Ana içeriğe geç
Sözlük

meşguliyet ile cümle

meşguliyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
58
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sami'nin tuhaf bir meşguliyeti vardı.Sami had a strange preoccupation.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Well, that would be fine if it was just a secondary preoccupation in life.
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?We fill our head with distraction, with busyness, so that we don't have to ask, am I well?
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Her occupancy, her absolute, faithful attendance.
Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler.Surely the inmates of Paradise will be engaged in pastimes.
Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.Indeed during the day you have a long schedule of occupations.
Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.Surely the inmates of Paradise will be engaged in pastimes.
Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.Indeed during the day you have a long schedule of occupations.
Bu zaman insanların temel meşguliyeti avcılık ve toplayıcılık vardı.Люди в то время занимались охотой и собирательством.
Bu zaman insanların temel meşguliyeti avcılık ve toplayıcılık vardı.Esses homens viviam principalmente da colecta e da caça.
Gece nöbeti biliyorum ki bir yerlerde devam ediyor. Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Sa veille, je le sais, continue quelquepart. son siege, son assiduité absolue, fidèle;
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim?Hľadáme rozptýlenie, niečo, čím by sme sa zamestnali,
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim?우리는 머리를 정신없이 산만함과 바쁨으로 채우고 그래서 질문할 필요가 없게 합니다.
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Eltereljük a figyelmünket azzal, hogy elfoglaltak vagyunk, s így nem kell megkérdezni magunktól:
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Ne umplem mintile cu ceea ce ne distrage atentia, ne tine ocupati, ca nu fim nevoiti sa ne intrebam sunt bine?
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Nos llenamos de distracciones, nos ocupamos, así no tenemos que preguntarnos,
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Plníme své hlavy zmatkem, zaneprázdněním, takže se nemusíme ptát - mám se dobře?
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Rozprawszamy własną uwagę, jesteśmy zajęci. po to by nie pytać:
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Vi fylder vores hoveder med distraktioner, med travlhed, så vi ikke behøver at spørge, er jeg rask?
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?We vullen ons hoofd met afleiding, met druk-heid, zodat we ons niet hoeven afvragen, ben ik in orde?
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Запълваме главата си разсейвайки се, със заетост, така че не трябва да питаме, дали съм наред?
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?Ми відволікаємо, завантажуємо себе, так що вже не питаємо:
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim?אנו ממלאים את ראשינו בהסחות-דעת, בלהיות עסוקים, כדי שלא ניאלץ לשאול,
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim?نملأ رؤوسنا بالتلهي ، بالمشغوليات، بحيث أننا لا نملك أن نسأل،
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim?健康や幸せ 子供たちの成長 国政について等 深く考えないように
Komite, Üst Seçim Mahkemesinin 'sahte haberlerle' şimdiki meşguliyetinin sonuçlarından yalnızca birisidir.O comitê é apenas um dos efeitos da atual preocupação do TSE com as "fake news".
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Ihre Besetzung, ihre völlige, treue Anwesenheit.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Jej bytność, jej absolutna, wierna obecność.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.그녀의 존재, 그녀의 절대적이고, 충실한 참석
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.La sua occupazione, il suo assoluto, fedele esserci.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Met absolute toewijding bezet ze haar plek.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Stăpânirea ei, prezenţa ei absolută, fidelă.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Su ocupación, su absoluta y fiel asistencia.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Её вахта, её абсолютное, верное служение.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Нейното обитание, нейното абсолютно, вярно присъствие.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.חזקתה על המקום, נוכחותה הנאמנה, המוחלטת.
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.انشغالها ,استبدادها , حضورها المخلص
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Asta ar fi în regulă dacă ar fi vorba doar de o preocupare secundară a vieţii.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Bene, forse sarebbe meglio se questa fosse una preoccupazione secondaria nella vita.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Daar zou niets mis mee zijn als het om een bijkomstigheid in het leven ging.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Det kunde vara okej om det bara handlade om en underordnad sysselsättning i livet.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Et bien, on pourrait s'en contenter s'il s'agissait d'une préoccupation secondaire dans nos vies.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Isso estaria muito bem se essa fosse uma preocupação secundária da vida.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.그런 방법은, 만약 행복이 그저 삶에서 부차적인 것이라면 통하겠죠.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Mikäpä siinä, jos kyseessä olisi vain elämän toissijainen harraste.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Nos, ez rendben is volna, ha ez az életünkben valóban csak egy másodlagos fontosságú elfoglaltság lenne.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Nun, das wäre schön und gut, wenn es nur eine zweitrangige Beschäftigung im Leben wäre.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Nuž, to by bolo v poriadku, keby to bol druhoradý životný záujem.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Tidak masalah bila itu hanya kegiatan tambahan dalam hidup.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Vâng, điều đó sẽ tốt nếu hạnh phúc chỉ là mối bận tâm thứ hai trong cuộc sống.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Zgodziłbym się z tym, gdyby w życiu szczęście było na drugim planie.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Λοιπόν, αυτό θα ήταν εντάξει εάν ήταν απλά μια δευτερεύουσα ενασχόληση στη ζωή μας.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Все це було б чудово, якби це було лише вторинною турботою в чиємусь житті.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Може би това щеше да е задоволително, ако беше второстепенно в живота.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.Это нас не должно бы волновать, будь счастье делом второстепенным.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.טוב, זה היה בסדר אם זה היה רק עניין בעל חשיבות משנית בחיים.
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.حسناً , ذلك قد يكون جيداً إذا كان هذا الشيئ الذى تفكر به يأتى فى المقام الثانى .
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.しかし幸せが人生のあらゆる瞬間の
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod