Beşikte öğrenilen mezara kadar taşınır.What is learned in the cradle is carried to the tomb.
Romeo nerede?" "Buradan! Mezara!""Where is Romeo?" "This way! To the tomb!"
Liderleri öldüğünde, onun vücudunu büyük bir mezara yerleştirdiler.When their leader died, they placed his body in a large tomb.
Tom'u öldürdükten sonra, Mary onu sığ bir mezara gömdü.After killing Tom, Mary buried him in a shallow grave.
Sırlarını mezara götürdü.She took her secrets to the grave.
Tom'un sırrı kendisiyle beraber mezara gitti.Tom took his secret to the grave.
Fadıl, işaretsiz bir mezara gömüldü.Fadil was buried in an unmarked grave.
Leyla, Sami'yi sığ mezara gömdü.Layla buried Sami in the shallow grave.
Sami, Leyla'nın oğlunu erkenden bir mezara gönderdi.Sami sent Layla's son to an early grave.
Tom işaretsiz bir mezara gömüldü.Tom was buried in an unmarked grave.
Hemen ardından Himmler'in cesedi Lüneburg yakınlarında bilinmeyen bir mezara defnedildi.Shortly afterward, Himmler's body was buried in an unmarked grave near Lüneburg.
İnançsız olarak tanınan D'Alembert, sıradan ve isimsiz bir mezara defnedildi.As a known unbeliever, D'Alembert was buried in a common unmarked grave.
Ama kimse görmeden canını da alıp, mezara gömmüş.However, no one saw him killed nor has a grave been found.
Ancak Lysimachus bu mezara hiç gömülemedi.However, Cholmeley is not buried in this tomb.
Roza Eskenazi önce, Korynthia’daki Stomyo köyünde mezar taşı olmayan bir mezara gömüldü.Roza Eskenazi was buried in an unmarked grave in the village of Stomio in Korinthia.
Stephen ve Joseph uyarıyı dikkate almaz ve mezara girerek Ananka'nın lahdini bulur.Stephen and Joseph ignore him, and discover within the sarcophagus of Ananka.
Ömer ise hapishane isyanı sonucu hayata veda edip, mezara gömülmüş bir bedenden ibaret kalmıştır.U Saw was buried, according to custom, in an unmarked grave within the prison.
V. Henry 7 Kasım 1422'de yapılan bir törenle "Westminster Abbey"'de özel bir mezara gömüldü.Henry V was buried in Westminster Abbey on 7 November 1422.
Gündüzleri yeraltına veya mezara girebilir.He may be equally descending into or our the tomb.
Cesedi yeri işaretlenmemiş bir mezara gömüldü.Her body was buried in an unmarked grave.
Mezara yattığında ise ölmez, yeniden dirilmek için gün sayıp dinlenir.Death will single him out and on the Day of Resurrection, he will stand up all alone!"
Via Appia'nın kenarındaki bir anıt mezara defnedildi.He was buried in a tomb along the Via Appia.
Petrus ve sevilen havari mezara doğru koşmaya başlarlar.So Peter and the other disciple started for the tomb.
Cesetleri kamufle edilmiş bir toplu mezara gömüldü.Their bodies were buried in a mass grave that was afterwards camouflaged.
Ustalığının sırrını kendisiyle birlikte mezara götürdü.The recipe went to the grave with him.
Kazılarda bugüne kadar iki oda mezara ulaşılmıştır.Two tomb structures have been discovered in caves to date.
Karısı Blanche'in isteği üzerine Putney Vale Mezarlığında işaretsiz bir mezara gömülmüştür.Sandow was buried in an unmarked grave in Putney Vale Cemetery at the request of his wife, Blanche.
Birlikte yanyana mezara kadar yaşayan insanların ortak noktası nedir?What do the folks who make it all the way to side-by-side burial plots have in common?
"Mezara sürükleniyorum.'I'm being pushed into a grave.
Aslında gençken ben de izinsiz avlanmıştım ve bu anıları mezara götüreceğim.I'd actually poached as a teenager and they're memories I'll take to the grave.
Felsefeleri beşikten mezara kadar uzanıyor:So the philosophy becomes cradle to grave:
Ben aptal onu mezara evlendiler!I would the fool were married to her grave!
Ben seni muzaffer bir mezara gömmek olacak;I'll bury thee in a triumphant grave;--
Yalnız erkek figürü mezarın yanında duruyor ve mezara bakıyor.Obviously contemplating mortality and the meaning of life and whether there is life after death.
Mezara kavuşunca Neşeden coşar, sevinç bulurlar.who rejoice exceedingly, and are glad, when they can find the grave?
Zamanında toplanan demetler gibi, Mezara dinç gireceksin.You shall come to your grave in a full age, like a shock of grain comes in its season.
Hiç var olmamış olurdum, Rahimden mezara taşınırdım.I should have been as though I had not been. I should have been carried from the womb to the grave.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.For when he dies he shall carry nothing away. His glory shall not descend after him.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.A man who is tormented by life blood will be a fugitive until death; no one will support him.
Yahyanın öğrencileri bunu duyunca gelip cesedi aldılar ve mezara koydular.When his disciples heard this, they came and took up his corpse, and laid it in a tomb.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Very early on the first day of the week, they came to the tomb when the sun had risen.
Bunun üzerine Petrusla öteki öğrenci dışarı çıkıp mezara yöneldiler.Therefore Peter and the other disciple went out, and they went toward the tomb.
İkisi birlikte koşuyordu. Ama öteki öğrenci Petrustan daha hızlı koşarak mezara önce vardı.They both ran together. The other disciple outran Peter, and came to the tomb first.
Sonra onu öldürdü, mezara koydu.He will then send him to death and have him laid in the grave.
Bunların çoğu dövülmüş, ateş edilerek öldürülmüş ve bir toplu mezara gömülmüştü.Most were beaten, shot and buried in a mass grave.
Teşhis edilenlerin yaklaşık 1.000 kadarı Srebrenica'nın dışındaki bir anıt mezara gömüldü.About 1,000 of the identified have been buried at a memorial site outside of Srebrenica.
Zanlılar kurbanları önce Kravica yakınlarındaki bir toplu mezara gömdüler.They first buried the victims in a mass grave near Kravica.
Sonrasında ise bir buldozerle kurbanlar aynı yerdeki bir toplu mezara gömülmüştü.Afterwards, a bulldozer buried the victims in a mass grave at the same location.
Kremlin yakınlarındaki beyaz taştan yapılan anıt mezara gömüldü.She died on 7 April 1503, two years before her husband (who died on 27 October 1505).
Şehrin banliyölerinin uzak bir bölümünde ortak bir mezara gömüldüler. [6]They were buried in a common grave in a remote part of the suburbs of the city.[6]
Ölüler yakındaki bir toplu mezara gömüldü.The dead were buried in a mass grave nearby.
Günümüzde siteye giden ziyaretçilerin mezara girip oyma taşları görmeleri mümkündür.[1]Today, it is possible for visitors to the site to enter the tomb and to see the engraved stones.[8]
[1] Kanefer - Dashur'daki 28. mezara defnedildi.Buried in G 7510. A famous bust of Ankhhaf is now in the Boston Museum of Fine Arts.
13 Mart'ta sakinler, Buça'daki bir kilisenin yakınındaki bir toplu mezara 67 kişiyi gömdüler.On 13 March, residents buried 67 people in a mass grave near a church in Bucha.
Hayat bir gökyüzü dalışıdır: vajinadan mezara.Life is a sky-dive: out of a cunt, into the grave.
Cesetler halka açık bir şekilde ölü bir domuzla aynı mezara gömüldü.The bodies were publicly buried in the same grave with a dead pig.
Sonunda ise De Vaal öldürülür ve Güney Afrika'da hiçliğin ortasında isimsiz bir mezara gömülür.De Vaal is killed and buried in an unmarked grave – in the middle of nowhere – in Southern Africa.
Pazara kadar değil, mezara kadar.Nicht nur für einen bestimmten Zeitraum, sondern bis ans Ende aller Tage.
Roza Eskenazi önce, Korynthia’daki Stomyo köyünde mezar taşı olmayan bir mezara gömüldü.Roza Eskenasy wurde in einem einfachen Grab ohne Grabstein in dem Dorf Stomio bei Korinth begraben.
Hemen ardından Himmler'in cesedi Lüneburg yakınlarında bilinmeyen bir mezara defnedildi.Sein Leichnam wurde sofort danach südlich von Lüneburg an einem unbekannten Platz begraben.