Sıkıntıya rağmen, mimar dünya çapında üne ulaştı.Despite adversity, the architect achieved worldwide fame.
Roma antik mimarisi ile ünlüdür.Rome is famous for its ancient architecture.
Mimar dünya çapında ün kazandı.The architect achieved worldwide fame.
Mimar prestijli bir ödül almış olduğuyla övündü.The architect boasted that he had received a prestigious award.
Mimar, binanın restore edilmesini önerdi.The architect suggested that the building be restored.
O binayı mimar tasarladı.The architect designed that building.
Otel bir Japon mimar tarafından tasarlandı.The hotel was designed by a Japanese architect.
Bu, ünlü bir mimar tarafından tasarlanan evdir.This is the house which was designed by a famous architect.
Bu bina ünlü bir mimar tarafından tasarlanmış.This building was laid out by a famous architect.
O mimar çok modern evler inşa ediyor.That architect builds very modern houses.
Andou 1995 yılında mimarlığın en prestijli ödülünü aldı.In 1995, Andou received architecture's most prestigious award.
Babasının mimar olduğunu, kendisinin de olmak istediğini söyledi.He said his father was an architect and that he wanted to be one too.
Biz kediye Mimi adını verdik.We named the cat Mimi.
Biz kediye Mimi adını koyduk.We named the cat Mimi.
Roma mimarisinden derinden etkilendim.I was deeply impressed by Roman architecture.
O şimdiye kadar yaşamış en büyük mimar.He is the greatest architect that has ever lived.
Ünlü bir mimar bu evi inşa etti.A famous architect built this house.
Hey, Mimi! Nasılsın?Hey, Mimi! How's it going?
Merhaba Mimi! Nasılsın?Hello Mimi! How are you?
Yabancı ülkeler güzel bir mimariye sahip.Foreign countries have beautiful architecture.
O büroda bir mimar oturuyor.An architect occupies that office.
New York'taki AT&T binası bir postmodern mimari örneğidir.The AT&T building in New York is an example of postmodern architecture.
Bu bina mimarın en yüksek başarısıdır.This building is the architect's crowning achievement.
Tom mimariyi asıl branş olarak seçiyor.Tom is majoring in architecture.
Tom'un mimar olan bir erkek kardeşi var.Tom has a brother who is an architect.
Biyoklimatik, mimariye ekolojik bir yaklaşımdır.Bioclimatic is an ecological approach to architecture.
Ben bir Alman mimarım.I am a German architect.
İşimizin çoğu, mimari yarışmalardan geliyor.Most of our business is derived from architectural competitions.
Mimarlık kursunu hâlâ bitirmedim.I still haven't finished the architecture course.
Tom mimarlığı seviyor.Tom loves architecture.
Tom bir mimar.Tom is an architect.
Tom başarılı bir mimar olmak istiyor.Tom wants to be a successful architect.
Mimar, evliliğinin ikinci yılından sonra karısından ayrıldı.The architect left his wife after two years.
Herkes kendi kaderinin mimarıdır.Everybody is the architect of their own fortune.
Babam mühendis değil mimardır.My father is an architect, not an engineer.
Tom mimariyi dünyadaki başka her şeyden daha çok seviyor.Tom loves architecture more than anything else in the world.
Tom, stratejisiyle zaferin mimarı oldu.Tom's strategy was responsible for the victory.
Mimari hakkında bilen birini biliyor musunuz?Do you know anyone who knows about architecture?
Ben onun bazı mimarları tanıdığını biliyorum.I know he knows some architects.
Tom'un mimar olan bir oğlu var.Tom has a son who's an architect.
Tom bir iç mimar olmak istedi.Tom is an interior designer.
Sanssouci Sarayı, rococo mimarisinin bir örneğidir.The Sanssouci Palace is an example of rococo architecture.
Müzik hakkında konuşmak mimari hakkında dans etmek gibidir.Talking about music is like dancing about architecture.
Mary deneysel tasarımlar konusunda uzmanlaşmış bir mimardır.Mary is an architect specialized in experimental designs.
Schopenhauer mimariyi "donmuş müzik" olarak tanımladı.Schopenhauer defined architecture as "frozen music."
Mimar kim?Who is the architect?
Neko mimi karakterleri sevimlidirler!Neko mimi characters are cute!
Sen Tom'un bir mimar olduğunu söylemedin mi?Didn't you say Tom was an architect?
Mimari hakkında konuşmayı seviyorsun, değil mi?You like to talk about architecture, don't you?
Bu binanın mimarisi dönemin tipik bir örneğidir.The architecture of this building is typical of the period.
Tom bir mimardı.Tom was an architect.
Tom bir mimar, değil mi?Tom is an architect, right?
Sen doğmadan önce ben bir mimardım.I was an architect before you were born.
Tom babası gibi bir mimar olmak istemedi.Tom didn't want to become an architect like his dad.
Tom bir mimar olarak çalışıyor.Tom works as an architect.
Arkadaşım bir mimar olacak.My friend is going to become an architect.
Tom mimar olmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to be an architect.
Ben mimar olmak istiyorum.I want to be an architect.
Ben mimar olmak istedim.I wanted to be an architect.
Tom bir mimar olmaya karar verdi.Tom has decided to become an architect.