mini ile cümle

mini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Mini eteklerin modası geçti.Miniskirts have gone out of fashion.
Mini etek yakında gelecek.Miniskirts will soon come back.
Mini eteklerin tekrar geri geleceğini düşünüyor musun?Do you think miniskirts will come back again?
Bu minibüs 25 kişi alır.This minibus holds 25 persons.
Cam kase minik parçalara ayrıldı.The glass bowl broke into tiny fragments.
Mini diskler satıyor musunuz?Do you sell mini disks?
Fiber-optik kablolar insan kılları kadar ince minik cam elyafından oluşur.Fiber-optic cables are made up of tiny glass fibers which are as thin as human hairs.
Saatle mini karavan kirala.Hire a minivan by the hour.
Çok sayıda şirket personelini minimuma indirdi.A lot of companies have pared their staff down to a minimum.
Hasar minimumda tutuldu.The damage was held to a minimum.
Annem mini etek giymeme izin vermedi.My mother didn't let me wear a miniskirt.
Tenisin neden mini eteklerle oynandığını merak ediyorum.I wonder why tennis is played in mini-skirts.
Amerika Birleşik Devletleri'nde okul minibüsleri sarıdır.In the United States, school buses are yellow.
Kimse cenazede kırmızı mini etek giymez.One does not wear a red mini skirt to a funeral.
Neden mini etekler içinde tenis oynadığımızı merak ediyorum.I wonder why we play tennis in miniskirts.
Keskin nişancı beyaz bir minibüsü kullanıyor.The sniper is driving a white van.
Tom'un büyükannesinin bir mini etek giyemeyecek kadar yaşlı olduğunu düşünüyorum.I think Tom's grandmother is too old to wear a miniskirt.
Sanırım Tom'un büyükannesi bir mini etek giyemeyecek kadar çok yaşlı.I think Tom's grandmother is too old to be wearing a bikini.
Bir MiniDisc çalarım vardı.I used to have a MiniDisc player.
Mini etek ve mikro etek arasındaki fark nedir?What's the difference between a miniskirt and a microskirt?
O bir uygun mini etekle yeşil bir ceket giyiyordu.She was wearing a green coat with a matching mini-skirt.
O, açık minimum.That's the bare minimum.
Sen onu son gördüğünde o daha minik bir bebekti.The last time you saw her, she was just a tiny baby.
Tom minigolf oynuyor.Tom is playing minigolf.
O bir iPad mini istiyor.He wants an iPad mini.
Sonuçları minimuma indirmiyorum.I'm not minimizing the consequences.
Tom minibüsten indi.Tom got out of the van.
Tom'un evinin önünde park etmiş beyaz bir minibüs var.There's a white van parked in front of Tom's house.
Bir cenaze için kırmızı mini etek giymek uygun değildir.It's not appropriate to wear a red miniskirt to a funeral.
Minik parçacıkları çıplak gözle görmek zordur.Minute particles are hard to see with the naked eye.
Park Caddesinde mini bir alışveriş merkezi var.There's a mini mall on Park Street.
Mary mini etekle uyumlu pembe bir bluz giyiyordu.Mary was wearing a pink blouse with matching miniskirt.
Tom'u lacivert bir minibüse binerken gördüm.I saw Tom getting into a dark blue van.
Evin dışında beyaz bir minibüs durdu.A white van pulled up outside the house.
Ben minivanı alıyorum.I'm taking the minivan.
Ben minivanı götürüyorum.I'm taking the minivan.
O, mini etekleri seviyor.She likes miniskirts.
Dan evsizdi ve minibüsünde yaşıyordu.Dan was homeless and lived in his van.
Mary minik sulama kutusuyla annesinin bahçeyi sulamasına yardım etti.Mary helped her mother water the garden with her tiny watering can.
Tom sebze bahçesine minik domates fidelerini dikkatlice dikti.Tom carefully transplanted the tiny tomato seedlings into his vegetable patch.
Vergi minimizasyonu ve vergiden kaçınma arasında ince bir çizgi var.There's a fine line between tax minimization and tax avoidance.
Genel eğlence için bugün bir mini etek giyiyorum.For general amusement, I'm wearing a mini-skirt today.
Hollanda halk biliminde kabouterler yer altında yaşayan minik insanlardır.In Dutch folklore, kabouters are tiny people who live underground.
Tom'un minik elleri var.Tom has tiny hands.
Tom'un minik ayakları var.Tom has tiny feet.
Polis parmak izi için minibüsü tozladı.The police dusted the van for fingerprints.
Fadıl, Leyla'ya minibüse binmesini söyledi.Fadil told Layla to get in the van.
Fadıl park yerinde patronuna ait bir minibüs fark etti.In the parking lot, Fadil noticed a van belonging to his boss.
Fadıl minibüsünün ön koltuğunda ölü bulundu.Fadil was found dead in the front seat of his minivan.
Polis, Fadıl'ın minibüsünü aramaya devam etti.The police continued searching Fadil's van.
Tom, Mary'ye minibüse binmesini söyledi.Tom told Mary to get in the van.
Tom minibüsün arkasında uyudu.Tom slept in the back of the minivan.
Tom minivanın arkasında yattı.Tom slept in the back of the minivan.
Minibüs yeşile boyandı.The van was painted green.
Sami yepyeni bir minibüse sahipti.Sami had a brand-new van.
Mary bir minivan kullanıyor.Mary drives a minivan.
Tom bir minivan kullanıyor.Tom drives a minivan.
Sami kurbanlarını minibüsünde infaz ediyordu.Sami executed his victims in his van.
Sami, minibüsü ormanda gizledi ve onu dallarla kapladı.Sami hid the van in the woods and covered it with branches.
Minibüsünüzde üç kişi için daha yer var mı?Is there room in your van for three more people?

İlgili Sayfalar