Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.1人でいると絶望や悲観をしがちです
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.De är våra hantverksföretag. De är sårbara, fristående personer.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.De er vores bomuldsindustrier. De er følsomme, enlige mennesker.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Eles são as nossas indústrias caseiras. Eles são vulneráveis, solitários.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Họ là nền công nghiệp thủ công của chúng ta. Họ yếu đuối, những con người đơn lẻ.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Ils sont notre artisanat. Ils sont des personnes seules et vulnérables.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.그들은 홀로 일하는 취약한 가내 공업자들입니다.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Mereka tak terorganisir dan tersebar meski begitu produktif. Mereka adalah orang-orang penyendiri dan rapuh.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Ők a mi háziiparunk. Sebezhető, egyedülálló emberek.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Są swoistymi chałupnikami. Są wrażliwi i samotni.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Sie sind unsere Heimgewerbe. Sie sind verletzbare, einzelne Menschen.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.So naši obrtniki. So ranljivi, samski ljudje.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Son industrias artesanales. Son personas vulnerables, solas.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Sono il nostro artigianato. Sono vulnerabili, persone sole.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Sunt oamenii din umbră. Oameni vulnerabili, singuri.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Sú to zraniteľní ľudia, ktorí trávia čas osamote.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Zij zijn onze kleinschalige producenten; kwetsbare, eenzame mensen.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Αποτελούν την οικοτεχνία μας. Είναι ευάλωτοι, μοναχικοί άνθρωποι.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Вони працюють удома.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Каждый из них в своем маленьком мирке. Это ранимые и одинокие люди.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.Те са домашната индустрия. Те са уязвими, самотни хора.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.הם התעשיות הביתיות הקטנות שלנו. אלו אנשים בודדים, פגיעים.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.هم اكواخنا الصناعية, ضعفاء, افراد
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.De exemplu, prezic că ne vom muta dintr-o lume a narcoticelor bazate pe plante, la una sintetică.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Ik voorspel dat we van verdovende middelen op basis van planten gaan overstappen naar synthetische.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.에를들어, 제 예견으로는 식물에서 재배되는 마약류의 세계는 완전 퇴출되고
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Lấy ví dụ, tôi tiên đoán rằng chúng ta sẽ tiến xa hơn từ trồng cây ma túy sang ma túy nhân tạo.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Například já osobně si tipuji, že se přesuneme od rostlinných narkotik k těm syntetickým.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Például szerintem el fogunk távolodni a növényalapú narkotikumok világától a szintetikus felé.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Per esempio, prevedo che ci sposteremo dai narcotici di origine vegetale a quelli sintetici.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Por ejemplo, predigo que pasaremos de un mundo de drogas a base de hierbas a uno sintético.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Por exemplo, prevejo que vamos afastar-nos do mundo de narcóticos baseados em plantas para um mundo sintético.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Predpokladám, že sa napríklad presunieme od narkotík založených na rastlinách k syntetickým drogám.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Sądzę, że niebawem zamienimy narkotyki roślinne na syntetyczne.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.Например, предсказвам, че ще се трансформираме от свят с растения наркотици в синтетичен свят.
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.לדוגמא, אני חוזה שאנו נעבור מעולם של סמים המבוססים על צמחים
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.فعلى سبيل المثال، فإني أتوقع أننا سوف ننتقل من عالم المخدرات النباتية
Örneğin, bitki tabanlı bir narkotik dünyasından sentetik tabanlıya geçiş olacağını tahmin ediyorum.植物由来のものから 合成のものへと 移行するだろうと思います 植物などもはや必要ありませんから
Parmakların çok narin. Aynı zamanda da erkeksi.J'aime vos caresses si délicates, si vigoureuses.
Parmakların çok narin. Aynı zamanda da erkeksi.Le tue dita sono cosė delicate ma anche cosė virili.
Parmakların çok narin. Aynı zamanda da erkeksi.Tus dedos son muy delicados para ser tan masculinos.
Parmakların çok narin. Aynı zamanda da erkeksi.Τα δάχτυλά σου είναι πολύ λεπτά, αλλά και πολύ αρρενωπά.
Parmakların çok narin. Aynı zamanda da erkeksi.Твои пальцы очень нежные, но и очень мужественные.
Pasto/Antonio NarinPasto/Antonio Narin
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.As tuas faces são como as metades de uma romã, por detrás do teu véu.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Come spicchio di melagrana la tua gota, attraverso il tuo velo
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Deine Wangen sind wie ein Ritz am Granatapfel zwischen deinen Zöpfen.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.din Tinding er et bristet Granatæble bag ved dit Slør.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Door je sluier heen kan ik je slapen zien aan weerszijden van je voorhoofd. Zij zijn zo fraai.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.jako polovica granátového jablka tvoja slucha zpod tvojho závoja.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.너울 속의 너의 뺨은 석류 한 쪽 같구나
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Kuin granaattiomena, kypsyyttään halkeileva, on sinun ohimosi huntusi takana.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Má mình trong lúp tợ một nửa quả lựu.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Má mình trong lúp tợ một_nửa quả lựu .
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Obrazul tău este ca o jumătate de rodie, supt măhrama ta...
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Pipimu seperti belahan buah delima, tersembunyi di balik cadarmu
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Šedesáte jest královen, a osmdesáte ženin, a mladic bez počtu;
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Senca tvoja so kakor odrezan kos margaranovega jabolka za pajčolanom tvojim.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Sextio äro drottningarna, och åttio bihustrurna, och tärnorna en otalig skara.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Skronie twoje między kędzierzami twemi są jako sztuka jabłka granatowego.