İspanyolca Merkezi ve Güney Amerika'da konuşulur.Spanish is spoken in the Central and the South Americas.
Dünyanın evrenin merkezi olmadığını bilmelisin.You should know the Earth isn't the centre of the cosmos.
Tom şehir merkezinde yaşıyor.Tom lives downtown.
Galaksimizin merkezinde kütleli bir kara delik var.There's a supermassive black hole at the center of our galaxy.
Biz şehir merkezine gidiyoruz.We're going downtown.
Şehir merkezine gitme modumda değilim.I'm not in the mood to go downtown.
Ben kasaba merkezinde yaşıyorum.I live in the town centre.
Ben alışveriş merkezine gidiyorum.I am going to the mall.
Köyün merkezinde bir bayrak var.In the center of the village there is a flag.
Çocuk şehir merkezine yürümeyi seviyor.The boy likes to walk to town.
Aristo dünya'nın evrenin merkezi olduğuna inanıyordu.Aristotle believed that the Earth was the center of the universe.
Tom evrenin merkezi olduğuna inanıyor gibi görünüyor.Tom seems to believe that he's the centre of the universe.
Şehir merkezine gitmek istiyorum.I want to go downtown.
Güneş, bizim güneş sistemimizin merkezindedir.The sun is at the center of our solar system.
Ağırlık her zaman yerin merkezine doğru yönelmiş bir güçtür.Weight is a force that is always directed toward the center of the earth.
Bizim genel merkezimiz Boston'dadır.Our head office is in Boston.
Ben rekreasyon merkezimde spor yaparım.I play sports at my recreation center.
Bir şehir merkezinde değil, bir yerleşim alanında yaşamayı tercih ederim.I would prefer to live in a residential area, not downtown.
Şehir merkezinde bir yangın var.There's a fire downtown.
Tom gereçler almak için şehir merkezine gitti.Tom went downtown to buy supplies.
Şehir merkezinde birçok yüksek binalar vardır.At the city center, there are many tall buildings.
Galaktik merkezi Yay Takımyıldızında yer almaktadır.The galactic center is in the constellation Sagittarius.
O, dört yıldızlı bir otel ve merkezi olmalı.It has to be a four-star hotel, and central.
Kasabanın merkezinde güzel bir park var.There is a beautiful park in the center of the town.
Otobüs sizi şehir merkezine götürür.The bus takes you down town.
Tom alışveriş merkezinde biraz alışveriş yaptı.Tom did some shopping at the mall.
Şehir merkezine gitmeyi bıraktım.I've stopped going downtown.
Jamal dikkat merkezi olmak istiyor.Jamal wants to be the center of attention.
Alışveriş merkezinde tekrar ona rastladım.I ran into her again at the shopping mall.
Alışveriş merkezimden çıkmanı istiyorumI want you out of my shopping mall.
Leyla ziyaret ettiği her alışveriş merkezinden kozmetik ürünleri satın aldı.Layla bought cosmetics at every shopping mall she visited.
Bu öğleden sonra şehir merkezine gittim.I went downtown this afternoon.
Şehir merkezinde yaşıyorum.I live downtown.
Fadıl, Sadık tıp merkezine kabul edildi.Fadil was admitted to Sadiq medical center.
Fadıl, Sadık tıp merkezine yatırıldı.Fadil was admitted to Sadiq medical center.
Fadıl alışveriş merkezine gitti.Fadil went to the mall.
Tom arkadaşlarıyla alışveriş merkezine gitti.Tom went to the mall with his friends.
Tom ve Mary şehir merkezine gitti.Tom and Mary have gone downtown.
Tom'la birlikte arabayla alışveriş merkezine gittim.I drove to the mall with Tom.
Tom alışveriş merkezine geri gitmek için metroya bindi.Tom took the subway back to the mall.
Leyla ve Sami bir alışveriş merkezinde bir araya geldiler.Layla and Sami met at a shopping mall.
Leyla ve Sami bir alışveriş merkezinde buluştular.Layla and Sami met at a shopping mall.
Leyla, Sami'yi alışveriş merkezine götürdü.Layla drove Sami to the shopping mall.
Leyla alışveriş merkezine gitti.Layla went to the mall.
Leyla ve Sami alışveriş merkezine gidecekler.Layla and Sami are going to the mall.
Leyla alışveriş merkezine doğru gitmiyordu.Layla wasn't heading toward the mall.
Boston şehir merkezinde kendinizi güvende hissediyor musunuz?Do you feel safe in downtown Boston?
Sen şehir merkezinde çalışmıyor musun?Don't you work downtown?
Tom, Mary ile alışveriş merkezine gitti.Tom went to the mall with Mary.
Leyla şehir merkezindeki bir bankaya araçla yirmi dakikada gitti.Layla drove twenty minutes to a bank downtown.
Şehir merkezine yürüdüm.I walked downtown.
Tom Mary'yi alışveriş merkezine götürdü.Tom drove Mary to the mall.
Sami, merkezi trafik bölümüne transfer edildi.Sami was transferred to the central traffic division.
Tom alışveriş merkezine geri gitti.Tom went back to the mall.
Tom ve Mary alışveriş merkezine gidiyorlar.Tom and Mary are going to the mall.
Şehir merkezini atlayacağız.We'll bypass the city centre.
Ofisim şehir merkezinde.My office is in the city centre.
Hafta sonu şehir merkezinde her zaman çok fazla trafik var.There's always a lot of traffic in the city centre at the weekend.
Tom ve ben alışveriş merkezine gidiyoruz.Tom and I are going to the mall.
Dün şehir merkezine gittim.I went downtown yesterday.