O, ablasına odasının duvarını boyamasına yardım ettirdi.He had his older sister help him paint the wall of his room.
Mary odasına kapandı ve tüm pencereleri kapattı.Mary shut herself up in the room and closed all the windows.
Morales oturma odasında.The Morales are in the living room.
Eve döndüğünde kendisini odasına kapattı.When he returned home, he shut himself in his room.
O onun bağırdığını duydu, bu yüzden onun yatak odasına koştu.She heard him scream, so she ran into his bedroom.
O, ona odasını temizletti.She made him clean his room.
O, ona odasını temizlemesini buyurdu.She ordered him to clean up his room.
Sen misafir odasında uyuyacaksın.You'll sleep in the guestroom.
Tanınmış şair çalışma odasında intihar girişiminde bulundu.The well-known poet attempted to commit suicide in his study.
Tom'un odasına girmeden önce her zaman kapıyı çalmalısın.You should always knock before entering Tom's room.
Tom'un oturma odası zevkle döşenmiştir.Tom's living room was tastefully furnished.
Tom kendini odasına kapadı.Tom shut himself up in his room.
Tom kendini yatak odasına kapadı.Tom shut himself up in his bedroom.
Tom odasından dışarı koştu.Tom ran out of the room.
Tom yurt odasının anahtarını kaybetti.Tom lost the key to his dorm room.
Tom gece geç saatlere kadar odasında müzik dinledi.Tom listened to music in his room until late at night.
Tom yatak odasını yeniden dekore etmeyi planlıyor.Tom is planning to redecorate his bedroom.
Tom şu an odasında.Tom is in his room now.
Tom 2.30'dan önce odasını temizlemeli.Tom has to clean his room before 2:30.
Tom'un kendi yatak odası vardır.Tom has his own bedroom.
Tom akşam yemeğinden beri odasında ders çalışıyor.Tom has been studying in his room since dinner.
Tom odasının dışında gürültü olduğu için iyi uyuyamadı.Tom couldn't sleep well last night because it was noisy outside his room.
Tom geçen hafta sonu odasını temizledi.Tom cleaned his room last weekend.
Tom bütün yemeklerini odasında yedi.Tom ate all his meals in his room.
Dün gece, Tom'un odasından gelen garip bir ses duydum.I heard a strange noise coming from Tom's room last night.
Tom'un odası Mary'ninkinden sadece biraz daha büyük.Tom's room is only slightly larger than Mary's.
Tom Mary'nin hastane odasına bir şişe viski kaçırdıTom smuggled a bottle of whiskey into Mary's hospital room.
Tom araba anahtarını Mary'nin odasında bırakmış olabilir.Tom might have left his car key in Mary's room.
Tom kapıya tekme attı ve Mary'nin odasına girdi.Tom kicked down the door and entered Mary's room.
Tom Mary'nin yolunu bloke etti ve onun odasına girmesine izin vermedi.Tom blocked Mary's way and wouldn't let her enter the room.
Tom ve Mary oturma odasında TV izliyor.Tom and Mary are watching TV in the living room.
Tom'un odasında olup olmadığını söylemek zordu.It was difficult to tell if Tom was in his room.
Tom yapacak daha iyi bir şey olmadığı için, odasını temizlemeye başladı.For the lack of something better to do, Tom started cleaning his room.
O, odasını temizleyecekti.He was going to clean up his room.
Çalışma odasısının mobilyasını vergiden düşebildi.He could deduct the furnishing of his work room from his taxes.
Onun çalışma odasının mobilyası vergiden düşürülebilirdi.The furnishing of his work room was tax deductible.
Çalışma odasının mobilyasını vergiden düşürebildi.He could write off his work room's furnishing from his taxes.
Tom'un odasını arayabilir miyim?Would you mind if I searched through Tom's room?
Tom'un yatak odası kapısı kapalıydı.Tom's bedroom door was closed.
Tom odasına geri döndü.Tom went back to his room.
Tom odasında ölü bulundu.Tom was found dead in his room.
Tom Mary'den odasını temizlemesini istedi.Tom wanted Mary to clean her room.
Tom bütün gün odasında oturur ve bir şey yapmaz.Tom sits in his room all day and does nothing.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Tom sat staring at the tropical fish swimming around in the aquarium in his bedroom.
Tom odasının anahtarını içeride unuttu.Tom locked himself out of his room.
Tom kendisini odasına kilitledi.Tom locked himself in his room.
Tom kendisini odasına kilitledi ve dışarı çıkmadı.Tom locked himself in his room and won't come out.
Tom'un yatak odasında büyük bir dolabı var.Tom has a large closet in his bedroom.
Tom yemek odası lambasını açtı.Tom flipped on the dining room light.
Tom mutfağı temizlemeyi bitirdi ve sonra oturma odasını temizlemeye başladı.Tom finished cleaning the kitchen and then started cleaning the living room.
Tom odasını temizlemek istemiyor.Tom doesn't want to clean his room.
Tom Mary'nin odasına girdiğini duymadı.Tom didn't hear Mary enter the room.
Tom yatak odası dolabını temizledi.Tom cleaned out his bedroom closet.
Tom Mary'ye oturma odasındaki kanepe için ne kadar ödediğini sordu.Tom asked Mary how much she'd paid for the sofa in her living room.
Tom ve Mary oturma odasındaki mobilyaları yeniden düzenlediler.Tom and Mary rearranged the furniture in their living room.
Polisler Tom'un yatak odası penceresinin dışında herhangi bir ayak izi bulamadılar.The police couldn't find any footprints outside Tom's bedroom window.
Tom odasındaki yatak yapılmamıştı.The bed in Tom's room was unmade.
O odasına gitti ve giyindi.She went into her room to dress herself.
Sohbet odasına gelmelisin.You should come to the chat room.
Sohbet odasına gitmekten hoşlanırım.I like to go to the chat room.