nefret ile cümle
nefret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Salme miluje pravdu a nesnáší lež.
Banyo yapmaktan nefret eder.Nesnáší vodu a nerad se koupe.
Babasından nefret eder.Uvědomil si, proč otce nenávidí.
Çünkü, Thesiger barış isteyen ve savaştan nefret eden bir insandı.Emmy byla od srdce pacifistka a nenáviděla válku.
Hristiyanlığın dogmalarından nefret eden bir insandı.Myšlenky o křesťanském dogmatě.
Karısını hamile bırakan ağabeyi Euron'dan nefret etmektedir.Justýně, která s ním otěhotněla, dává peníze.
Sonuçta çok sevilen bir işi nefretle noktalamak işi güldürmek olan bir adama yakışmadı.Jen Kochanská se na robota nezlobí.
Amazon kadınlarının neden erkeklerden nefret ettiklerine dair iki söylence vardır.Je mnoho teorií o tom, proč kayanské ženy nosí spirály na krku.
Ve o da Pasifica'dan hep nefret etti.Ptá se jí, jestli ho celou dobu tak nenáviděla.
Hatta bu kadınların bazıları cinsel ilişkiden nefret ederler.Stejně jako ostatní duše i ona nenávidí násilí.
Daha sonra nefret etmekte serbesttirler.Za chvíli se začnou nesnášet.
Snape'in ondan nefret etme nedeni kehanettir.Za to ho Snape nenávidí ještě víc.
Rodney'den nefret eder.El îl urăște foarte mult pe Rodney.
Anlatıcı kediyi evine götürür ama bir süre sonra bu kediden de nefret etmeye, hatta korkmaya başlar.Naratorul ia pisica acasă, dar curând începe să o urască și chiar să se teamă de ea.
Bu tür bir kötülük, kişinin nefreti ya da gururu yüzünden ortaya çıkabilir.Un astfel de rău poate fi creat de ura și mândria unei persoane.
Kadınlar ondan nefret etmektedir.Soția sa îl urăște pentru aceasta.
Wattersonlardan nefret ederler.Aceștia urăsc nespus de mult familia Watterson.
Superboy genellikle somurtkan, huysuzdur ve ne yapacağının söylenmesinden nefret eder.Superboy este deseori nervos, impulsiv si uraste cand i se spune ce sa faca.
Tofulardan nefret eder.Îi urăște pe pitici.
Johnny'den nefret eder.Johnny îl urăște pe domnul Profesorescu.
Buna karşılık Prospero ve Miranda Kaliban'a nefret ve küçümseme ile bakmaktaydılar.Prospero și Miranda au rămas dezamăgiți de Caliban, privindu-l cu dispreț.
O ülkemizdeki düşmana karşı büyük bir nefret ve öfke besliyordu.Ea producea dușmanului o mare panică și pierderi grele.
Her türlü yalandan nefret eder.Urăște orice constrângere...
O genellikle kibardır ve böceklerden nefret eder.E sensibilă la mizerie și îi urăște pe pitici.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.De asemenea, îi place să schieze.
Mezara kadar da nefret edeceğim," demişti.Asta vreau să mi-o pun la mormânt”. ...
Kardeşi Don'u çok kıskanır ve ondan nefret eder.Runo este îndrăgostită de Dan și e geloasă pe Julie.
Hayvanlardan nefret eder, bizon eti sever.Lui îi plac animalele care fac zgomot.
Wayne onu sevmez ve ona dokunmasından nefret eder.Ea îl urăște pe Alan și nu ratează nici-o șansă să-și bată joc de el.
(Nefret sözcükleri, müstehcenlik, v. b.)(Sensul este diferit de semnificație. v.
Zamanla nefret yerini aşka bırakır ve aralarında birbirlilerine itiraf edemedikleri güçlü bir aşk doğar.Între cei doi ia naștere un sentiment puternic și se trezesc sfâșiați între datorie și o iubire imposibilă.
Bazıları tartışmaktan nefret ederler.Unii oameni urăsc să se certe.
Bazıları tartışmaktan nefret ederler.Unii urăsc să se certe.
Sizden nefret edenlere iyi şeyler yapın.Faceți-le bine celor care vă urăsc.
Birisinden nefret etmek çok kolaydır.Este foarte ușor să urăști pe cineva.
Bana aptal denmesinden nefret ediyorum.Urăsc să fiu numit prost.
Nefret, toplumdaki kanserdir.Ura este cancerul din societate.
O Wayne'den nefret eder ve o Kirli Joe'nun arkadaşıdır.Utálja Wayne-t és a barátját Mocskos Joe-t.
Nâsibi (Arapça ناصبي, çoğul نواصب Nevasıb ), nefret sahibi olan(lar), kindar(lar) anlamında Arapça kelime.(Angol nyelvű oldalak: 337; 339, 341, 343, 345, 347; 348-349; 351; 352-353.)
Gerontofobi yaşlanmaya karşı olan bir fobi, ya da yaşlılığa karşı bir nefret ve korkudur.Gerontofóbia – az öregekkel szembeni antipátia vagy az öregedéstől való félelem.
Bu şarkıdan hala nefret ediyorum.Mellesleg imádom ezt a dalt.
Kadınlardan nefret eder.Kedveli a nőket.
Banyo yapmaktan nefret eder.Szívesen fürdenek.
Okuldan nefret ederim.Gyűlölt iskolába járni.
O ülkemizdeki düşmana karşı büyük bir nefret ve öfke besliyordu.Irigy ellenségek támadtak hazánkra.
Sudan nefret eder.Gyűlölik a vizet.
Dahası ondan nefret ediyorlardı.Ezek után gyűlölte meg őket.
Önce birbirinden nefret eden bu ikili daha sonra çok iyi arkadaş olacaktır.A kettejük egymás iránti ellenszenvéből később igazi barátság születik.
Kameralarla bütün gün takip edilmekten nefret etmektedir.Hagytam, hogy a kamerák kövessenek mindenhova.
Johnny'den nefret eder.Johnnyról beszélgetnek.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.Mindenkit szeretni erény, másokat gyűlölni bűn.
Bütün çocuklardan nefret eder.Gyűlöli a többi embert.
Yalnız nefret edip durmayacaksın, hem de onunla mücadele edeceksin.Nincs értelme küzdeni ellene, alá kell vetnünk magunkat.
Bu huyu yüzünden VII. Lucius Kepaze ondan nefret eder.Vida Sára - Kozma Luca: Vera túlzottan aggódik érte.
Sıra dışı şeyleri sever ya da nefret eder.Főleg a szokatlan színű, formájú fajtákat kedvelték, illetve kedvelik.
Kadınlar nefret edilesidir, erkekler nefret edilesidir.A fiúk és férfiak inkább undorodnak tőle.
Michael, eşi Amanda'dan nefret etmektedir.A férfi eltűnt Amanda életéből.
Ancak Lily Evans ondan nefret ederdi.Jamesnek tetszett Lily Evans, s folyton ostromolta a lányt.
İşkolik denecek kadar çalışıyor, yolculuktan nefret ediyor.Az asszony gyűlöli Borostyánt, és igyekszik megkeseríteni az életét.
Zeynep'ten nefret ederdi.Szerette a Juri levet.