Minasuruguay. kgmΜίναςuruguay. kgm
Minasuruguay. kgmМінасuruguay. kgm
Minasuruguay. kgmמינסקafrica. kgm
Minasuruguay. kgmميناسuruguay. kgm
Minasuruguay. kgmミナスuruguay.kgm
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›A oni mu povedali: Pane, má desať hrivien.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›De sade till honom: 'Herre, han har ju redan tio pund.'
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›- De sa til ham: Herre! han har jo ti pund! -
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›,,Doamne``, i-au zis ei, ,,el are zece poli.``
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Ellos le dijeron: 'Señor, él ya tiene diez minas.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›És mondának néki: Uram, tíz gírája van!
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Gli risposero: Signore, ha gia dieci mine
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Họ bèn thưa rằng : Lạy chúa , người ấy có mười nén rồi .
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Họ bèn thưa rằng: Lạy chúa, người ấy có mười nén rồi.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Ils lui dirent: Seigneur, il a dix mines. -
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›In mu reko: Gospod, saj jih ima deset.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›I řekli jemu: Pane, máť deset hřiven.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›I rzekli mu: Panie! mać dziesięć grzywien.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›저희가 가로되 주여 저에게 이미 열 므나가 있나이다
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›'Maar koning', antwoordden ze, 'die heeft toch al genoeg.'
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›- Niin he sanoivat hänelle: `Herra, hänellä on jo kymmenen leiviskää`. -
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Og de sagde til ham: Herre! han har ti Pund.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Responderam-lhe eles: Senhor, ele tem dez minas.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Tetapi orang-orang itu berkata, 'Tuan, dia sudah mempunyai sepuluh.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Und sie sprachen zu ihm: Herr, hat er doch zehn Pfund.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›Και ειπον προς αυτον Κυριε, εχει δεκα μνας.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›И сказали ему: господин! у него есть десять мин.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›(І казали йому: Пане, має десять мин.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›(Рекоха му: Господарю, той има вече десет мнаси!)
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›ויאמרו אליו אדנינו יש לו עשרת מנים׃
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›فقالوا له يا سيد عنده عشرة أمناء.
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›他 們 說 、 主 阿 、 他 已 經 有 十 錠 了
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›他 們說 、 主阿 、 他 已 經有 十 錠了
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Apoi a zis celor ce erau de faţă: ,,Luaţi -i polul, şi daţi -l celui ce are zece poli.``
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.A tým, ktorí tam stáli, povedal: Vezmite od neho hrivnu a dajte tomu, ktorý má desať hrivien.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Chủ lại nói cùng các ngươi đứng đó rằng : Hãy lấy nén bạc nó đi , cho người có mười nén .
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Chủ lại nói cùng các ngươi đứng đó rằng: Hãy lấy nén bạc nó đi, cho người có mười nén.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Disse poi ai presenti: Toglietegli la mina e datela a colui che ne ha diec
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.E disse aos que estavam ali: Tirai-lhe a mina, e dai-a ao que tem as dez minas.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.És az ott állóknak monda: Vegyétek el ettõl a gírát, és adjátok annak, a kinek tíz gírája van.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.In reče zraven stoječim: Vzemite mu mošnjo in dajte tistemu, ki ima deset mošenj.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.I řekl těm, kteříž tu stáli: Vezměte od něho hřivnu, a dejte tomu, kterýž má deset hřiven.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.I rzekł tym, którzy tuż stali: Weźmijcie od niego tę grzywnę, a dajcie temu, który ma dziesięć grzywien.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.곁에 섰는 자들에게 이르되 그 한 므나를 빼앗아 열 므나 있는 자에게 주라 하니
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Og han sagde til dem, som stode hos: Tager Pundet fra ham, og giver det til ham, som har de ti Pund.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Og han sa til dem som stod ved hans side: Ta pundet fra ham og gi det til ham som har de ti pund!
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Puis il dit à ceux qui étaient là: Otez-lui la mine, et donnez-la à celui qui a les dix mines.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Tegen de lijfwacht zei hij: 'Neem hem het geld af en geef het aan de man die de meeste winst heeft gemaakt.'
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Und er sprach zu denen, die dabeistanden: Nehmt das Pfund von ihm und gebt es dem, der zehn Pfund hat.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Y dijo a los que estaban presentes: 'Quitadle la mina y dadla al que tiene diez minas.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.Και ειπε προς τους παρεστωτας Αφαιρεσατε απ' αυτου την μναν και δοτε εις τον εχοντα τας δεκα μνας.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.И рече на предстоящите: Вземете от него мнасата и дайте я на този, който има десетте мнаси,
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.И сказал предстоящим: возьмите у него мину и дайте имеющему десять мин.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.І рече стоячим коло него: Візьміть від него мину, а дайте маючому десять мин.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.ויאמר אל העמדים שם שאו ממנו את המנה ותנוהו אל אשר לו עשרת המנים׃
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.ثم قال للحاضرين خذوا منه المنا واعطوه للذي عنده العشرة الامناء.
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.就 對 旁 邊 站 著 的 人 說 、 奪 過 他 這 一 錠 來 、 給 那 有 十 錠 的
‹‹Sonra çevrede duranlara, ‹Elindeki minayı alın, on minası olana verin› dedi.就 對旁邊 站著 的 人說 、 奪過 他 這一錠來 、 給 那 有 十 錠的