Ana içeriğe geç
Sözlük

okumam ile cümle

okumam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ve de bu kitabı okumam dört senenin ardından bu ancak tatilimde mümkün olabildi.I think it took me four years to finally read it, while on sabbatical.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.First of all, I was embarrassed because I had not read the novel "Dune" at that time.
Herhalde Vitrivius'u okumamıştı.I guess he didn't read Vitruvius.
Benim meydan okumamın yeri budur.My challenge instead is this.
Sadece sayıyı okumama yardımcı oluyor. onun için üç basamaktan sonra bu virgülü koyuyorum.They just help me read the number.
Gördüğünüz gibi problemi okumama yardımcı oluyor.So it just helps me read the problem a bit.
Organizatörler burada kitabımı okumamı istediler.So I've been asked by the organizers to read from my book.
Bunu bana oku. Okumam yok.Um comitê de investigação, nas fábricas de Aalst!
Okumam gereken kitabı yazdım.I wrote the book I needed to read.
Ve Kur'an okumam (emredildi).And to recite the Qur'an."
Kitap'da olanları okumamışlar mıydı?And they have read this in it.
Ve Kur'an okumam emredildi.And to recite the Qur'an."
"Ve Kur'an'ı okumam (emredildi).And to recite the Qur'an."
"Ve Kur'ân'ı okumam emredildi."And to recite the Qur'an."
Ve kitabın içindekileri ders edinip okumamışlar mıydı?And they have read this in it.
Hayır, seçtiğim ana raporu okumama izin ver@ infoNo, let me read the report I selected
Başka bir planı öne süren kişi, Ahtisaari Planı'nı okumamış demektir.Whoever suggests another plan is among those who have not read the Ahtisaari Plan.
Onunla işiniz bittiğinde gazeteyi benim okumam için bırakın lütfen.Lassen Sie mich bitte die Zeitung lesen, wenn Sie damit fertig sind.
Ben kitap okumam.Ich lese keine Bücher.
Çok okumam gerekiyor.Ich muss viel lesen.
Fazla okumamalısın.Du solltest nicht mehr lesen.
Bond gibi iyi okullarda okumamıştı ve onun gibi bir playboy yaşantısı sürmüyordu.Er hatte nie Schwierigkeiten als Jude an dieser Schule.
Gençlerin çoğu ise okumamakla beraber uzak yerlerde çalışmaktadır.Nach wie vor gibt die Mehrheit der Jugendlichen an, nicht zum Vergnügen zu lesen.
Başkalarının özel mektuplarını onların izni olmadan okumamalısın.Vous ne devriez pas lire les lettres privées des autres sans permission.
Zayıf ışıkta okumamalısın.Tu ne devrais pas lire avec un éclairage aussi faible.
İngilizce öğretmenim bana bu kitapları okumamı öğütledi.Mon professeur d'anglais a recommandé que je lise ces livres.
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.Je n'ai pas encore choisi de scénario.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Que je n'avais pas lu.
İngilizce öğretmenim bu kitapları okumamı tavsiye etti.Mi profesor de inglés me ha aconsejado leer estos libros.
Pek gazete okumam.No leo mucho los periódicos.
Çok okumam lazım.Tengo que leer mucho.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Y yo le aconsejo nada más leerlo.
Yemek yerken okumamalısın.Non devi leggere mentre mangi.
Mektubu okumama izin vermeyecek.Она не позволит мне прочитать письмо.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Учиться я, правда, не любил.
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.До этого времени он никогда не писал сценарии.
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.أنا لم أقرأ هذا البرنامج حتى الآن.
Yazar küçük insanların dünyasına yönelirken uzun süre düşünüp, bilimsel eserler okumamıştır.فكر الكاتب أن يتجه إلى عالم الإنسان الصغير ولكنه لم يكن قد قرأ الأعمال العلمية.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.قال لي والدي، لا تقرأ الكتب في السرير.
O aşamaya gelince bana kitaptan bahsedildi ve ben de editörümden okumam gerekli mi diye sordum.Então, ele foi mencionado para mim, e perguntei ao meu editor se deveria lê-lo.
Ben onun romanlarını okumam.Ik lees zijn romans niet.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.Ojciec zabronił mi czytać książki w łóżku.
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.Ännu ej publicerat manuskript.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.Батько заборонив мені читати книжки в ліжку.
Ben onun romanlarını okumam.Я не читаю його романи.
Ben kitap okumam.Nu citesc cărți.
Öğretmenim bana Shakespeare'i okumamı önerdi.Profesorul meu mi-a recomandat să citesc Shakespeare.
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.Sohasem írtam forgatókönyvet.
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.En ollut edes lukenut kirjoja.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Δεν γνώριζα τι επρόκειτο να διαβάσω.
Gençlerin çoğu ise okumamakla beraber uzak yerlerde çalışmaktadır.Mange bruger også at spise sammen før de læser sammen.
O aşamaya gelince bana kitaptan bahsedildi ve ben de editörümden okumam gerekli mi diye sordum.Vào thời điểm đó, có người nhắc đến nó với tôi, và tôi hỏi người biên tập tôi có nên đọc nó không.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Không thể tin nổi tôi đang đọc .
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.私は一度も脚本というものを読んだことがなかった。
Yapıma dahil olmadan önce oyuncu kitabı hiç okumamıştı.養成所に入るまでは一切演技の勉強をしたことがなかった。
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.父は私に寝床の中で本を読むなと言いました。
Henüz senaryoyu bile okumamıştım.저는 한 번도 가사를 먼저 쓴 적이 없었어요.
Aslında okumamayı tercih etmiştim.Не знаех какво точно ще прочета.
Güldem bu mektubu okumamıştır, zihninde yaşamıştır.Роуз дори няма негова снимка, но той съществува само в паметта ѝ.
Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.Баща ми ми каза да не чета книга в леглото.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod