Ana içeriğe geç
Sözlük

okşa ile cümle

okşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sonra gülümsedi ve sevgili kedisini üç kez hafifçe okşadı.[1][2]He then smiled and gently stroked his beloved cat three times.[7][8]
İşitme köpeğinin kafası okşanıyor.Hearing-assistance dog being patted on its head.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Gott beschirme sie weiterhin, wenn auch für sie unsichtbar.
Çocuk kediyi okşar.L'enfant caresse le chat.
Kimseyi okşamıyorum.Je ne caresse personne.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.C'est une oublieuse personne, mais je ne lui en veux pas de ses manques.
Benim kedim onu okşadığımda zevkten mırlar.Mi gato ronronea de placer cuando lo acaricio.
Tom köpeğini okşamak için elini aşağıya uzattı.Tom bajó la mano para acariciar a su perro.
Yeğeni Ebu Cehil onunla konuşmuş ve gururunu okşayarak fikrini değiştirmesini sağlamıştır.El hermano la intenta convencer con promesa y amenazas.
Fil, kadını nazikçe hortumuyla okşamaktadır.Il maschio attira la femmina con un corteggiamento molto serrato.
Halkın beğenisini okşayan güfte ve besteler yapmıştır.Your Breakfast and People Who Made It (Ваш завтрак и люди, которые его произвели).
1941’de Saadet Hanım ile evlendi, bu evlilikten Okşan(1942) ve oğlu Ahmet (1947) dünyaya geldi.وبعام (1941) تزوج بالسيده (سعادت) وبعد هذا الزواج أنجب ولده (أوكشان) عام 1942 و(أحمد) عام (1947) .
Halkın beğenisini okşayan güfte ve besteler yapmıştır.En bestelde hij daar eten en wijn, omdat hij daar blij wilde zijn’.
Bu esnada ise Bovver'ın Matthew'un başını okşadığı görülür.Die is ondertussen met Matthew haar kluis aan het plunderen.
Köpeğin başını okşadı.Hij aaide de hond over zijn kop.
Kulaklarının arkasını okşarsın, ve her şey tekrar iyidir.Je aait hem achter zijn oren, en alles is weer goed.
Köpeğimiz okşanırsa devamlı kuyruğunu sallar.Onze hond kwispelt altijd met zijn staart als hij geaaid wordt.
Biz buraya senin köpeğini okşamanı görmeye gelmedik.We zijn niet hier gekomen om je je hond te zien aaien.
Çocuğun saçlarını okşadı.Zij aaide het kind over het haar.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Niestety się mylił, ale tego nie można brać mu za złe.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Man skal føle dem, men ikke skamme sig over dem.
Fil, kadını nazikçe hortumuyla okşamaktadır.老婆は女を優しく招き入れた。
Sokak kedilerini tırnaklarıyla okşamayı çok severdi.剪指甲的時候喜歡剪到肉。
Artık onları istediğim zaman okşayabilirim.Ahora yo puedo acariciarlas en cualquier momento.
Artık onları istediğim zaman okşayabilirim.les plus beaux corps féminins que j'avais touchés, pour pouvoir les caresser éternellement ici.
Artık onları istediğim zaman okşayabilirim.Ora posso accarezzarle quando voglio.
Artık onları istediğim zaman okşayabilirim.Έτσι, μπορώ να τιs χαϊδεύω όποτε θέλω.
Artık onları istediğim zaman okşayabilirim.Теперь я могу ласкать их, когда захочу.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Cieszę się, że panu smakowało, ale to, co podaję, nie wystarcza.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Det smickrar mig att du tycker det- -men mer kan jag inte åstadkomma.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Det smigrer mig, at du synes det, - - men det her er det eneste, jeg kan gøre.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.É um elogio ouvi-lo dizer isso, mas não posso fazer nada mais do que isto.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Me halaga que me diga esto, pero es lo único que sé hacer.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Mi lusinga che lei dica questo. È l'unica cosa che posso fare ormai.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Olen imarreltu, mutta tämän enempää en osaa.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Με κολακεύετε, αλλά αυτό είναι όλο που μπορώ να κάνω.
Böyle demeniz gururumu okşadı, ama elimden gelen ancak bu kadar.Мне приятно, что ты это говоришь, но это всё, что я могу сделать.
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Ceva trebuie să fie în sus, Jeeves." "Da, domnule."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Coś musi być w górę, Jeeves".
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Er moet iets omhoog, Jeeves." "Ja, meneer."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Etwas muss sich, Jeeves." "Ja, Sir."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."뭔가 Jeeves까지해야합니다." "예, 알겠습니다."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Jotain on ylöspäin, Jeeves." "Kyllä, sir."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Một cái gì đó phải được, Jeeves." "Vâng, thưa ngài."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Något måste vara upp, Jeeves." "Ja, sir."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Něco se musí nahoru, Jeeves." "Ano, pane."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Nekaj mora biti gor, Jeeves." "Ja, gospod."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Niečo sa musí hore, Jeeves." "Áno, pane."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Noget må være op, Jeeves." "Ja, sir." Det syntes at gøre ondt Jeeves en god handel, så jeg smed den.
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Sesuatu harus naik, Jeeves." "Ya, Sir."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Κάτι πρέπει να είναι μέχρι, Jeeves." "Ναι, κύριε."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Нещо трябва да бъде, Джийвс." "Да, сър."
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Что-то должно быть до, Дживс." "Да, сэр".
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Щось має бути до, Дживс." "Так, сер".
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."يجب أن يصل شيء ، جيفيس." "نعم ، سيدي".
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı.私は口ひげ思いやりのあるクルクルを与えた。それは良い取引をJeevesは、私を傷つけるように見えた
Burada da gözü okşayan resimler var, dünyanın her yerinde bilim adamları ve sanatçılar tarafından yapılmışlar.A oto mała uciecha dla oka, projekty różnych domorosłych naukowców i artystów z całej kuli ziemskiej.
Burada da gözü okşayan resimler var, dünyanın her yerinde bilim adamları ve sanatçılar tarafından yapılmışlar.A tady je malá ukázka od nejrrůznějších DIY vědců a umělců z celého světa.
Burada da gözü okşayan resimler var, dünyanın her yerinde bilim adamları ve sanatçılar tarafından yapılmışlar.A tu je niekoľko oku lahodiacich vecí pre vás, od skupiny DIY vedcov a umelcov z celého sveta.
Burada da gözü okşayan resimler var, dünyanın her yerinde bilim adamları ve sanatçılar tarafından yapılmışlar.Dan ini untuk sekedar cuci mata, dari ilmuwan amatir dan seniman dari seluruh dunia.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod