muhafaza ile cümle

muhafaza kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Külleri, Mavi Ev'de muhafaza edilmektedir.인간은 블루 문에서 살 수 없을 것이다.
Sermaye maddi mallar değil o malların değeridir ve daima aynı değerini muhafaza eder.이 가치는 무엇인가를 위해서가 아니라 그것만으로도 가치가 있는 절대 가치이다.
Sivas'ı savunan Bayezid'in oğlu birkaç gün canlı olarak muhafaza edildikten sonra öldürüldü.데마스뒤트의 갓난아이는 그녀가 잡힌 며칠뒤 숨을 거뒀다.
1999'da Portekiz Makao'yu Çin'e geri teslim etti, ancak Portekizce'nin resmi statüsü muhafaza edilmiş.1997년에 영국이 영국령 홍콩을 중국에게서 돌려주고, 1999년에는 포르투갈도 포르투갈령 마카오 지역을 중국에게 돌려주고 물러갔다.
Bu esnada kimliklerini muhafaza etmeyi başardılar.다행히도, 그때쯤 이들을 보호하자는 여론이 조성되었다.
Bazıları çalınmış, geri kalanlar ise muhafaza edilmiştir.אחד מהם נמכר אך השאר משתחררים.
Kültürünü aynı şekliyle muhafaza etmektedir.אנחנו צריכים לשמר את התרבות הזאתי...
İlki muhafaza edilmez.הנוסח המקורי לא נשמר.
Basra, Irak'ın güneyinde il (muhafaza).ו-Baia del Silenzio (מפרץ הדממה) שבדרום.
Bu fabrikanın normal bira üretmesine ek olarak muhafazakâr Müslümanlara yönelik alkolsüz bira da üretir.בנוסף לבירה רגילה, מבשלת הבירה מייצרת בירה נטולת אלכוהול למוסלמים דתיים.
Brennan'ın siyasi görüşü muhafazakarlıktır.השקפתה הפוליטית של בואן הייתה ברקיאנית-שמרנית.
1946'da Oxford Üniversitesi Muhafazakârlar Derneği Başkanı seçildi.בשנת 1933 נבחר לנשיא (Chancellor) של אוניברסיטת אוקספורד.
Muhafaza da biraz daha ince idi.הבד החדש היה בטיחותי בהרבה.
Ailem çok dindar değildi fakat ben aşırı muhafazakardım.משפחתי הייתה, בכל הנוגע לדת, ליברלית מאוד ולא שמרה מצוות.
Gittikçe muhafazakarlaşmasına karşın tarım, çalışma ve eğitim reformlarını destekledi.ובאופן עקיף עזר להתפתחות בתחומי התרבות, החינוך והתעסוקה.
İkisi de çok önemli miktarda demir muhafaza eder.הכמון מכיל כמות גדולה יחסית של ברזל.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.נחשב בעל עמדה שמרנית.
Diğer eserlerin ise uygun okul depolarında muhafaza edilmesini istedi.במאמרים אחרים הוא הציע לבצע רפורמות יסודיות בחינוך.
Ayrıca Nihat Doğan, kendini muhafazakâr demokrat olarak tanımlamaktadır.נבלני מגדיר עצמו כ"דמוקרט לאומני".
Port Said, Mısır'ın kuzey kesimindeki bir il i(muhafaza).מְחוֹז אַ-שַּׁרְקִיַּה (בערבית: محافظة الشرقيّة) הוא מחוז בצפון מצרים.
Daha küçük, düşük basınçlı hava muhafazası."אי" של לחץ אוויר נמוך.
Onlar muhafazakâr insanlardı.הם היו שמרנים.
Askeri muhafazakar kuruluşlarda, özellikle Stahlhelm ve Schlieffen Topluluğu'nda çok aktif oldu.Става много активен в паравоенните консервативни организации особено в Stahlhelm и Обществото на Шлифен.
İlki muhafaza edilmez.Първият брой не е запазен.
Muhafazakârlar 1983 seçimlerinde Parlamento'da büyük çoğunluk sağladı.Същите печели с убедително мнозинство през 1986.
Bu muharebe Jül Sezar ve Muhafazakar Cumhuriyetçiler arasındaki iç savaşın son çarpışmasıdır.Това е последната битка от гражданските войни, водени от Юлий Цезар срещу консервативните републиканци.
Muhafazakarlar 2010 seçimlerinde en çok sandalye kazanan parti olmuş ancak mutlak çoğunluğu sağlayamamıştır.Изборите приключват с най-много места за консерваторите, но все пак недостатъчно за солидно мнозинство.
İsteği kabul edilmiş ve Avusturya vatandaşlığı muhafaza edilmiştir.Предпоставка за получаването е австрийско гражданство, съответно постоянно пребиваване в Австрия.
Bu isimlendirme ise bir tür aidiyet, sahiplik ve muhafaza etmeyi gerektirmiştir.Считало се, че фразата трябва да се произнася с чувство на любов, поклонение и възхищение пред Аллах.
2006 yılında da aynı unvanı muhafaza etmiştir ancak daha sonra bir miktar gerilemiştir.През 2006 г. отново е номинирано в същата класация, но пак не печели.
Muhafazakâr ve liberal çevrelerin merkezine oturabilmişti.Например, какво биха означавали либерали и консерватори в Средновековието?
Almanya'nın muhafazakâr şehirlerinden biridir.Той е един от най-малките градове в Германия.
1999'da Portekiz Makao'yu Çin'e geri teslim etti, ancak Portekizce'nin resmi statüsü muhafaza edilmiş.С предаването на Макао на Китай през 1999 г. Португалската империя престава да съществува.
Ailem çok dindar değildi fakat ben aşırı muhafazakardım.Майка му не била грамотна, но била изключително набожна.
Onlar afetten kısa bir süre sonra ovalara seyahat ederler ve dinlerini burada muhafaza ederler.От сега нататък жените ще трябва да ходят по съдилища и да прехранват къщата.
Adli bilim adamları, araştırma sırasında bilimsel kanıtları toplar, muhafaza eder ve analiz eder.Forenzički znanstvenici prikupljaju, čuvaju i analiziraju znanstvene dokaze tijekom istrage.
Semt halkı genel olarak muhafazakar eğilimlidir.Ibadi zajednice se generalno smatraju konzervativnim.
81-107 ^ Muhafazakar Düşünce Dergisi Sayı 21-22: MEDENİYET87-110. online izvor: sustava
5) Nâzar ber-kadem Anlamı Gözün ayak ucuna bakarak yürünmesi, fuzûli (boş) bakışlardan muhafazasıdır.Luciji su izvađene oči i stavljene na tanjur, pa se ona smatra zaštitnicom očiju i vida.
Özgün kültürlerini günümüzde de muhafaza etmekte ve sürdürmektedirler.Potomci danas nastoje sačuvati i oživjeti svoju kulturu.
Yemek ya kimyasal ya da fiziksel yollarla muhafaza ediliyordu.Niklanje se provodi elektrokemijskim ili kemijskim putem.
Senato'da Kappeyne, daha önce yaptığı gibi daha muhafazakar bir yol izledi.Za zaštitu spomenika u Puli učinio je mnogo više od bilo koga prije njega.
Dolayısıyla postmodernizmin ne radikal ne de muhafazakâr olmadığı söylenebilir.Nijedna grana ljudskog znanja nije pošteđena tog radikalnog i nagrizajućeg postmodernističkog relativizma.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Malatesta vnímal odbory ako príliš reformistické a konzervatívne.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Žil v Považskej Bystrici.
Ailem çok dindar değildi fakat ben aşırı muhafazakardım.Matka nebola veľmi nábožensky založená a tak si na to nepotrpela ani vo výchove.
Özgün kültürlerini günümüzde de muhafaza etmekte ve sürdürmektedirler.Každodennú kultúru vytvárame a zároveň sme do nej vložený.
Erişim tarihi: 8 Temmuz 2009. ^ a b c d "Muhafazakâr kesimde gardırop inkılabı oldu".Banskobystrický žurnál 20, 2003 Stražovec G.: Rekonštrukcia podkrovia.
Şeyhi de bu görüşü aynı şekilde muhafaza eder.Tento krok podľa neho odporúča aj Rada Európy.
Sandıklı'daki mezar boş olmasına rağmen hala muhafaza edilmektedir.Omšové rúcho, v ktorom bol pochovaný, bolo ešte zachovalé.
Sima, siyasi olarak muhafazakâr olup Wang Anshi'nin reformlarına karşı çıkmıştır.Po političnem prepričanju je Sima Guang konzervativec in vsa ta leta nasprotuje Wang Anshijevim reformam.
Gelenek ve göreneklerini uzun yıllar boyunca muhafaza edebilmiştir.Svojo kulturo in običaje so ohranili skozi stoletja.
Buzdolabında muhafaza edilmelidir.Olja ni potrebno hraniti v hladilniku.
Temel eseri, orijinali 8 kitaptan oluşan konuşmaların muhafaza edilmiş 4 cildidir.Razprave obsegajo štiri knjige, od originalnih osmih.
Bazıları çalınmış, geri kalanlar ise muhafaza edilmiştir.Nekateri so padli, druge so premestili.
Onun için ahır gübresinin iyi muhafaza edilmesi lazımdır.Zato je divja odlagališča treba nujno sanirati.
Muhafazakar yetkililerin görüşü de ortodokslarla aynıdır.Verovanje, da so pravoslavni patriarhi med seboj enakovredni.
Nitekim geleneklere olan sadakatini muhafaza etmekte ve Tanrıya olan bağlılığını açıkça beyan etmektedir.Izraža pripravljenost, da si bomo odslej bolj prizadevali za zvestobo Bogu in njegovim zapovedim.
Son kullanma tarihi olan ve tüketilen malzemeleri yenilenmeli ve temiz bir şekilde muhafaza edilmelidir.Take, ki jih gozd lahko hitro in zanesljivo obnovi in odpravi .
Muhafazakar bir Hıristiyan mezhebi olan Güneyli Baptist inanışı ile yetişti.V otroštvu so ga vzgajali v duhu konzervativne baptistične vere.
İlgili Sayfalar