Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Có mấy trưởng_tộc dâng vào kho tạo_tác hai vạn đa - riếc vàng , và hai ngàn hai trăm min bạc .
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Het gewone volk gaf 20.000 gouden munten, 1000 kilo zilver en 67 stel onderkleren voor de priesters.
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.또 어떤 족장들은 금 이만 다릭과 은 이천 이백 마네를 역사 곳간에 드렸고
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.Los jefes de las casas paternas dieron para el fondo de la obra 20.000 dracmas de oro y 2.200 minas de plata
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.ומראשי האבות נתנו לאוצר המלאכה זהב דרכמונים שתי רבות וכסף מנים אלפים ומאתים׃
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.والبعض من رؤوس الآباء اعطوا لخزينة العمل ربوتين من الذهب والفين ومئتي منا من الفضة.
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.又 有 族 長 捐 入 工 程 庫 的 金 子 二 萬 達 利 克 、 銀 子 二 千 二 百 彌 拿
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.又 有 族長 捐 入 工程 庫 的 金子 二 萬達 利克 、 銀子 二千二百 彌 拿
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Dans certains pays, on interdit les minarets des mosquées.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Di beberapa negara, menara masjid dilarang.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.En otros, se va a prohibir el pañuelo.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.In alcuni Paesi, stanno mettendo al bando i minareti delle moschee.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.În anumite ţări, minaretele moscheilor sunt interzise.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.In gewissen Ländern werden Minarette bei Moscheen verboten.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.In sommige landen zijn minaretten verboden.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.I vissa länder förbjuder man minareter.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.I visse lande bliver minaretter på moskeerne forbudt.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.어떤 나라에서는, 모스크의 첨탑이 금지당하고 있습니다
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Nalguns países, os minaretes das mesquitas estão a ser proibidos.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Ở một số nước, các tòa tháp Hồi giáo bị cấm.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.V některých zemích se zakazují mešity.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.W niektórych krajach zakazuje się budowy meczetów i minaretów.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Σε κάποιες χώρες, σταδιακά απαγορεύονται οι μιναρέδες.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.В некоторых странах запрещаются минареты мечетей.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.В някои страни, джамиите с минарета се забраняват.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.בארצות מסוימות אסור לבנות צריחי מסגדים,
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.في دول معينة ، مآذن الجوامع ممنوعة .
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.モスクの尖塔や 頭に被るスカーフ
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Apresentou-se, pois, o primeiro, e disse: Senhor, a tua mina rendeu dez minas.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›A prišiel prvý a povedal: Pane, tvoja hrivna získala desať hrivien.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Cel dintîi a venit, şi i -a zis: ,,Doamne, polul tău a mai adus zece poli.``
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Då kom den förste fram och sade: 'Herre, ditt pund har givit i vinst tio pund.'
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Da kom den første frem og sa: Herre! ditt pund har kastet av sig ti pund.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Da trat herzu der erste und sprach: Herr, dein Pfund hat zehn Pfund erworben.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Ðầy tớ thứ nhứt đến trình rằng : Lạy_Chúa , nén bạn của chúa sanh lợi được mười nén .
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Ðầy tớ thứ nhứt đến trình rằng: Lạy Chúa, nén bạn của chúa sanh lợi được mười nén.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›De eerste had enorme winst gemaakt. Wel tien keer het bedrag dat hij had gekregen.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Eljöve pedig az elsõ, mondván: Uram, a te gírád tíz gírát nyert.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›In pride prvi in reče: Gospod, mošnja tvoja je pridobila deset mošenj.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›I přišel první, řka: Pane, hřivna tvá deset hřiven získala.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›그 첫째가 나아와 가로되 주여 주의 한 므나로 열 므나를 남겼나이다
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Le premier vint, et dit: Seigneur, ta mine a rapporté dix mines.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Niin ensimmäinen tuli esiin ja sanoi: `Herra, sinun leiviskäsi on tuottanut kymmenen leiviskää`.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Og den første trådte frem og sagde: Herre! dit Pund har erhvervet ti Pund til.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Pelayan pertama datang dan berkata, 'Tuan, satu uang emas yang Tuan berikan itu, sudah saya jadikan sepuluh.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Si presentò il primo e disse: Signore, la tua mina ha fruttato altre dieci mine
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Tedy przyszedł pierwszy, mówiąc: Panie! grzywna twoja dziesięć grzywien urobiła.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Vino el primero y dijo: 'Señor, tu mina ha producido diez minas.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Και ηλθεν ο πρωτος, λεγων Κυριε, η μνα σου εκερδησε δεκα μνας.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Дойде, прочее, първият и рече: Господарю, твоята мнаса спечели десет мнаси.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Прийшов же первий, кажучи: Пане, мина твоя приробила десять мин.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Пришел первый и сказал: господин! мина твоя принесла десять мин.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›ויבא הראשון ויאמר אדני מנה שלך הביא עשרת מנים׃
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›فجاء الاول قائلا يا سيد مناك ربح عشرة أمناء.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›頭 一 個 上 來 說 、 主 阿 、 你 的 一 錠 銀 子 、 已 經 賺 了 十 錠
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›頭一個上 來說 、 主阿 、 你 的 一 錠 銀子 、 已 經賺 了 十錠
Bir zamanlar 13 katlı minare olan kule, 1934'te depremde yıkılmıştı.Der Turm, vormals ein Minarett mit 13 Stockwerken, wurde im Jahr 1934 von einem Erdbeben zerstört.
Bir zamanlar 13 katlı minare olan kule, 1934'te depremde yıkılmıştı.La torre, una vez un minarete de 13 pisos, se vino abajo por un terremoto en 1934.
Bir zamanlar 13 katlı minare olan kule, 1934'te depremde yıkılmıştı.Původně třináctipodlažní minaret se stal obětí zemětřesení již v roce 1934.
Bir zamanlar 13 katlı minare olan kule, 1934'te depremde yıkılmıştı.Башня, бывшая когда-то 13-ярусным минаретом, была разрушена во время землетрясения в 1934 году.