Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"Ich dachte mir, dass Nike ihn anstellen sollte, Sie wissen schon: "Just do it!"
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"Ik vond dat Nike hem moest inhuren: "Just do it!"
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"저는 나이키에서 그를 고용해야 한다고 생각해요. "Just do it!"
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!" (Kahkahalar)Et moi je me disais que Nike devrait l'embaucher, "fais-le" comme ils disent (rires)
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!" (Kahkahalar)Викам си Nike трябва да го наемат, нали, "Just do it!" (Просто го направи) (Смях)
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"Nike powinno go zatrudnić: "Just do it!".
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"Poate că Nike ar trebui să-l angajeze, ştiţi sloganul : "Just do it!"
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"Tôi kiểu, Nike nên thuê anh, bạn biết đó, "Hãy làm thế!"
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"А я сказала, что Найк должны нанять его на работу. "Просто сделай это!"
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"חשבתי שנייק צריכים לשכור אותו לשירותיהם, "פשוט עשו זאת"!
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"كنت أفكر ، كان على شركة نايكي توظيفه معها "Just do it!"
Nike onu işe almalı diye düşündüm, "Sadece yap!"(笑い)
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;나이키의 마케팅 대표는
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;O, come dice il capo del marketing alla Nike,
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;O, como el jefe de marketing de Nike dice,
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;Oder wie der Chef der Marketingabteilung von Nike sagt,
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;Ou, comme le dit le responsable marketing de Nike,
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;Sau, cum spune directorul de marketing de la Nike,
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;Szef marketingu mówi:
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;Và ông nói thêm,
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;Или, както казва ръководителят на маркетинга в "Найк",
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;Цитируя главу маркетинга Nike:
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;או, כמו שמנהל השווק של נייקי אומר,
Nike pazarlama başkanının dediği gibi;أو كما يقول مدير التسويق في Nike :
Nike pazarlama başkanı şunu diyor: "İnsanlar sitemize haftada ortalama üç kez giriiyor.E il capo del marketing alla Nike dice, le persone visitano il nostro sito in media tre volte a settimana.
Nike pazarlama başkanı şunu diyor: "İnsanlar sitemize haftada ortalama üç kez giriiyor.Şi directorul de marketing de la Nike, spune, oamenii vin pe site-ul nostru în medie de trei ori pe săptămână.
Nike pazarlama başkanı şunu diyor: "İnsanlar sitemize haftada ortalama üç kez giriiyor.Ръководителят на маркетинга в "Найк" казва: хората идват в нашия сайт средно три пъти седмично.
Nike pazarlama başkanı şunu diyor:나이키사의 마케팅 대표는 말합니다.
Nike pazarlama başkanı şunu diyor:Szef marketingu mówi:
Nike pazarlama başkanı şunu diyor:Và trưởng phòng marketing tại Nike cho biết:
Nike pazarlama başkanı şunu diyor:Глава маркетинга Nike говорит:
Nike pazarlama başkanı şunu diyor:ומנהל השיווק בנייקי אומר, "אנשים מגיעים לאתר שלנו
Nike pazarlama başkanı şunu diyor:ويقول مدير التسويق في الشركة أن العملاء يأتون إلى موقعنا الإلكتروني
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.Như là áo thun của Nike Và hầu như đều phân biệt được với cái khác.
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.거의 똑같이 생긴 나이키(Nike) 티셔츠 같은 옷들이 많아요.
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.Nike pólók, amik majdnem egyformák.
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.Nike T-shirts die haast niet van elkaar te onderscheiden zijn.
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.Nike T-Shirts sind, die allesamt fast gleich aussehen.
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.הם חולצות נייק אשר למעשה זהות זו לזו.
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.هي قمصان ماركة نايكي التي تقريبا يطابق كل واحد منها الآخر.
Nike T-shirtlerdir. hepsi de birbirine benziyor.ナイキのTシャツです でもダイアン・ボン・フルステンバーグは諦めませんでした
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.Die Auktion ist nur für die Gemeinschaft, die in Nike-Produkten schwitzt.
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.Isto é simplesmente para a comunidade que está a transpirar enquanto usa produtos da Nike.
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.Jest tylko dla tych, którzy się pocą w ubraniach Nike.
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.이것은 순전히 나이키 제품을 사용해 땀을 흘리는 커뮤니티를 위한 것이니까요.
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.Sunt doar pentru comunitatea care transpiră folosind produse Nike.
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.עבור חברי הקהילה, שמזיעים
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.بذلك المجتمع الذي يرهق نفسه
Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.コミュニティーで ペソは使えません
Örneğin Nike Swoosh.Como el Swoosh de Nike.
Örneğin Nike Swoosh.Jak znaczek Nike.
Örneğin Nike Swoosh.Наприклад, як символ Nike.
Ortaya bir miktar nikel 56 da çıkacaktır.Będzie również trochę niklu-56.
Ortaya bir miktar nikel 56 da çıkacaktır. Demir 56 ile aynı kütleye sahiptir.Також буде нікель-56, який матиме таку ж атомну масу, що і залізо-56.
Tabii siz buna katılamıyorsunuz. Bu sadece Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.Y no puedes ganar esto, es solo para la comunidad que está sudando que usa productos de Nike.
Tabii siz buna katılamıyorsunuz. Bu sadece Nike ürünlerini kullanarak terleyen topluluk için.Вы не можете участвовать в аукционе, не будучи членом сообщества, потеющего в товарах Nike.
Ticari marka, marka olarak koruma altına aldığın şeye denir. Örneğin Nike Swoosh.상표권이란 브랜딩을 보호하기 위한 겁니다 나이키의 로고 같은 거요
Ticari marka, marka olarak koruma altına aldığın şeye denir. Örneğin Nike Swoosh.العلامة التجارية تعني أنك تستطيع حماية شهرتك التجارية، مثل شعار ( Nike )
Ticari marka, marka olarak koruma altına aldığın şeye denir. Örneğin Nike Swoosh.マーク、ロゴ、スローガンなどが商標にあたります
Titanyum ve nikeli karıştırdı. Kıvırıp ne kadar güçlü olduğunu görmeye çalıştı.Използвал никел и титан и огънал сплавта в U-форма, за да разбере колко е твърда.