Ana içeriğe geç
Sözlük

neredeyse ile cümle

neredeyse kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Yaşlı adam neredeyse bir araba tarafından eziliyordu.The elderly man was almost run over by a car.
Bu eski fotoğrafların hepsini neredeyse çöpe atıyordum.I came close to throwing away all these old photos.
Buna neredeyse kendim inanamıyorum.I can hardly believe it myself.
Burada olduğuna neredeyse inanamıyorum.I can hardly believe you're here.
Neredeyse hiç bekleyemem.I can hardly wait.
Ben neredeyse haklıydım.I was almost right.
Tom'un buraya zamanında gelmeyeceğini neredeyse garanti edebilirim.I can almost guarantee that Tom won't get here on time.
Neredeyse her şeyi Tom'dan daha iyi yaparım.I do almost everything better than Tom does.
Neredeyse her cumartesi Mary ile çıkarım.I go out with Mary almost every Saturday.
Seni neredeyse hiç tanımıyorum.I hardly even know you.
Neredeyse hiç dışarı çıkmam.I hardly ever go out.
Tom'u artık neredeyse hiç görmüyorum.I hardly ever see Tom anymore.
Nerede başlayacağımı neredeyse hiç bilmiyorum.I hardly know where to begin.
Geçen hafta neredeyse hiç para kazanmadım.I hardly made any money last week.
Neredeyse bir kalp krizi geçiriyordum.I nearly had a heart attack.
Neredeyse bu raporu bitirdim.I've almost finished this report.
Onu neredeyse aldım.I've almost got it.
Neredeyse bütün gece uyanıktım.I've been awake nearly all the night.
Neredeyse üç yıldır buradayım.I've been here almost three years now.
Neredeyse bütün gece ayaktaydım.I've been up almost all night.
Tom'la birlikte neredeyse hiç zamanım olmadı.I've hardly had any time with Tom.
Neredeyse üç yıldır seni görmedim.I haven't seen you in almost three years.
Neredeyse üç yıldır bu kravatı takmadım.I haven't worn this tie in almost three years.
Sanıyorum, neredeyse gitme zamanı.I think it's almost time to go.
Neredeyse üç bin dolardan fazla para harcadım.I just spent over three thousand dollars.
Ben çok sert güldüm neredeyse ağlıyordum.I laughed so hard I almost cried.
Ruhum neredeyse vatanım oradadır.My fatherland is there, where my soul is.
Onu neredeyse unutuyordum.I nearly forgot it.
Neredeyse bunu Tom'a vermeyi unutuyordum.I nearly forgot to give it to Tom.
Bugün neredeyse bir kamyon tarafından çarpılıyordum.I nearly got hit by a truck today.
Bugün neredeyse kendimi öldürüyordum.I nearly got myself killed today.
Goethe'nin kişisel sözcük dağarcığı neredeyse seksen bin sözcükten oluşuyordu.Goethe's personal vocabulary consisted of about eighty thousand words.
Tom Mary'ye onu sevdiğini neredeyse söylüyordu.Tom almost told Mary that he loved her.
Geçen hafta neredeyse her gün Tom'u gördüm.I saw Tom almost every day last week.
Neredeyse her gün Fransızca konuşurum.I speak French almost every day.
Neredeyse her sabah kahvaltıdan önce yürürüm.I take a walk almost every morning before breakfast.
Sanırım neredeyse başladığımız zaman.I think it's about time we got started.
Sanırım neredeyse hazırız.I think we're about ready.
Tom ve Mary neredeyse her gün beraber okula yürüyerek giderler.Tom and Mary walk to school together almost every morning.
Neredeyse kırk yaşındayım ve hâlâ bekârım.I am almost 40 years old and I am still single.
Neredeyse treni kaçırıyorduk.We almost missed the train.
Biz neredeyse treni kaçırıyorduk.We almost missed the train.
Terör nedeniyle neredeyse donakalmıştı.He was almost petrified with terror.
Korku nedeniyle neredeyse donakalmıştı.He was almost petrified with terror.
Öğle yemeğinden önce neredeyse hiç bir şey yemedim.I hardly eat before lunch.
Tom Fransızcayı neredeyse İngilizceyi konuşabildiği kadar iyi konuşabilir.Tom can speak French almost as well as he can speak English.
Onunla ilk karşılaştığımda Tom neredeyse hiç Fransızca konuşamadı.Tom could hardly speak French at all when I first met him.
Tom neredeyse benim kadar iyi Fransızca konuşabilir.Tom can speak French almost as well as me.
Ne yazık ki, neredeyse hiç Fransızca konuşmam.Unfortunately, I hardly speak any French.
Tom neredeyse hiç Fransızca konuşamaz.Tom can hardly speak French at all.
Tom'un Fransızcası neredeyse mükemmel.Tom's French is almost perfect.
Termometre neredeyse en iyi arkadaşım.The thermometer is almost my best friend.
Tom neredeyse kördü.Tom was almost blind.
Neredeyse onu yaptım.I almost did it.
Neredeyse hiç kimse benim web sayfamı okumaz.Hardly anyone reads my blog.
Uyandığı zaman neredeyse öğlendi.It was almost noon when you woke up.
Savaş ve Barış'ı neredeyse bitirdim.I have almost finished War and Peace.
Tom neredeyse hiç hata yapmaz.Tom almost never makes mistakes.
Neredeyse sandviçimi düşürüyordum.I almost dropped my sandwich.
Tom neredeyse Mary'yi hiç aramaz.Tom almost never calls Mary.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod