mesh ile cümle
mesh kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››o óleo da unção, e o incenso aromático para o lugar santo; eles farão conforme tudo o que te hei mandado.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››Salveolien og den vellugtende Røgelse til Helligdommen. Ganske som jeg har pålagt dig, skal de udføre det.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››και το χριστηριον ελαιον, και το ευωδες θυμιαμα δια το αγιον κατα παντα οσα προσεταξα εις σε θελουσι καμει.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››и елей помазания и курение благовонное для святилища: все так, как Я повелел тебе,они сделают.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››ואת שמן המשחה ואת קטרת הסמים לקדש ככל אשר צויתך יעשו׃
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››ودهن المسحة والبخور العطر للقدس. حسب كل ما امرتك به يصنعون
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››膏 油 、 和 為 聖 所 用 馨 香 的 香 料 、 他 們 都 要 照 我 一 切 所 吩 咐 的 去 作
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››膏油 、 和 為聖 所 用 馨香 的 香料 、 他 們都 要 照 我 一切 所 吩咐 的 去作
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.Ale David řekl k Abizai: Nezabíjej ho; nebo kdo vztáhna ruku svou na pomazaného Hospodinova, byl by bez viny?
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.다윗이 아비새에게 이르되 죽이지 말라 누구든지 손을 들어 여호와의 기름 부음을 받은 자를 치면 죄가 없겠느냐
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.Men David sa til Abisai: Drep ham ikke! Hvem har utrakt sin hånd mot Herrens salvede og er blitt ustraffet?
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.Men David svarede Abisjaj: "Gør ham ikke noget ondt! Thi hvem lægger ustraffet Hånd på HERRENs Salvede?"
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.Но Давид сказал Авессе: не убивай его; ибо кто, подняв руку на помазанника Господня, останется ненаказанным?
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.ויאמר דוד אל אבישי אל תשחיתהו כי מי שלח ידו במשיח יהוה ונקה׃
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.فقال داود لابيشاي لا تهلكه فمن الذي يمد يده الى مسيح الرب ويتبرّأ.
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.大 衛 對 亞 比 篩 說 、 不 可 害 死 他 . 有 誰 伸 手 害 耶 和 華 的 受 膏 者 而 無 罪 呢
Ne var ki Davut, ‹‹Onu öldürme!›› dedi, ‹‹RABbin meshettiği kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.大衛對亞 比 篩說 、 不 可 害死 他 . 有 誰伸手 害 耶和華 的 受膏者 而 無罪呢
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.1 bếp trưởng nổi tiếng ở New Orleans nói,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.A New Orleans ho conosciuto un rinomato chef che mi ha detto
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Conocí a un famoso chef en Nueva Orleans, que dijo:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Egyszer New Orleansban egy híres szakács azt mondta nekem:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Ein Promi-Koch in New Orleans erzählte mir:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Ik ontmoette een beroemde chef-kok in New Orléans, die zei:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.뉴올리언즈의 한 유명한 요리사를 만났을 때,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Saya bertemu dengan seorang koki selebriti di New Orleans yang berkata,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Znany szef kuchni z Nowego Orleanu powiedział mi,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Γνώρισα ένα διάσημο σεφ στη Νέα Ορλεάνη ο οποίος είπε:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Срещнах известен готвач в Ню Орлиънс, който каза,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Я зустрів відомого шеф-кухаря з Нового Орлеана, який сказав:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.Я познакомился с одной звездой из Нью-Орлеана, он сказал:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.פגשתי בניו-אורלינס שף מפורסם שאמר,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.التقيت طاه شهير في "نيو أورليانز" قال:
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.「あぁ 問題ないよ 家族の時間をずらすから
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Dia bukan yang pertama, dia tidak menjadi kaya, dia tidak menjadi terkenal, maka dia berhenti.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Doveva arrivare per primo, non è diventato ricco, non è diventato famoso, quindi ha abbandonato.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Ele não foi o primeiro, não ficou rico nem famoso, e como tal desistiu.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Er war nicht der Erste, er wurde nicht reich, er wurde nicht berühmt, also gab er auf.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Han blev ikke den første, han blev ikke rig, han blev ikke kendt, så han sagde op.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Han var inte först, han blev inte rik, han blev inte rik, så han gav upp.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Hij was niet de eerste, werd niet rijk, werd niet beroemd, dus hij nam ontslag.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Il n'a pas été premier, il n'est pas devenu riche, il n'est pas devenu célèbre, alors il a démissionné.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Il n'était pas le premier, il n'est pas devenu riche, il n'est pas devenu célèbre, alors il a démissionné.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.그가 첫번째가 아니었고, 부를 얻지 못했고, 유명해지지 않았죠, 그래서 그는 그만 두었습니다.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.그는 첫번째도 되지 못했고 부자가 되지도 못했습니다. 그는 유명해지지 못하자 바로 그만두었던거죠.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Nebol prvý, nezbohatol, nedostalo sa mu slávy, tak to vzdal.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Nebyl první, nezbohatl, nestal se slavným, a tak to vzdal.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Nem ő lett az első, nem lett gazdag, nem lett híres, így visszavonult.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Ni bil prvi, ni obogatel, ni postal slaven in je odnehal.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Nie był pierwszy, nie wzbogacił się, nie zdobył sławy, więc zrezygnował.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.No fue el primero, no se hizo rico, no se hizo famoso, así que renunció.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.No fue el primero, no se hizo rico, tampoco famoso, así que abandonó.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Nu a fost primul, nu s-a îmbogățit, nu a devenit faimos, așa că a renunțat.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Ήταν ο πρώτος, δεν έγινε πλούσιος, δεν έγινε διάσημος, οπότε παραιτήθηκε.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Він не був першим, він не став багатим, і він не став знаменитим, отже, він здався.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Він не став першим, і це не зробило його багатим та знаменитим, тому він просто закрив проект.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Он не был первым, это не сделало его богатым и знаменитым, так что он просто закрыл проект.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.Той бил пръв, не забогатял, не се прочул, така че се отказал.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.הוא לא היה הראשון, הוא לא נהיה עשיר, הוא לא נהיה מפורסם, אז הוא פרש.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.فلم يكن هو الأول ولم يصبح غنياً، ولم يصبح مشهورا،لذا استقال.
O ilk değildi, zengin olamadı, meşhur olamadı, sonuçta da işten ayrıldı.有名にもなれなかったので 彼は諦めました 人は「何を」ではなく 「なぜ」に動かされるのです