Tom adında bir oğlum yok.I don't have a son named Tom.
Mal varlığınının bir kısmını oğlu Robert'a bıraktı.He settled part of his estate on his son Robert.
Gördüğün çocuk benim oğlum.The boy you see is my son.
Savaşta ölen bir oğlum vardı.I had a son who died in the war.
Bir vaizin oğlu olmaktan nefret ediyorum.I hate being a preacher's son.
Ruben'in üç oğlu var.Ruben has three sons.
Tom'un yaşında bir oğlum var.I have a son Tom's age.
Kaybolan bir oğlum var.I have a son who disappeared.
Hasta olan bir oğlum var.I have a son who's sick.
Bir oğlum var.I have a son.
On yaşında bir oğlum var.I have a ten-year old son.
Üç yetişkin oğlum var.I have three grown sons.
Üç oğlum var.I have three sons.
Benim üç oğlum var.I have three sons.
Saat 2.30'da oğlumu almalıyım.I have to pick up my son at 2:30.
Altı yaşında bir oğlum var.I've got a six-year-old son.
Seni oğlum gibi seviyorum.I love you like a son.
Oğlunun bugün ne yaptığı hakkında seninle konuşmalıyım.I must speak to you about what your son did today.
Tom benim oğlum değil.Tom is not my son.
Oğlum bana yalan söyledi.My son lied to me.
Oğlumun ölümü hakkındaki gerçeği bilmek istiyorum.I want to know the truth about my son's death.
Oğlum anaokulunda.My son is in preschool.
Ben oğlumu görür görmez ağlamaya başladım.No sooner did I see my son than I broke out crying.
Oğlum yarışmada birincilik ödülünü kazandığında ben çok gurur duydum.I was very proud when my son won first prize at the competition.
Oğlum dinozorlar hakkında kitap okumayı sever.My son loves to read books about dinosaurs.
Tom'un her iki oğlu da savaşta öldü.Both of Tom's sons died in the war.
Tom oğlu John'u Beyzbol maçına götürdü.Tom took his son John to a baseball game.
Oğlumla akşam yemeği yiyeceğim.I'm going to have dinner with my son.
Tom senin oğlun, benim değil.Tom is your son, not mine.
Tom kız kardeşimin oğludur.Tom is my sister's boy.
Ben Tom'un en büyük oğluyum.I'm Tom's oldest son.
Oğlunla beraber çalışıyorum.I work with your son.
Tom, Mary'nin oğludur.Tom is Mary's son.
Tom amca oğlum.Tom's my cousin.
Tom dayı oğlum.Tom's my cousin.
Tom hala oğlum.Tom's my cousin.
Tom teyze oğlum.Tom's my cousin.
Tom emmi oğlum.Tom's my cousin.
Oğluna bir masal anlattı.He told a bedtime story to his son.
Mary, oğlunu sırtında taşıdı.Mary carried her son on her back.
O, tek oğlunu bir kazada kaybetti.He lost his only son in an accident.
Benim oğlum şimdi bir asi yaşta görünüyor ve pervasızca bize karşı çıkıyor.It seems that my son is now at a rebellious age and recklessly opposes us.
O, endişeyle oğlunu bekledi.He waited anxiously for his son.
Tom bir araba kazasında tek oğlunu kaybetti.Tom lost his only son in a car accident.
Oğlumu aradım.I called my son.
Bir oğlumuz olacak.We're going to have a boy.
Her annenin hayali oğlunun bir doktor ya da bir avukat olmasıdır.Every mother's dream is for her son to be a doctor or a lawyer.
Ben üç ay önce oğlumu evden kovdum.I kicked my son out of the house three months ago.
Tom bana o öldüğünde oğlumla birlikte olduğunu söyledi.Tom told me you were with my son when he died.
Boston'da bir karım ve üç oğlum var.I have a wife and three sons in Boston.
Tom oğluna babacan bir tavsiye verdi.Tom gave his son some fatherly advice.
Tom adında bir oğlun var, değil mi?You have a son named Tom, don't you?
Tom oğlunu yatağa soktu.Tom tucked his son into bed.
Oğlunun adı ne?What's your son's name?
Tom benim oğlumun arkadaşıdır.Tom is my son's friend.
Bana oğlundan söz et.Tell me about your son.
Oğlun nerede, Tom?Where's your son, Tom?
Oğlumun ismi Tom.My son's name is Tom.
Oğlun neredeydi?Where was your son?
Oğlunuz neredeydi?Where was your son?