munazara ile cümle

munazara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Başkanlık münazarasını izledin mi?Did you watch the presidential debate?
Münazara için oda var.There's room for debate.
Tom lisenin münazara takımına katıldı.Tom joined his high school's debating team.
Tom öğretmeninin önerisiyle okulunun münazara takımına katıldı.Tom joined his school's debating team at the suggestion of his teacher.
Ancak münazaranın hakemleri McDougall’ın lehine oy verdiler."Mr McDougall Opposed".
İkinci konuda, Tanrı'ya karşı başlattığı münazaranın cevabını bekler.In the second round, contestants have to answer the previous question.
Yapıtıyla münazara türünün kuvvetli bir şâiri olduğunu ispat etmiştir.Doing what she has done, she has proved she is a good filly.
Münazaraya bin kişi katıldı.Thousands of people came for the event.
Sizin okullarınızda Fransız kulübü veya Münazara kulübü olabilir.You might have had a French club or a Debate club.
Bir münazara düzenliyoruz.We're having a debate.
Münazara "Dünyanın şu anda ihtiyacı olan şey nükleer enerjidir"The debate is over the proposition:
Okulda yeni bir kulüp kuruyor, Politika Münazarası.He is starting a new club at school, Policy Debate.
Deniz Kızını Çin'e gönderip göndermemek konusunda münazara ettiler. gülüşmeler Alkış(Laughter) (Applause)
Üç gün süren münazara turnuvası Makedonya Açık 2007 20 Mayıs Pazar günü Üsküp'te başladı.A three-day debate tournament, Macedonia Open 2007, began in Skopje on Sunday (May 20th).
Öğrenciler klasik metinlerle yakından çalışır ve hararetli tartışmalara ve münazaralara katılırlar.Students work closely with classic texts and engage in heated discussions and debates.
Üçüncü münazaraya katılamayınca 28 Ağustos 2019'da yarıştan çekildi.After failing to qualify for the third debate, she withdrew from the race on August 28, 2019.
Sylvan Münazara Kulübü'[2]nün bir üyesiydi.He was a member of the Sylvan Debating Club.
İkinci konuda, Tanrı'ya karşı başlattığı münazaranın cevabını bekler.Damit endet der zweite Teil, der mit der erschütternden Anklage Gottes begann.
Münazaraya bin kişi katıldı.Un millier de personnes répondent à l'invitation.
Üçüncü bölümde ise bir önceki kısımda bahsedilen konu ile ilgili olarak denetmen ile münazara yapılır.Desde allí se efectuará el recorrido mencionado en el apartado anterior.
Dünya çapında son derece önem gören münazara, yurtdışında özellikle üniversitelerde gençlerin ilgi alanıdır.Sensibile ai temi dell'attualità, è particolarmente attenta ai problemi del mondo adolescente.
Üçüncü bölümde ise bir önceki kısımda bahsedilen konu ile ilgili olarak denetmen ile münazara yapılır.Questo è una costruzione una volta per tutte, in linea con la terza sezione discussa in precedenza.
Münazaraya çok fazla ilgi olmuştur ve ulusal televizyon kanalı BBC'de yayınlanmıştır.Интерес к дебатам был так высок, что встреча транслировалась BBC в национальном масштабе.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en eski münazara birliğidir.Является самой старой партией в США.
Münazaraya bin kişi katıldı.Приходилось выступать перед тысячами людей.
Münazarada iki taraf vardır: hükümet ve muhalefet.Há duas modalidades de disputas: kata e luta.
Bu münazaralardan bir bölümü Kevin Smith tarafından videoya alınarak yayınlanmamış olan bir belgesele eklendi.Algumas dessas discussões fãs foram filmadas para um documentário inédito, dirigido por Kevin Smith..
Yine 2003 yılındaki turnuvadan sonra, tecrübeli münazaracıları jüri olabilmesi kararı alınmıştır.A partir de 2011 as notas dadas pelos jurados as candidatas voltaram a ser mantidas em sigilo.
Münazaraya bin kişi katıldı.Duizenden mensen komen om mee te doen aan de processie.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en eski münazara birliğidir.Den är USA:s äldsta Thanksgivingparad.
Bu münazaralardan bir bölümü Kevin Smith tarafından videoya alınarak yayınlanmamış olan bir belgesele eklendi.Câteva dintre aceste discuții au fost filmate pentru un documentar nepublicat, regizat de Kevin Smith.
İkinci konuda, Tanrı'ya karşı başlattığı münazaranın cevabını bekler.Sunt sigură că Zeul american răspunde mai repede celor care îl imploră.
Üçüncü bölümde ise bir önceki kısımda bahsedilen konu ile ilgili olarak denetmen ile münazara yapılır.Végül igazoljuk a tétel egyenlőségre vonatkozó részét, a már látott módon.
Bu nedenle, kitabın yazarının kim olduğuyla ilgili münazara devam etmektedir.Kirjansitomo jatkaa siitä mihin kirjapaino päättää työnsä.
Münazaraya bin kişi katıldı.1000 politifolk deltog.
Münazaraya çok fazla ilgi olmuştur ve ulusal televizyon kanalı BBC'de yayınlanmıştır.Tensi perdebatan itu begitu tinggi sehingga disiarkan secara nasional oleh BBC.
2 Ekim 2008, başkan yardımcısı adayları arasındaki münazara gerçekleştirildi.2008年10月2日,该校迎来了副总统辩论。
Münazaraya bin kişi katıldı.Na tisoče podpornikov se jim je pridružilo.
İkinci konuda, Tanrı'ya karşı başlattığı münazaranın cevabını bekler.Tänulikkus kinnitab Jumalale, et ta on vastanud juba enne küsimist.
Bilirsiniz bununla münazara etmek mümkün deđildir... ...patlayýcýlar olmadan.50년 후 사람들은 컬럼비아 강가에 앉아 기아에 허덕이며 말할 겁니다.
Bilirsiniz bununla münazara etmek mümkün deđildir... ...patlayýcýlar olmadan.le persone nel Pacific Northwest potrebbero ancora mangiare salmone.
Bir münazara düzenliyoruz.Avem o dezbatere.
Bir münazara düzenliyoruz.Kita akan berdebat.
Bir münazara düzenliyoruz.Mamy dyskusję.
Bir münazara düzenliyoruz.Most egy vitát tartunk.
Bir münazara düzenliyoruz.Na řadě je debata.
Bir münazara düzenliyoruz.Nous faisons un débat.
Bir münazara düzenliyoruz.Siamo qui per un dibattito.
Bir münazara düzenliyoruz.Vamos a tener un debate.
Bir münazara düzenliyoruz.Vi afholder en debat.
Bir münazara düzenliyoruz.Vi ska ha en debatt.
Bir münazara düzenliyoruz.We gaan een debat houden.
Bir münazara düzenliyoruz.Wir debattieren.
Bir münazara düzenliyoruz.Θα διεξάγουμε ένα ντιμπέιτ.
Bir münazara düzenliyoruz.Провеждаме дебат.
Bir münazara düzenliyoruz.У нас - дебаты.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.-- ez a vita a golfkocsiról -- az igazságosságról szólt, hogy mi a tisztességtelen előny.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.이 골프 카트를 둘러싼 논란은 공정함에 대한, 즉 부당한 혜택이란 무엇인가에 관한 논쟁으로 보입니다.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.נדמה כי -- הדיון הזה על עגלת הגולף -- וויכוח בנוגע להגינות, ועל מה הוא יתרון בלתי הוגן.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.إنها تبدو مثل -- هذا الجدل حول عربة الغولف-- حجة حول العدل، ما هي الميزة غير العادلة.
İlgili Sayfalar