of ile cümle

of kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ofisin kaç saat eve gitmenize izin veriyor?What time does your office let you go home?
O artık öfkesini tutamadı.He couldn't hold his temper any longer.
Öfkeli kalabalık, arabaları devirdi ve mağazaların önündeki camları kırdı.The angry mob overturned cars and smashed storefront windows.
Onun yüzü öfkeden daha ziyade tiksinme ve hüzün yansıtıyor.Her face reflects disgust and sadness, rather than anger.
O niçin öfkeli?Why is he angry?
O öfkeyle telefonu kapadı.She hung up angrily.
Boşanma avukatın ofisinde bu sabah sona ermiştir.The divorce was finalized this morning at the attorney's office.
Tom'un öfkesi onların evliliğini yaraladı.Tom's anger hurt their marriage.
Öfkeyi kontrol etmek zordur.Anger is hard to control.
Bir miktar sıvı ofisimize sızıyor.Some fluid is leaking into our office.
Ofis onun için bir anıt düzenledi.The office held a memorial for him.
Öfkeli kalabalık binaya saldırdı.The angry mob attacked the building.
Keşke Tom'un daha büyük bir ofisi olsa.Tom wishes he had a larger office.
Tom'un öfkelenmek için hiçbir nedeni yoktu.Tom had no reason to be angry.
Tom öfkeli olduğunda her zaman bağırır.Tom always shouts when he is angry.
Mary'nin ofisi evinin iki mil batısındadır.Mary's office is two miles west of her house.
Ofisim nerede?Where is my office?
Renksiz yeşil fikirler öfkeli uyur.Colorless green ideas sleep furiously.
Renksiz yeşil fikirler öfkelice uyur.Colorless green ideas sleep furiously.
Renksiz yeşil fikirler öfkeli bir şekilde uyur.Colorless green ideas sleep furiously.
O, onun çocuklarına çok öfkelidir.She is very angry with her children.
Onlar niçin öfkeli?Why are they angry?
Neden öfkeliler?Why are they angry?
Vali öfkeliydi.The governor was furious.
Öfkeli bir kalabalık ona bağırdı.An angry crowd screamed at her.
Başkan Roosevelt öfkelendi.President Roosevelt was furious.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.Soon, their hunger turned to anger.
Öfkeli olmak bir filozofa yakışmaz.Anger does not befit a philosopher.
Babamın hala ofiste olup olmadığını biliyor musun?Do you know if my father is still in the office?
Siz beyler niçin öyle öfkelisiniz?Why are you guys so angry?
Janet öldüğünden beri kocası öfkeden deliye döndü.Since Janet died, her husband has really gone off the deep end.
Bay Kinoshita gözlüklerini dün akşam ofiste bıraktı.Mr Kinoshita left his glasses behind in the office yesterday evening.
O, ofisten ayrılmadan önce onunla konuşacağız.We will talk to her before she leaves the office.
Ofisteki en iyi arkadaşı onu ziyaret etmek için geldi.His best friend in the office came to visit him.
O, ona öfkeyle baktı.She looked at him angrily.
Onun öfkeli olduğunu ve sadece gideceğini düşündüm.I thought she was angry and would just go away.
Bir günde kaç saati ofisinde geçirirsin?How many hours a day do you spend in your office?
Yüzü öfkeden kıpkırmızıydı.Her face was bright red with anger.
Hakkımda bilmen gereken şey öfkelendiğim zaman sessizliğe bürünmemdir.Something you should know about me is that when I get angry, I get quiet.
Sen ofisime girmeden önce kapıyı çalmayan tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know who doesn't knock before entering my office.
Ofisten saat kaçta çıkıyorsun?At what time do you exit from the office?
O ofiste.He's at the office.
Tom şimdi evde olmalı, ama hâlâ ofisinde bulunuyor.Tom should be home by now, but he's still at his office.
Tom ofisinden çok uzakta olmayan iyi bir Çin restoranı biliyor.Tom knows a good Chinese restaurant not too far from his office.
Tom ofisinde.Tom is in his office.
Tom ofis kapısını kilitli buldu.Tom found the office door locked.
Tom ofisinin yakınında yaşamıyor.Tom doesn't live near his office.
Tom her gün küçük ofisinde tıkılı kalmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like being cooped up in his small office every day.
Tom cumartesi günü ofisine gitmez.Tom doesn't go to his office on Saturday.
Tom öfkesini tutamadı.Tom couldn't hold back his anger.
Tom öfkesini kontrol edemedi.Tom couldn't control his anger.
Tom bugün ofise gelemiyor.Tom can't come to the office today.
Tom otuz dakika ya da daha az sürede ofisine yürüyebilir.Tom can walk to his office in thirty minutes or less.
Tom ofisime dün öğleden sonra erken geldi.Tom came to my office early yesterday afternoon.
Tom geç kalacağını söylemek için ofisi aradı.Tom called the office to say that he'd be late.
Yeni ofisinde çalışmaya alışması Tom'un birkaç haftasını aldı.It took Tom a few weeks to get used to working in his new office.
Olay anında Tom ofisindeydi.At the time of the incident, Tom was in his office.
Tom Mary'nin öfkesinden korkuyordu.Tom was afraid of Mary's temper.
Tom öfkesini Mary'den çıkardı.Tom took out his anger on Mary.
Tom Mary'ye ofisi temizletti.Tom got Mary to clean the office.

İlgili Sayfalar