Davranışından memnun olmaktan uzağım.I am far from pleased with your behavior.
Öğretmen sonuçtan memnun olmaktan uzaktı.The teacher was far from satisfied with the result.
Tom Mary'nin çalışmasından memnun olmaktan uzaktır.Tom is far from satisfied with Mary's work.
Müşteriler memnun olmak zorundadır.Customers have to be satisfied.
O zaman kendimi toplamalı ve Tanrı aşkına sahip olduklarımdan memnun olmak zorundayım.Then I have to pull myself together and be satisfied with what I've got, for God's sake.
Sırbistan kamuoyu memnun olmak için en sonunda bir gerekçeye kavuştu.The Serbian public finally has a reason to be satisfied.
Tom Mary'nin çalışmasından memnun olmaktan uzaktır.Tom è ben lontano dall'essere soddisfatto del lavoro di Mary.
Kendisi, bu şekilde anılmaktan memnun olmakla birlikte neden uygun görüldüğünü bilmediğini açıklamıştır.自分はなぜ認められないのかという不満に苛まれていた。
Kendisi, bu şekilde anılmaktan memnun olmakla birlikte neden uygun görüldüğünü bilmediğini açıklamıştır.그녀를 위로하기 보다는 도저히 왜 우는지 모르겠다는 얼굴로 그녀를 바라본다.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.A to mi pripadalo ako zlý začiatok posmrtného života, vidieť svoj vlastný pohreb a cítiť sa radostne.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.그리고 제게 사후에 여러분의 장례식을 보고 만족감을 느끼는 것은 불운한 시작입니다.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.Og det var for mig en dårlig start på efterlivet, at skulle se sin egen begravelse og føle sig glad.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.Według mnie to zły początek życia pozagrobowego, patrzeć na własny pogrzeb i czuć zadowolenie.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.Y, para mí, fue un mal comienzo hacia la otra vida presenciar el propio funeral y sentirse gratificado.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.Мне кажется, это не лучшее начало загробной жизни, наблюдать за собственными похоронами и чувствовать радость.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.ובעיני זו התחלה גרועה לחיי העולם הבא, לראות את ההלווייה שלך ולהרגיש מרוצה.
Bana kalırsa bu, ölümden sonraki yaşama kötü bir başlangıç, kendi cenazenize tanıklık edip memnun olmak.死後の生活の始まりとして あまりいいものには思えなかったのです それでは『死者』という短い詩をお聞きください
O zaman kendimi toplamalı ve Tanrı aşkına sahip olduklarımdan memnun olmak zorundayım.Dann muss ich mich zusammenreißen und mit dem was ich habe zufrieden sein, um Gottes willen.
O zaman kendimi toplamalı ve Tanrı aşkına sahip olduklarımdan memnun olmak zorundayım.Muszę wtedy zebać się do kupy i być zadowolony z tego, co mam, na miłość Boską.
O zaman kendimi toplamalı ve Tanrı aşkına sahip olduklarımdan memnun olmak zorundayım.Pak se musím přinutit vrátit sám k sobě a být spokojený s tím, co mám, pro boha.
O zaman kendimi toplamalı ve Tanrı aşkına sahip olduklarımdan memnun olmak zorundayım.Έπειτα όμως πρέπει να συμμαζευτώ και να αρκεστώ σε όσα έχω, για όνομα του Θεού.
O zaman kendimi toplamalı ve Tanrı aşkına sahip olduklarımdan memnun olmak zorundayım.Но я беру себя в руки и удовлетворяюсь тем, что уже у меня есть, благодаря Богу.