Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.A pilně patříce na něj všickni, kteříž seděli v radě, viděli tvář jeho, jako tvář anděla.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.A všetci, ktorí sedeli vo vysokej rade, upreli na neho oči a videli jeho tvár ako čo by tvár anjela.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Bấy giờ, phàm những người ngồi tại tòa công luận đều ngó chăm Ê-tiên, thấy mặt người như mặt thiên sứ vậy.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Då nu alla som sutto i Rådet fäste sina ögon på honom, syntes dem hans ansikte vara såsom en ängels ansikte.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Então todos os que estavam assentados no sinédrio, fitando os olhos nele, viram o seu rosto como de um anjo.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.In ostro ga pogledajo vsi, ki sede v velikem zboru, in vidijo obličje njegovo kakor obličje angela.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.공회 중에 앉은 사람들이 다 스데반을 주목하여 보니 그 얼굴이 천사의 얼굴과 같더라
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Og alle de, som sade i Rådet, stirrede på ham, og de så hans Ansigt som en Engels Ansigt.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Og da alle de som satt i rådet, stirret på ham, så de hans ansikt som en engels ansikt.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.szemeiket reá vetvén a tanácsban ûlõk mindnyájan, [olyannak] láták az õ orczáját, mint egy angyalnak orczáját.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Toţi cei ce şedeau în Sobor, s'au uitat ţintă la Ştefan, şi faţa lui li s'a arătat ca o faţă de înger.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Und sie sahen auf ihn alle, die im Rat saßen, und sahen sein Angesicht wie eines Engels Angesicht.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Και ατενισαντες εις αυτον παντες οι καθημενοι εν τω συνεδριω, ειδον το προσωπον αυτου ως προσωπον αγγελου.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.И все, сидящие в синедрионе, смотря на него, видели лице его, как лице Ангела.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.І дивлячись пильно на него всї, що сидїли в радї, видїли лице його якби лице ангела.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Тогава първосвещеникът рече: Така ли е това?
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.ויסתכלו בו כל הישבים בסנהדרין ויראו את פניו כפני מלאך אלהים׃
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.فشخص اليه جميع الجالسين في المجمع ورأوا وجهه كانه وجه ملاك
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.在 公 會 裡 坐 著 的 人 、 都 定 睛 看 他 、 見 他 的 面 貌 、 好 像 天 使 的 面 貌
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.在 公會裡 坐 著 的 人 、 都 定睛 看他 、 見 他 的 面貌 、 好像 天使 的 面貌
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.For engler tar han sig jo ikke av, men Abrahams ætt tar han sig av;
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Bo zaiste nigdzie nie przyjął Aniołów, ale nasienie Abrahamowe przyjął.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Căci negreşit, nu în ajutorul îngerilor vine El, ci în ajutorul seminţei lui Avraam.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Car assurément ce n`est pas à des anges qu`il vient en aide, mais c`est à la postérité d`Abraham.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Denn er nimmt sich ja nicht der Engel an, sondern des Samens Abrahams nimmt er sich an.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Egli infatti non si prende cura degli angeli, ma della stirpe di Abramo si prende cura
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.이는 실로 천사들을 붙들어 주려 하심이 아니요 오직 아브라함의 자손을 붙들어 주려 하심이라
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Lebo, tak sa nazdám, nezaujíma sa anjelov, ale sa zaujíma semena Abrahámovho,
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Mert nyilván nem angyalokat karolt fel, hanem az Ábrahám magvát karolta fel.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Neboť nepřijal andělů, ale símě Abrahamovo přijal.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Nyatalah bahwa bukan malaikat yang ditolong-Nya, melainkan keturunan Abraham
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Pois, na verdade, não presta auxílio aos anjos, mas sim � descendência de Abraão.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Porque ciertamente él no tomó para sí a los ángeles, sino a la descendencia de Abraham
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Saj se pač ne poteza za angele, ampak za seme Abrahamovo se poteza.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Sillä ei hän ota huomaansa enkeleitä, vaan Aabrahamin siemenen hän ottaa huomaansa.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Thi det er jo dog ikke Engle, han tager sig af, men Abrahams Sæd tager han sig af.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Ty det är ju icke änglar som han tager sig an; det är Abrahams säd som han tager sig an.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Vì quả thật không phải Ngài đến vùa giúp các thiên sứ, bèn là vùa giúp dòng dõi của Áp-ra-ham.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Vì quả_thật không phải Ngài đến vùa giúp các thiên_sứ , bèn là vùa giúp dòng_dõi của Áp - ra-ham .
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Wij weten allemaal dat Hij Zich het lot van engelen niet aantrekt, maar wel van de nakomelingen van Abraham.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Διοτι βεβαιως δεν ανελαβεν αγγελων φυσιν, αλλα σπερματος Αβρααμ ανελαβεν.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Затова, както казва Светият Дух: – "Днес, ако чуете гласа му,
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Ибо не Ангелов восприемлет Он, но восприемлет семяАвраамово.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.Справді бо не ангелів приймав, а насінне Авраамове приймав.
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.כי אמנם לא במלאכים החזיק כי אם בזרע אברהם החזיק׃
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.لانه حقا ليس يمسك الملائكة بل يمسك نسل ابراهيم
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.他 並 不 救 拔 天 使 、 乃 是 救 拔 亞 伯 拉 罕 的 後 裔
Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahimin soyundan olanlara yardım ediyor.他 並不救拔 天使 、 乃是 救拔 亞伯拉罕 的 後裔
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Acreditamos que a razão é a maior das aptidões.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Chúng ta tin rằng lý trí là khả năng lớn nhất.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Credem că raţiunea este cea mai înaltă din facultăţi.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Crediamo che la ragione sia la più alta delle facoltà.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Creemos que la razón es la más alta de las facultades.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Hisszük, hogy az értelem az képességek legmagasabbika.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Kita meyakini bahwa akal adalah kemampuan yang tertinggi.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.우리는 이성이 가장 큰 자질이라고 믿습니다.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Nous croyons que la raison est la plus grande des facultés.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Věříme, že rozum je největší ze všech schopností.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.Veríme, že rozumné uvažovanie je najvyššia schopnosť.
Mantığın en yüksek meleke olduğuna inanırız.We geloven dat rede het beste vermogen is.