Ana içeriğe geç
Sözlük

memnuniyetsiz ile cümle

memnuniyetsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Memnuniyetsizliğimi ifade etmek için yazıyorum.I am writing to express my dissatisfaction.
Memnuniyetsizliğini ifade etti.He expressed his dissatisfaction.
Tom memnuniyetsizliğini gizleyen oldukça iyi bir iş yaptı.Tom has done a pretty good job concealing his dissatisfaction.
Onlar memnuniyetsizdi.They were discontented.
Onlara ne kadar memnuniyetsiz olduğumu söyle.Tell them how displeased I am.
Ona ne kadar memnuniyetsiz olduğumu söyle.Tell him how displeased I am.
Dilek memnuniyetsizlikten kaynaklanır. Bunu kontrol etmeye çalış.Desire is a source of discontent. Try to control it.
Dilek memnuniyetsizlikten kaynaklanır. Bunu kontrol etmeye çalışın.Desire is a source of discontent. Try to control it.
İlk boşanma kilise çevrelerinde memnuniyetsizlikle karşılanmıştı.The initial divorce had met with disapproval in circles of the Church.
Grev genellikle çalışanların yaşadıkları memnuniyetsizliklere karşılık olarak meydana gelir.A strike usually takes place in response to employee grievances.
Aralarında birçok memnuniyetsizin de bulunduğu bu grup, Robespierre tarafından ezilmiştir.A beautiful woman, Robins was pursued by many men.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Those riots were part of the manifestation of that frustration.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- He hasn't exactly been quiet about his displeasure with you.
Kurbanların aileleri memnuniyetsizken, mahkemeler savaş suçu davalarını çok karmaşık olarak görüyor.Families of victims are dissatisfied, while courts view war crimes cases as very complicated.
Uzmanlar, sonuçların seçmenlerin her zamanki işlerden memnuniyetsizliğini yansıttığı görüşündeler.The results reflect voter dissatisfaction with business as usual, experts say.
Sırbistan durumdan memnuniyetsizliğini derhal dile getirerek büyükelçilerini geri çağırdı.Serbia immediately expressed its displeasure and recalled its ambassadors.
Fakat bütün memnuniyetsizliklerin üstesinden gelineceğine inanıyorum."But I believe all dissatisfactions will be overcome."
Brammertz, BM savcılarının yargıçların kararından duydukları memnuniyetsizliği dile getirdi.UN prosecutors, Brammertz noted, expressed discontent with the judges' ruling.
Makedonya'daki etnik Sırp vatandaşları da memnuniyetsizliklerini dile getirdiler.Ethnic Serbian citizens of Macedonia have also voiced dissatisfaction.
Moskova'da bulunduğu müddette Häyhänen'den duyduğu memnuniyetsizliği üstlerine bildirdi.While in Moscow, Fisher informed his superiors of his dissatisfaction with Häyhänen.
Bu, ordu subayları arasında artan memnuniyetsizlikle birleşti.This was coupled with the increasing dissatisfaction among army officers.
BAC ile Suriye memnuniyetsizliğiSyrian dissatisfaction with UAR
Yetenek hipotezinden duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle, Earl Conee başka bir varyant sunmaktadır.Due to his dissatisfaction with the ability hypothesis, Earl Conee presents another variant.
Bu durum alt sınıflar arasında memnuniyetsizliğe yol açtı.Esto fue enormemente impopular entre las clases bajas.
“Rati” arzuları, “arati” memnuniyetsizliği ve “tanha” hırsı, açgözlülüğü temsil eder.Esa ansiosa búsqueda de la libertad"​ y "El tango una danza.
İlk boşanma kilise çevrelerinde memnuniyetsizlikle karşılanmıştı.El divorcio inicial había sido desaprobado en círculos de la Iglesia ortodoxa.
Memnuniyetsizliğinin ne olduğunu açıklayabilir misin?Ты можешь объяснить своё недовольство?
İlk boşanma kilise çevrelerinde memnuniyetsizlikle karşılanmıştı.Оба мужа находились в недопустимой степени родства с ней с точки зрения церкви.
Moskova'da bulunduğu müddette Häyhänen'den duyduğu memnuniyetsizliği üstlerine bildirdi.Неудивительно поэтому, что в числе вызванных в Москву для увещания оказался и он.
Misafir kutsaldır ve hiçbir memnuniyetsizliğine mahal verilmeyecek şekilde ağırlanır.Девушка привыкла жить в роскоши и ни в чём себе не отказывать.
Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi.Mal sabiam que o jogo não se estenderia muito mais.
Aralarında birçok memnuniyetsizin de bulunduğu bu grup, Robespierre tarafından ezilmiştir.Zostali oni przychylnie powitani przez członków Zgromadzenia Narodowego, w tym – przez Robespierre'a.
Fakat halk memnuniyetsizliğini dile getirmeye, Kreon’a karşı çıkmaya cesaret edemez.Na nieszczęście jednak nie ma jeszcze odwagi przeciwstawić się Sunny'emu.
Memnuniyetsizliğini ifade etti.El și-a exprimat nemulțumirea.
Yar Alinin halktan çok ağır vergiler alması bölgede memnuniyetsizlik yaratmıştır.Vaikeinta maakunnan asukkaiden oli vaikea hyväksyä voimakkaasti kohonneita raskaita veroja.
İlk boşanma kilise çevrelerinde memnuniyetsizlikle karşılanmıştı.Το διαζύγιο είχε συναντηθεί με αποδοκιμασία στους κύκλους της Εκκλησίας.
Moskova'da bulunduğu müddette Häyhänen'den duyduğu memnuniyetsizliği üstlerine bildirdi.Han utmerket seg ytterligere ved den katastrofale retretten fra Moskva.
Moskova'da bulunduğu müddette Häyhänen'den duyduğu memnuniyetsizliği üstlerine bildirdi.在莫斯科经常出现一些不利于他的流言。
Kralın yönetiminden duyulan memnuniyetsizlikler 1629 yılında artık bastırılamaz hale gelir.단종은 계속 왕으로 대우 받지 못하다가 숙종 때인 1698년에야 복권되어 왕으로 추숭되었다.
Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi.Na napetosti med njima ni bilo treba dolgo čakati.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- N-a fost tăcut de loc în privinţa neînţelegerilor cu tine.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- Non si e' curato di nascondere il disappunto verso di te.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- No se ha mantenido muy callado precisamente acerca de lo molesto que está contigo.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- Rozhodně se netají tím, jak moc ho ątvete.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- Tak. - Nie ukrywał się specjalnie ze swoim niezadowoleniem z ciebie.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- Ναι. - Δεν θα' λεγα πως απέκρυψε την δυσαρέσκεια του για σένα.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- М-да. - Он и не скрывал своей антипатии к вам.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemezいかにも言いたげだし。 >君だってそうだろう。
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Acele revolte erau o manifestare a frustrării lor.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Aqueles motins faziam parte da manifestação dessa frustração.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Azok a felkelések annak a frusztrációnak a megnyilvánulásai voltak.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Ces émeutes étaient en partie la manifestation de cette frustration.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.De rellen waren deel van de manifestatie van die frustratie.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Diese Unruhen waren Teil der Manifestation dieser Frustration.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.그리고 그 불만이 폭동으로 표출된 것입니다.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Những cuộc nổi loạn là hiện thân của những sự nản lòng ấy.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Queste rivolte erano parte della manifestazione di quella rabbia.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Ty nepokoje pak byly částečně projevy frustrace.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Y parte de como manifestaron esa frustración fueron esos disturbios.
O isyanlar, bu memnuniyetsizliğin zuhur edişinin bir parçasıydı.Zamieszki były jednym ze sposobów wyrażenia tej frustracji.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod