Baş kahraman Joe Miller, odada kaybolan kızı Anna'yı kurtarmak için bu objeleri araştırmaktadır.El detective Joe Miller continúa buscando a su hija desaparecida en la habitación.
Bu sırada, iki çocuğu yan odada uyumaktaydı.Habían venido ese días dos frailes, que dormían en la sala contigua.
Seslendirildi: Yui Horie Ryunosuke 102 numaralı odada kalmaktadır ve 2.sınıf öğrencisidir.Seiyū: Yui Horie Ryūnosuke es el residente de la habitación 102 y estudiante de segundo año de Suiko.
Bu odada uyuyakalır.Dormiría en esa ciudad.
Mola vermek için odadan çıkıyordu ve geri geldiğinde bambaşka bir kıyafetle karşımızda duruyordu.Por ejemplo, sale de la habitación y vuelve después del descanso con un traje nuevo.
R2-D2 ve C-3P0'yu odada bırakırlar.R2-D2 y C-3PO.
Kim girerse girsin ikisi de odada ölür.Cuando entra, se encuentra a ambos jóvenes asesinados.
Daha sonra dikilitaş odada belirir.Se entra a continuación en la sala de asamblea.
Bu odada, 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne göç edene kadar yaşayacaktı.Aquí permaneció hasta que emigró a Estados Unidos en 1981.
Bir araya geldik ve bilirsiniz, aynı odada kalma zamanımız oldu.Salimos en una cita y me di cuenta que no había nadie más en la habitación.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Cualquier invitado adicional tenía que sentarse en una silla.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.En la cámara había dos sillas, un dosel, una cama y una silla de manos.
Ardından sanatçı, parıltılı konfetilerle dolu, boş bir odada belirir.La siguiente escena la muestra en una habitación vacía llena de brillo.
Konukevi 121 odadan oluşmakta, arttırılabilir 242 kişilik kapasiteye sahiptir.Sala de cámara: con capacidad para 241 personas.
Odadaki hava en az %50 atmosferden oluşuyordu.La atmósfera de la cámara era al menos el 50% de oxígeno puro.
Termal otelde 5 süit oda, 60 odada 140 yatak bulunmaktadır.En la actualidad Ures tiene en operación 120 habitaciones de hotel.
Güneydeki bir odada bir bebek gömütü açılmıştır.En un parque es encontrado el cuerpo de un niño.
Konstantinos de bu odada doğdu, ancak annesi Zoe o sırada Leon ile evli değildi.Como Luis nunca se casó, su madre continuó viviendo en la misma planta.
Bu odada on kişi var.Ci sono dieci persone in questa stanza.
İki çocuk odadan dışarı koşarak geldi.Due bambini uscirono dalla stanza correndo.
Tom öfkeyle odadan ayrıldı.Tom lasciò la stanza infuriato.
Lütfen odadan çıkarken ışıkları söndür.Per favore, spegni le luci mentre esci dalla stanza.
Bondarenko'nun ölümü yüksek oksijen içeren kapalı bir odada çıkan yangın sebebiyle gerçekleşti.Bondarenko è morto per un incendio in una camera pressurizzata riempita di ossigeno puro.
Krallar ve onların 30 kraliçesinin 19 hatırlatıcı tabletleri 19 odada yer almaktadır.Vi sono 19 targhe commemorative di re e 30 delle loro regine, poste in 19 camere.
Şarkıcı dönüp odadan çıkarken, Saldívar'ın onu sağ omzundan bir kere vurmasıyla bir arteri koptu.Quando la cantante si girò per lasciare la stanza, la Saldívar le sparò una volta alla schiena.
Walter'ın kaldığı yan odadaki komşusudur.Walter è stato l'unico a starle vicino.
Otho'yu kendi yatak odasına saklar ve ona bu odada olacak konuşmaları çok dikkatle dinlemesi talimatını verir.Lei nasconde Ottone nella sua camera da letto dicendogli di ascoltare attentamente.
Saray, farklı stillerden oluşan iç mekan mobilyalarıyla 116 odadan oluşuyor.Il palazzo contiene 116 stanze, con interni arredati in stili diversi.
Klip esnasında Blunt, karartılmış bir odada tek başına oturarak geçmiş ilişkisini düşünmektedir.Nel video Blunt è seduto da solo in una stanza piuttosto scura mentre riflette su una passata relazione.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Quella sera i bambini rimangono soli in casa...
Odada hiç kimse yoktur.Ma in casa non c'è nessuno.
Bulunan temellerin en büyüğünün ölçüleri 28.8 metreye 15.6 metredir ve çok sayıda odadan oluşmaktadır.La costruzione più grande misurava 28,8 metri per 15,6 e consisteva in numerose stanze.
Her ikisi de odadan ayrılır.I due lasciano la casa.
İki sırada üçer odadan oluşmaktadır.Di questi, due terzi sono donne.
Vampir, odadan kaçmıştır.Lo sceriffo Clark, invece, fuggì dalla contea.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Entra nella stanza e grida per l'orrore.
Şarkının klibi beyaz ve lacivert bir odada çekilmiştir.Ally canta in una stanza gialla e luminosa.
Annesi odadan çıkar ve Marty pantolonunu giyer.Jenna torna a casa e si toglie l'apparecchio con delle pinze.
2002 - Cam Odada Oturmak - İstanbul, İnkılap Kitapevi.2001 – In forma di rosa (Sottosuono, distr.
Bu odada bir televizyon var.В этой комнате есть телевизор.
Odada kimse yoktu.В комнате никого не было.
Bu odada hiç sandalye yok.В этой комнате нет стульев.
O odada etrafına bakındı.Она оглядела комнату.
O, öfkeyle odadan dışarı koştu.Он в гневе выбежал из комнаты.
Odada bir sürü kız var.В комнате много девочек.
Odadan çıktıktan sonra kapıyı kapat.Закрой за собой дверь, после того как выйдешь из комнаты.
Bitişik odada kahkaha duydum.Я услышал громкий смех в соседней комнате.
Kendilerini küçük bir odada buldular.Они очутились в небольшом помещении.
Bu odada eninde sonunda bir üşüme geliyor bana.В этой комнате я всегда в конце концов замерзаю.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Стул в такой комнате вполне сгодится для сидения на нём.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.Над каждым объёмом (пристроем) здания возводится крыша.
Odada gördükleri onu dehşete düşürür.Картина, которую они видят, приводит их в шок.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Мать и сын остаются одни.
Figaro bu yeni odadan memnundur, fakat Susanna çok daha az memnun görülür.Фигаро нравится комната, но Сюзанна… Что с ней?
Tek odadan oluşur.Состоит из одной палаты.
Kadın elbisesini tutunca Yusuf elbiseyi bırakarak odadan çıktı.Когда Иосиф убегал от неё, его плащ остался у неё в руках.
Ferit odada koltukta oturmuş birini görür.Человек может ощущать чьё-то присутствие в комнате.
Burası 1 salon, 3 odadan ibarettir.Здание деревянное, одноэтажное из 3-х комнат.
Sonra odadan ayrılır.Тот покидает комнату.
Her ikisi de odadan ayrılır.Они вместе уходят из зала.