nefret ile cümle

nefret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir sürü insan varsa, bundan nefret ediyorum.I hate it when there are a lot of people.
Çok fazla insan olmasından nefret ediyorum.I hate it when there are a lot of people.
Ben kimyadan nefret ederim.I hate chemistry.
İkiyüzlülük benim nefret ettiğim şeydir.Hypocrisy is my abhorrence.
Onun çalışmaktan nefret ettiğini söylüyorlar.They say that he hates to study.
Komitenin bütün üyeleri birbirlerinden nefret ediyorlar.All the members of the committee hate one another.
Aşk ve nefret zıt duygulardır.Love and hate are opposite emotions.
Fred benden nefret ettiğini söyleyecek kadar uzağa gitti.Fred went so far as to say that he had hated me.
Fred benden nefret ettiğini söyleyecek kadar ileri gitti.Fred went so far as to say that he had hated me.
Bill babasının çokça sigara içmesinden nefret ediyor.Bill hates his father smoking heavily.
Kediler genellikle köpeklerden nefret ediyor.Cats usually hate dogs.
O niçin Molly'den nefret ediyor?How come he hates Molly?
Sadece bir ev hanımı olmaktan nefret ederim.I would hate to become just a housewife.
Birçok yazar eleştirilmekten nefret eder.Most writers hate being criticized.
Erkek kardeşler birbirlerinden nefret ediyorlar.The brothers hate each other.
Bunu yapmaktan nefret etmeme rağmen arabamı elden çıkardım.I parted with my old car, though I hated to do so.
John benden nefret ediyor ve o gösteriyor.John hates me and it shows.
Ondan nefret etmemin nedeni bu.This is why I hate him.
Bu insanlar, bütün yabancılardan nefret ederler.These people hate all foreigners.
Ben karaokeden nefret ediyorum.I hate karaoke.
O zaman aramızda nefret vardı.There was hatred between us then.
Her üçü de birbirlerinden nefret ediyordu.All three hated one another.
O, "Daha fazla hiçbir şey söylemeyeceğim çünkü bahaneler üretmekten nefret ederim" dedi.He said, "I will say nothing more, because I hate making excuses."
"Ben senin işinden hoşlandığına inanıyorum"."Tam tersine, ondan nefret ediyorum."I believe you like your job" "On the contrary, I hate it".
Siyah insanlara karşı hâlâ ciddi bir ırkçı nefret vardır.There is still serious racial hatred against black people.
Çocuklar sıklıkla ıspanaktan nefret ederler.Children often hate spinach.
Karım gerçekten kedilerden nefret ediyor.My wife really hates cats.
Ben politikadan nefret ederim.I abhor politics.
Ondan çok hoşlanmıyorum, ben aslında ondan nefret ediyorum,I don't like him much, in fact I hate him.
Hatam için kendimden nefret ediyorum.I hate myself for my own error.
Gerçeği söylemek gerekirse, onu çok görmekten nefret ediyorum.To tell the truth, I hate the very sight of him.
Nefret bizim düşmanımızdır.Hatred is our enemy.
Onlar birbirlerinden nefret ediyordu.They hated each other.
Birbirlerinden nefret ettiler.They hated each other.
O ondan hala nefret ediyordu, ölümünden sonra bile.She still hated him, even after he died.
Onun benden nefret etme nedenini anlamaya başladım.I began to understand the reason why he hated me.
O örümceklerden nefret ediyor.He hates spiders.
O Nancy'den nefret ediyor.He hates Nancy.
Nancy'den nefret ediyor.He hates Nancy.
O nefret ile ona baktı.He stared at her with hatred.
O yaz sıcağı sırasında bir kravat takmaktan nefret eder.He hates wearing a tie during the summer heat.
O, herkes tarafından nefret edilir.He is hated by all.
O, acale et denilmesinden nefret eder.He hates being told to hurry up.
Adamdan nefret edemezsin.You can't hate the guy.
O hava yolculuğundan nefret ediyor.He hates air travel.
O, odasını temizlemekten nefret ediyor.He hates cleaning his room.
Kesinlikle birbirlerinden nefret ediyorlar.They absolutely detest each other.
Onlar Tom'dan nefret ediyorlardı.They hated Tom.
Onlar herhangi biri tarafından nefret edilmezler.They aren't hated by anybody.
Bana hayvanların kokusundan nefret ettiğini yazdığı bir kartpostal göndermiş.She sent me a postcard that said she hates the smell of animals.
O, senden nefret ediyor gibi görünüyor.She seems to hate you.
O havuçlardan nefret ediyor.She hates carrots.
O, yeşil biberlerden nefret ediyor.She hates green peppers.
Aşk ve nefret arasında bir şey hissetti.She felt something between love and hatred.
Denize yakın yerde büyüdü fakat yüzmekten nefret eder.She grew up near the sea, yet she hates swimming.
O, balıklardan nefret eder ve asla hiç yemez.She hates fish and never eats any.
O, herkesin önünde konuşmaktan nefret eder.She hates speaking in public.
O topluluk önünde konuşmaktan nefret eder.She detests speaking in public.
O koşmaktan nefret ediyor.She hates running.
O, ona nefretle baktı.She looked at him with hatred.

İlgili Sayfalar