Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Seda soodustas asjaolu, et ta oli kõva joodik ja suitsetaja.
Alo Nasir?Aló Naser
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Åter frågade han dem då: »Vem söken I?» De svarade: »Jesus från Nasaret.»
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Da fragte er sie abermals: Wen suchet ihr? Sie sprachen: Jesum von Nazareth.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Domandò loro di nuovo: «Chi cercate?». Risposero: «Gesù, il Nazareno»
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.El i -a întrebat din nou: ,,Pe cine căutaţi?`` ,,Pe Isus din Nazaret``, I-au zis ei.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Han spurgte dem nu atter: "Hvem lede I efter?" Men de sagde: "Jesus af Nazareth."
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Han spurte dem da atter: Hvem leter I efter? De sa: Efter Jesus fra Nasaret.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Il leur demanda de nouveau: Qui cherchez-vous? Et ils dirent: Jésus de Nazareth.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.I otázal se jich opět: Koho hledáte? A oni řekli: Ježíše Nazaretského.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Ismét megkérdezé azért õket: Kit kerestek? És azok mondának: A názáreti Jézust.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.이에 다시 누구를 찾느냐고 물으신대 저희가 말하되 나사렛 예수라 하거늘
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Les preguntó, pues, de nuevo: --¿A quién buscáis? Ellos dijeron: --A Jesús de Nazaret
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Ngài lại hỏi một lần nữa : Các ngươi tìm ai ? Chúng trả_lời rằng : Tìm_Jêsus người Na-xa-rét .
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Ngài lại hỏi một lần nữa: Các ngươi tìm ai? Chúng trả lời rằng: Tìm Jêsus người Na-xa-rét.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Niin hän taas kysyi heiltä: "Ketä te etsitte?" He sanoivat: "Jeesusta, Nasaretilaista".
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Sekali lagi Yesus bertanya kepada mereka, "Kalian mencari siapa?" "Yesus orang Nazaret," jawab mereka
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Tedy ich zasię spytał: Kogo szukacie? A oni rzekli: Jezusa Nazareńskiego.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Tornou-lhes então a perguntar: A quem buscais? e responderam: A Jesus, o nazareno.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Vpraša jih torej zopet: Koga iščete? Oni pa reko: Jezusa Nazarečana.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Vtedy sa ich zase opýtal: Koho hľadáte? A oni povedali: Ježiša Nazarejského.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler."Wie zoekt u?" vroeg Jezus nog eens. "Jezus van Nazareth", was het antwoord.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Παλιν λοιπον ηρωτησεν αυτους Τινα ζητειτε; Οι δε ειπον Ιησουν τον Ναζωραιον.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Зная, че сте Авраамово потомство; но пак искате да Ме убиете, защото за Моето учение няма място във вас.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Знов же спитав їх: Кого шукаєте? Вони ж сказали: Ісуса Назорея.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.Опять спросил их: кого ищете? Они сказали: Иисуса Назорея.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.ויסף וישאל אתם את מי תבקשו ויאמרו את ישוע הנצרי׃
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.فسألهم ايضا من تطلبون. فقالوا يسوع الناصري.
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.他 又 問 他 們 說 、 你 們 找 誰 。 他 們 說 、 找 拿 撒 勒 人 耶 穌
Bunun üzerine İsa onlara yine, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Nasıralı İsayı›› dediler.他 又 問他們說 、 你 們找誰 。 他 們說 、 找 拿撒勒人 耶穌
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Ainsi, il fait miséricorde à qui il veut, et il endurcit qui il veut.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Alltså är han barmhärtig mot vem han vill, och vem han vill förhärdar han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Altså: hvem han vil, den miskunner han sig over; og hvem han vil, den forherder han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Annakokáért a kin akar könyörül, a kit pedig akar, megkeményít.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Astfel, El are milă de cine vrea şi împietreşte pe cine vrea.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.A tak nad kim chce, zmiłowywa się, a kogo chce, zatwardza.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.A tak tedy nad kýmž chce, smilovává se, a koho chce, zatvrzuje.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.De manera que de quien quiere, tiene misericordia; pero a quien quiere, endurece
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Dio quindi usa misericordia con chi vuole e indurisce chi vuol
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.그런즉 하나님께서 하고자 하시는 자를 긍휼히 여기시고 하고자 하시는 자를 강퍅케 하시느니라
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Như vậy, Ngài muốn thương xót ai thì thương xót, và muốn làm cứng lòng ai thì làm.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Như_vậy , Ngài muốn thương_xót ai thì thương_xót , và muốn làm cứng lòng ai thì làm .
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Niin hän siis on armollinen, kenelle tahtoo, ja paaduttaa, kenen tahtoo.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Portanto, tem misericórdia de quem quer, e a quem quer endurece.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Så forbarmer han sig da over den, som han vil, men forhærder den, som han vil.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.So erbarmt er sich nun, welches er will, und verstockt, welchen er will.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Tako torej komur hoče, je milosten, a kogar hoče, zakrkne.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Tak tedy nad kým sa chce zmilovať, nad tým sa zmilováva, a koho chce zatvrdiť, toho zatvrdzuje.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Αρα λοιπον οντινα θελει ελεει και οντινα θελει σκληρυνει.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Итак, кого хочет, милует; а кого хочет, ожесточает.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Тим ж то, кого хоче, милує, а кого хоче, ожорсточує (окаменює).
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.ויוצא מזה כי את אשר יחפץ יחננו ואת אשר יחפץ יקשהו׃
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.فاذا هو يرحم من يشاء ويقسي من يشاء.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.如 此 看 來 、 神 要 憐 憫 誰 、 就 憐 憫 誰 、 要 叫 誰 剛 硬 、 就 叫 誰 剛 硬
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.如此 看來 、 神 要 憐憫誰 、 就 憐憫誰 、 要 叫 誰剛 硬 、 就 叫 誰剛硬
‹‹Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim.Ačť i mně se zdálo, že by mi náležité bylo, proti jménu Ježíše Nazaretského mnoho odporného činiti,
‹‹Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim.Anch'io credevo un tempo mio dovere di lavorare attivamente contro il nome di Gesù il Nazareno
‹‹Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim.Eu, na verdade, cuidara que devia praticar muitas coisas contra o nome de Jesus, o nazareno;
‹‹Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim.Jag för min del menade alltså att jag med all makt borde strida mot Jesu, nasaréens, namn;
‹‹Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim.Jeg for min del trodde nu at jeg burde gjøre meget imot Jesu, nasareerens navn;