Şu an uzun eteklerin modası geçmiştir.Long skirts are out of fashion now.
Onun zaten modası geçmiş.It's already out of fashion.
Bu ayakkabıların modası geçmiş.Those shoes are out of date.
Bu arabanın modası geçmiş.This car is out of date.
Bu ceketin modası geçmiş.This coat is out of date.
Onun modası geçmiş.It is out of fashion.
Senin elbisenin çoktan modası geçmiş.Your dress is already out of fashion.
Senin eteğin modası geçmiş.Your skirt is out of fashion.
Tüplü televizyonlar modası geçmiş olarak görülüyor.Televisions with vacuum tubes are regarded as being behind the times.
Onun elbiselerinin modası geçmiştir.His clothes are out of fashion.
Modası geçmiş cazibeleri var.They have a nerdy fascination.
Kadife pantolonun modası geçmiştir.Velvet pants are out of style.
Bunun modası geçmiş.It's outdated.
Tom'un giysilerinin modası geçmiş.Tom's clothes are out of fashion.
Tom'un modası geçmiş fıkralarına nasıl katlanabiliyorsun?How can you put up with Tom's corny jokes?
O kitap modası geçmiş.That book is outdated.
O kitabın modası geçmiş.That book is outdated.
Cep sözlüklerinin modası geçmiş.Pocket dictionaries are out of fashion.
Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.Television is obsolete as a medium in any case.
O şarkının modası geçmiş.That song is corny.
Bunun yanında modası geçmiş Hydra sınıfı 3 savaş gemisi vardı.It was complemented by three rather antiquated battleships of the Hydra class.
Modası geçmiş,zor,cesaret isteyen,fiziksel bir numara.That's an old-fashioned, hard, gritty, physical stunt.
"Erdem", modası geçmiş bir kelime.Virtue is an old-fashioned word.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Indeed, what worries me is the entire notion of world leadership seems to me terribly archaic.
Bu teknoloji bizim mevcut dünyamızda modası geçmiş hale gelmiştir.This technology has become outdated in our current world.
Kendileri bunu başaramayınca “Bu, zaten eski, modası geçmiş bir yalan!” deyip geçiştirmek isterler.Since they have not taken guidance from it, they will say: "This is the same old lie."
Aynı zamanda, bazı modası geçmiş ve gereksiz prosedürler de terk edilecek.At the same time, some outdated and unnecessary procedures will be abandoned.
Ekipman, yönetim uygulamaları ve prodüksiyon tekniklerinin tümünün modası geçmişti.Equipment, management practice and production techniques were completely outdated.
Modası geçmiş yöntemler ve malzemelerle 1960'larda inşa edilen köprüler kötü durumdaydı.The bridges -- built in the 1960s with outdated methods and materials -- were in poor condition.
27 yıl önce inşa edilen Belgrad havaalanının donanım ve tesislerinin çoğunun modası geçmiş durumda.Belgrade's airport was built 27 years ago, and much of its equipment and facilities are obsolete.
Uzun inşa süresi nedeniyle hizmete girdiğinde modası geçmişti.Due to her lengthy construction period, she was already obsolete by the time she was launched.
Terim 15. yüzyıldan beri modası geçmiş durumda ve günümüzde İsveç'te neredeyse bilinmemektedir.The term has been obsolete since the 15th century and is virtually unknown in Sweden today.
Metodlarının modası geçmiş.Seine Methoden sind veraltet.
Modası geçmiş bir şey.Das ist veraltet.
Modası geçmiş Crusader tankının yerine geçirilmek üzere tasarlandı.Sie ersetzt eine frühere Fährverbindung.
Umut edelim, enerjinizi Alman devletlerinin modası geçmiş zalim tiranlarını alaşağı etmek için kullanabilin.Espérons que vous utiliserez votre énergie pour renverser les trente tyrans miteux des divers États allemands.
Modası geçmiş Crusader tankının yerine geçirilmek üzere tasarlandı.Il a été conçu pour remplacer l'ancien réseau de tramway à voie métrique existant.
Bu tür Truva atları en basit ve artık modası geçmiş Truva atlarıdır.El cuerno es uno de los más simples y antiguos tipos de aerófonos.
Modası geçmiş Crusader tankının yerine geçirilmek üzere tasarlandı.Ha sido reemplazado recientemente por el satélite Fermi.
Günümüzde ise bu kullanımın modası geçmiştir nadiren kullanılır.Al di fuori di questi casi sembra che questo sistema sia usato piuttosto raramente.
Onun elbiselerinin modası geçmiştir.Его одежда вышла из моды.
Olaya yaklaşımın sanki biraz modası geçmiş gibi.Твоя точка зрения несколько старомодна.
Bu sebeple, bale sanatının, modası geçmiş kıyafetlerden ve figürlerden kurtarılması gerektiğini düşünüyordu.ولذلك أراد فوكين أن يجرّد الباليه من الإيماءات المصطنعة والملابس البالية.
Günümüzde ise bu kullanımın modası geçmiştir nadiren kullanılır.На сьогодні є морально застарілим, використовується вкрай мало.
Bu tür Truva atları en basit ve artık modası geçmiş Truva atlarıdır.Válcový kotel je nejjednodušší a jeden z nejstarších používaných typů parních kotlů.
Umut edelim, enerjinizi Alman devletlerinin modası geçmiş zalim tiranlarını alaşağı etmek için kullanabilin.Pentru a scăpa de ei, el exploată vechile uri naționaliste.
Ne modası geçmiş hayvansı seks çılgınlığı, ne de eskimiş romantizmin büyüsüne kapılıp evlenmeye zorlandım.Δεν με ωθεί μια αρχέγονη κτηνώδης σεξουαλική παρόρμηση, ούτε κάποια παρωχημένη ρομαντική τρέλα.
Günümüzde ise bu kullanımın modası geçmiştir nadiren kullanılır.Ωστόσο, αυτή η προσέγγιση χρησιμοποιείται σπάνια σήμερα.
Günümüzde ise bu kullanımın modası geçmiştir nadiren kullanılır.Denne papirtype anvendes i dag sjældent.
Umut edelim, enerjinizi Alman devletlerinin modası geçmiş zalim tiranlarını alaşağı etmek için kullanabilin.那么,让我们盼望,你们能够使用你们的活力去战胜你们的各个德意志诸侯国的陈旧的“三十人僭主集团”。
Smith, tüm gücüyle sanayi gelişimini engelleyen modası geçmiş devlet kısıtlamalarına saldırıyordu.Smith energicky napadol zastarané vládne reštrikcie, ktoré podľa jeho názoru bránili expanzii priemyslu.
Bunun yanında modası geçmiş Hydra sınıfı 3 savaş gemisi vardı.Seda täiendasid 3 üsna vana Hydra-klassi lahingulaeva.
Bu tür Truva atları en basit ve artık modası geçmiş Truva atlarıdır.Seda tõugu arvatakse kõige vanemaks ja puhtamaks kõigist hobusetõugudest.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Bestemt, det er bekymrer mig er hele ideen om verdensleder virker forfærdelig forældet på mig.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.De hecho, lo que me preocupa es toda esa idea de liderazgo mundial, me parece terriblemente arcaica.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.En fait, ce qui m'inquiète est que toute cette notion de conduite du monde me semble terriblement archaïque.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Ik maak me er zorgen over dat het hele concept van wereldleiderschap vreselijk achterhaald lijkt.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Într-adevăr, mă îngrijorează că întreaga noţiune de leadership mondial îmi pare teribil de arhaică.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.정말이지, 제가 걱정되는 것은 세계 리더십에 대한 생각이 너무 구식이란 것입니다.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Quello che mi preoccupa è che il concetto stesso di leader mondiale mi sembra terribilmente arcaico.