w łóżku.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.Батько заборонив мені читати книжки в ліжку.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Δεν γνώριζα τι επρόκειτο να διαβάσω.
Gençlerin çoğu ise okumamakla beraber uzak yerlerde çalışmaktadır.Mange bruger også at spise sammen før de læser sammen.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Không thể tin nổi tôi đang đọc .
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.父は私に寝床の中で本を読むなと言いました。
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Не знаех какво точно ще прочета.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.Баща ми ми каза да не чета книга в леглото.
" Anladım, artık dudak okumama gerek yok çünkü artık bu bana tanıdık" diyorlar."Ya lo sé, ya no necesito leer los labios porque el idioma me resulta conocido".
" Anladım, artık dudak okumama gerek yok çünkü artık bu bana tanıdık" diyorlar.さて これが本当に言語の獲得と 関連しているか確認するために
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor.Ak by bola ďalšia čiarka na tomto mieste, vedel by som, že ide o milióny.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor. Bunu anladınızsalaat ik dit met een andere kleur aanduiden -- dat zesendertig keer drie gelijk is aan honderd en acht.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor. Bunu anladınızsaVous commencez le problème comme d'habitude, ici c'est un 3 vous ignorez le 2 pour le moment.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor. Bunu anladınızsaПоставяте тук 8, поставяте 10 там - или 1 тук, защото е 10 плюс 8.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor.Forhåbentlig var det her stykke til at forstå.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor.Hilft mir also lediglich das Problem besser zu lesen.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor.그래서 이것은 문제를 읽는 데에 더 도움을 줍니다.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor.Portanto isto me ajuda a ler o problema.