IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.IKEA - це супермаркет із добрими меблями, які потрібно довго збирати.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.이케아는 괜찮은 가구를 파는 가게지만, 조립하는데 오래 걸리죠.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.Nabízejí celkem dobrý nábytek, který se však musí dlouho skládat.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.Og IKEA er en forretning med møbler der er okay, som er svære at samle.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.O IKEA é uma loja de mobiliário que não está mal e que demora muito tempo a montar.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.Sprzedają tam całkiem dobre meble, które bardzo długo się skręca.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.Und IKEA ist ein Laden mit Möbeln, die zwar okay sind, aber einige Zeit zum Zusammenbauen brauchen.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.Và IKEA là một cửa hàng với nhiều loại đồ nội thất cần nhiều thời gian lắp ráp.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.Είναι ένα κατάστημα με κάπως φυσιολογικά έπιπλα, που πρέπει να συναρμολογηθούν.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.ИКЕА е магазин със сносни мебели, които се сглобяват дълго време.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.Это магазин с неплохой мебелью, на сборку которой уходит много времени.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.ו"איקאה" היא חנות עם רהיטים סבירים שנדרש זמן רב להרכיב אותם.
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer." إيكيا " هو متجر لنوع من الأثاث المضبوط تماما الذي يحتاج وقتاً طويلاً للتجميع .
IKEA, parçalarının monte edilmesinin zaman aldığı orta kalitede mobilya satan bir yer.(笑)
İki toptan birini monte etmeyi tercih edebilirsiniz.Ihr könnt eines von zwei Geschützen auswählen.
İki toptan birini monte etmeyi tercih edebilirsiniz.장착할 포둘 중 하나를 선택할 수 있습니다
İki toptan birini monte etmeyi tercih edebilirsiniz.Można w nim zamontować jedno z dwóch dział.
İki toptan birini monte etmeyi tercih edebilirsiniz.Můžete volit mezi dvěma namontovatelnými děly.
İki toptan birini monte etmeyi tercih edebilirsiniz.Vous pourrez installer deux canons au choix.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.Điều thú vị là, tôi đã tháo các con lăn này khỏi chuột rồi xâu thành chuỗi.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.Então retirei os cilindros dos ratos e depois dispu-los numa linha.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.Fogtam ezeket a görgőket kivettem őket az egerekből és egy sorba rendeztem őket.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.Ho poi tolto i rulli dai mouse, li ho messi in fila e ho aggiunto anche alcuni tiranti, pulegge e molle.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.Interesant este că am scos aceste role din dispozitive și le-am alineat.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.이렇게 갖게 된 롤러들을, 마우스로 부터 떼어내어, 한 줄로 배열했습니다.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.Menarik, yang saya lakukan pada pada silinder itu, adalah saya copot dari mouse-nya saya jejerkan.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.Ty jsem překvapivě vyjmul z těch myší a seřadil jeden vedle druhého.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.С этим роликами я поступил просто - извлёк их из мышек и положил в одну линию.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.מה שמעניין הוא שמה שעשיתי עם הגלילים הללו, באופן בסיסי, הוצאתי אותם מהעכברים והנחתי אותם בקו אחד.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.ومن ثم، ما فعلته بهذه المداور هو التالي... ...أزلتها من كل فأرة... ثم وضعتها في صف واحد.
İlginç olan, basit bir şekilde, bu tekerlekleri farelerden çıkarttım ve onları bir çizgi üzerine monte ettim.マウスから取り外して 一列に並べ 紐と滑車とバネをつけたのです
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Anda tidak dapat melewatkan seratus pada awalnya, tetapi jika Anda berlatih, Anda akan mount up.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Bạn không thể bỏ qua một trăm lần đầu tiên, nhưng nếu bạn thực hành, bạn sẽ gắn kết lên.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Du kan ikke springe over hundrede i starten, men hvis du praksis du vil montere op.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Et voi ohittaa sataa aluksi, mutta jos käytännössä sinun lisääntyä.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Je kunt niet overslaan honderd op het eerste, maar als je oefent je oplopen.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."당신은 처음에는 백을 생략 수 없지만 연습하면 최대 마운트됩니다.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Man kan inte hoppa över ett hundra i början, men om du tränar kommer du att montera upp.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Man kann nicht überspringen hundert auf den ersten, aber wenn Sie der Praxis werden Sie auffahren.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Nem hagyja száz először, de ha gyakorlatban akkor szerelhető fel.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Ne morete preskočiti sto na prvi, ampak če se boste urili boste mount gor.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Není možné vynechat sto na první, ale pokud máte praxi budete nahromadit.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Nie je možné vynechať sto na prvý, ale ak máte praxi budete nahromadiť.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Nie można pominąć sto na początku, ale jeśli praktyce będziesz rosnąć.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Non si può saltare un centinaio in un primo momento, ma se la pratica si alzano.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."No se puede saltar de un centenar al principio, pero si practicas te acumulan.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Nu poţi sări peste o sută de la inceput, dar daca practici vei monta în sus.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Você não pode pular de uma centena no início, mas se você praticar você vai montar.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Vous ne pouvez pas sauter une centaine au début, mais si vous pratiquez vous monter.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Δεν μπορείτε να παραλείψετε εκατό στην αρχή, αλλά αν πρακτική που θα τοποθετήσετε επάνω.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Вие не можете да пропуснете сто в началото, но ако практика ще се издигнат.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Ви не можете пропустити сто в перший, але якщо ви практикуєте ви піднятися.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."Вы не можете пропустить сто в первый, но если вы практикуете вы подняться.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."אתה לא יכול לדלג על מאה בהתחלה, אבל אם אתה נוהג תוכל לעלות למעלה.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz."لا يمكنك تخطي مئة في البداية ، ولكن إذا كنت الممارسة سوف يتصاعد.
"İlk başta yüz atlamak değil, ancak İnanç eğer monte edeceğiz.それは、母親が言ったことです。
Japonlar Monterey'i keşfedebilirlerdi.De Japanners hadden Monterey kunnen ontdekken.
Japonlar Monterey'i keşfedebilirlerdi.Die Japaner hätten Monterey entdecken können.
Japonlar Monterey'i keşfedebilirlerdi.I giapponesi potrebbero aver scoperto Monterey.
Japonlar Monterey'i keşfedebilirlerdi.Japończycy mogliby odkryć Monterey.