Trenim saat altıda Kyoto'dan ayrıldı ve saat dokuzda Tokyo'ya vardı.My train left Kyoto at six, and arrived in Tokyo at nine.
Senin için aldığım saati ne yaptın?What have you done with the watch I bought for you?
Ben odaya girdiğimde oğlum birkaç saattir yazı yazıyordu.My son had been writing for several hours when I entered the room.
Saat sekizden sonra dışarıda olmamız tehlikelidir.It is dangerous for us to be out after eight o'clock.
Saat 21.00'de eve geldi.She got in at 9 p.m.
Trenimiz yoğun kar nedeniyle bir saat geç kaldı.Our train was an hour late because of the heavy snow.
Saatlerdir göstermeni bekliyoruz.We've been waiting for hours for you to show up!
Otele bir saat önce vardık.We arrived at the hotel an hour ago.
Günde en az yedi saat uyumak zorundayız.We must sleep at least seven hours a day.
Biz iki saat yürüdük.We walked for two hours.
Beş saatlik gezi yüzünden elimizi kaldıracak halimiz kalmadı.We felt dead from the five-hour trip.
Saat altıda yiyeceğiz.We are to eat at six.
Saat dokuza kadar işbaşında olmalıyız.We have to be at work by nine.
Bir kaza yüzünden iki saat geç kaldık.We were held up for two hours on account of an accident.
Biz kek yerken ve çay içerken gece geç saatlere kadar konuştuk.We conversed until late at night while eating cake and drinking tea.
Biz öğle yemeği saatine kadar Chicago'ya varmalıyız.We should get to Chicago by lunchtime.
Biz orada bir saat dinlendik.We rested there for an hour.
Saat onda otelden ayrıldık.We checked out of the hotel at ten.
Biz saat üçte istasyonda ayrıldık.We parted at the station at three.
Biz saatlerce bekledik.We waited for hours and hours.
Biz trafikte yarım saat kadar durdurulduk ve bu yüzden geç vardık.We were held up for half an hour in the traffic and so we arrived late.
Gece çok geç saatlere kadar kalmasak iyi olur.We had better not stay up too late tonight.
Kaza yüzünden iki saat geciktirildik.We were held up for two hours on account of the accident.
Biz saatlik bir tekne kiraladık.We hired a boat by the hour.
Gelecek Cuma saat 15:00'te Japon'yadan ayrılacağız.We leave Japan at 3 p.m. next Friday.
Biz birkaç saat içinde Atlantik'i uçtuk.We flew the Atlantic in a few hours.
Biz ortalama günde sekiz saat çalışıyoruz.We average 8 hour's work a day.
Biz yaklaşık bir buçuk saat oyun oynadık.We played games for about an hour and a half.
Gece geç saatlere kadar kalma alışkanlığım yok.I'm not in the habit of staying up late.
Saatim saati doğru göstermiyor.My watch doesn't keep good time.
Bence, geç saatlere kadar yatmamak birinin sağlığı için kötüdür..In my opinion, staying up late is bad for one's health.
Benim günüm saat 5'te sona erer.My day ends at 5 o'clock.
Sebebi saatimin beş dakika geri kalmasıydı.That was because my watch was five minutes slow.
Saatim çalındı.My watch has been stolen.
Benim saatime göre 04:00.It's four o'clock by my watch.
Benim saatime göre tam dokuz.It is just nine by my watch.
Benim saatime göre 10:00.It is ten o'clock by my watch.
Saatim bir günde iki dakika geri kalır.My watch loses two minutes a day.
Saatim bir günde üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a day.
Saatim günde beş saniye ileri gider.My watch gains five seconds a day.
Saatim sizinkinden farklı.My watch is different from yours.
Saatim sizinkinden daha az pahalı.My watch is less expensive than yours.
Saatim iyi çalışıyor.My watch is running all right.
Saatim çok doğru.My watch is very accurate.
Saatim bir günde bir dakika ileri gider.My watch gains one minute a day.
Saatim bir günde beş dakika geri kalır.My watch loses five minutes a day.
Saatim bir ya da iki dakika ileri olabilir.My watch may be one or two minutes fast.
Saatim bozuldu.My watch is broken.
Saatim sizinkinden daha doğru.My watch is more accurate than yours.
Saatim bir ayda otuz saniye ileri gider.My watch gains thirty seconds a month.
Bana, saatim bozulmuş gibi geldi.It occurred to me that my watch might be broken.
Kol saatimin tamir edilmesi gerekiyor.My watch needs to be repaired.
Kol saatimin onarılması gerekiyor.My watch needs to be repaired.
Saatim haftada üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a week.
Saatim doğrudur.My watch is accurate.
Saatim doğru çalışmıyor.My watch isn't running right.
Saatimde bir sorun var.Something is wrong with my watch.
Saatim iki dakika ileridir.My clock is two minutes fast.
Saatim günde beş dakika ileri gider.My watch gains five minutes a day.
O benim için saatimi tamir etti.He repaired my watch for me.