Meydan okumaktan hoşlanıyorum.I enjoy the challenge.
Ben senin otoritene meydan okumak istemedim.I didn't mean to challenge your authority.
Tom iyi bir meydan okumaktan hoşlanır.Tom enjoys a good challenge.
Meydan okumak için hazırım.I'm up for the challenge.
Meydan okumaktan zevk aldım.I enjoyed the challenge.
Dharmawangsa Medang'ı bölgenin süper gücü yapıp Srivijaya imparatorluğuna meydan okumak istiyordu.Dharmawangsa aspired to ascend Medang as regional power by challenging Srivijaya Empire domination.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Everything we do, we believe in challenging the status quo.
Anlam, ortaya çıkarmak, meydan okumak, aidiyet, kimlik, gurur, gibi.Meaning,creation, challenge, ownership,identity,pride etc.
Bize meydan okumak beyhudedir.It is futile to challenge us.
"Yaptığımız, inandığımız her şey mevcut duruma meydan okumaktır."Everything we do, we believe in challenging the status quo.
Cezanızı tadın, meydan okumakta olduğunuz şey budur işte!(And told:) "Taste your punishment. This is what you were trying to hasten."
Çin'in ekonomik gelişimi popüler geleneklere ve sanatlara meydan okumaktadır.Participer au développement culturel des arts et traditions populaires du Canada.
Çin'in ekonomik gelişimi popüler geleneklere ve sanatlara meydan okumaktadır.Suas dependências comuns continuam servindo à eventos culturais e encontros sociais.
Kalesi adeta zamana meydan okumaktadır.Het kasteel is nog altijd te bezichtigen.
Çin'in ekonomik gelişimi popüler geleneklere ve sanatlara meydan okumaktadır.Uuden kulttuurin liike pyrki muokkaamaan perinteisiä kiinalaisia arvoja ja tapoja.
Anlam, ortaya çıkarmak, meydan okumak, aidiyet, kimlik, gurur, gibi.Smysl, tvořivost, výzvu, vlastnictví, identitu, pýchu atd.
Bize meydan okumak beyhudedir.Det er for dumt at udfordre os.
Bize meydan okumak beyhudedir.Es ist zwecklos, uns herauszufordern!
Bize meydan okumak beyhudedir.Nie ma sensu próba powstrzymania nas.
Bize meydan okumak beyhudedir.Είναι ανώφελο να μας προκαλέσεις.
Bize meydan okumak beyhudedir.Безсмислено е да ни се противопоставяте.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Allting vi gör, vi tror på att utmana status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Alt hvad vi gør, vi tror på at udfordre status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Bei allem was wir tun, glauben wir daran, dass der Status quo in Frage gestellt werden kann.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Dans tout ce que nous faisons, nous croyons à la remise en cause du statu quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."En todo lo que hacemos, creemos en el cambio del status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Hiszünk benne, hogy mindennel amit teszünk a változást szolgáljuk.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."In alles wat we doen, geloven we in het uitdagen van de status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."우리가 하는 모두 것들, 우리는 기존의 현상에 도전하고,
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Mọi thứ chúng tôi làm, chúng tôi tin tưởng vào việc thử thách tình trạng hiện tại.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Poprzez wszystko to co robimy, rzucamy wyzwanie status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Prin tot ceea ce facem, credem în contestarea stării de fapt a lucrurilor.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Pri vsem, kar počnemo, verjamemo, da lahko spremenimo status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Semua yang kami lakukan, kami percaya dalam menentang status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Tudo o que fazemos "acreditamos em desafiar o status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Tutto ciò che facciamo, crediamo nelle sfide dello status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Vo všetkom, čo robíme, veríme v prekonávanie starého status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır.Vším, co děláme, měníme svět v něco nového.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Με ό,τι κάνουμε, πιστεύουμε ότι αλλάζουμε τα δεδομένα.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Във всичко, което правим, вярваме в предизвикателството към статуквото.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Что бы мы ни делали, мы верим, что мы бросаем вызов статусу кво.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Що б ми не робили, ми віримо, що кидаємо виклик статусу кво.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."בכל מה שאנחנו עושים, אנחנו מאמינים בקריאת תיגר על המצב הקיים.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır." في كل ما نقوم به، نؤمن أننا نتحدى الوضع الراهن.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır.世界を変えるという信念で行っています 違う考え方に価値があると信じています
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Đó chỉ là thách thức về công nghệ mà thôi
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Es ist nur eine technische Herausforderung. Und die Antwort ist:
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.E' una sfida tecnologica.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Il y a toujours ce qu'on appelle l'effet de Doppler.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.단지 기술적 문제일 뿐이니까요.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Portanto, toda a luz vermelha que vemos tem o que chamamos "desvio para o azul".
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.To jest wyzwanie technologii.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Είναι απλά μια τεχνολογική πρόκληση.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Това е само предизвикателство на технологията.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Це просто виклик в технології.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.Это просто очередной стимул для развития технологий.
Bu sadece teknolojiye meydan okumak.答えは 実際に 世界は違って見えません
Dünyanın köşelerine sahibiz. Bize meydan okumak beyhudedir.Mi vagyunk a mesterek a világ, akkor hiábavaló a mi ellenállni
Dünyanın köşelerine sahibiz. Bize meydan okumak beyhudedir.Nous sommes les maitres du monde, il est futile de nous résister
"normal şekilde iş"e meydan okumakla meşgul iş ve sosyal sektörün tüm diğer bölümleri."항상 같은 사업"이라는 통념에 도전하느라 바쁜 사업의 모든 다른 부분도 또한 있기 때문입니다.