masaları ile cümle

masaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
56
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
O sırada o...aaaahhhh... (satıcıların masalarını devirirken)... öyle değil mi?On był... aaaahhhh...! Widzisz?
O sırada o...aaaahhhh... (satıcıların masalarını devirirken)... öyle değil mi?(smích) Byl: "Aaargh!!!"
O sırada o...aaaahhhh... (satıcıların masalarını devirirken)... öyle değil mi?Он был ....ааааа....видишь.
Tablonun masalarının farklı kısımlarının tablodaki konumlarına oranları vesaire, hep altın orandır. -이 직사각형에서도 황금비를 찾을 수 있다면
Tablonun masalarının farklı kısımlarının tablodaki konumlarına oranları vesaire, hep altın orandır. -Nebolo by super keby aj toto bol zlatý pomer?
Tablonun masalarının farklı kısımlarının tablodaki konumlarına oranları vesaire, hep altın orandır. -Nebylo by parádní, kdyby toto také... kdyby tohle byl také zlatý řez?
Tablonun masalarının farklı kısımlarının tablodaki konumlarına oranları vesaire, hep altın orandır. -Questo è stato anche il rapporto aureo? e così lascia provare permette di trovare il rapporto di B di A meno B
Tablonun masalarının farklı kısımlarının tablodaki konumlarına oranları vesaire, hep altın orandır. -Ville det ikke være fedt, hvis det her forhold også var det gyldne snit?
Tablonun masalarının farklı kısımlarının tablodaki konumlarına oranları vesaire, hep altın orandır. -Е, фи минус 1 е 1 върху фи!
Tablonun masalarının farklı kısımlarının tablodaki konumlarına oranları vesaire, hep altın orandır. -これも黄金比です。
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.Au luat cenuşarele, lopeţile, mucările, ceştile şi toate uneltele de aramă cu cari se făcea slujba.
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.I hrnce, lopatky, nože, panvy i všetky medené nádoby, ktorými svätoslúžili, pobrali.
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.Karrene, Skovlene, Hnivene, Kanderne og alle Kobbersagerne, som brugtes ved Tjenesten, røvede de;
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.또 가마들과 부삽들과 불집게들과 숟가락들과 섬길 때에 쓰는 모든 놋그릇을 다 가져갔으며
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.Kotły też i łopaty, i naczynia muzyczne, i misy i wszystko naczynie miedziane, którem usługiwano; pobrali.
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.Též hrnce, lopaty a nástroje hudebné, a kadidlnice i všecky nádoby měděné, jimiž sloužili, pobrali.
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.Und die Töpfe, Schaufeln, Messer, Löffel und alle ehernen Gefäße, womit man diente, nahmen sie weg.
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.и тазы, и лопатки, и ножи, и ложки, и все сосуды медные, которые употреблялись при служении, взяли;
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.отнесоха и котлите, лопатите, щипците, темянниците и всичките медни прибори, с които се извършваше службата.
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.ואת הסירת ואת היעים ואת המזמרות ואת הכפות ואת כל כלי הנחשת אשר ישרתו בם לקחו׃
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.والقدور والرفوش والمقاص والصحون وجميع آنية النحاس التي كانوا يخدمون بها اخذوها
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.又 帶 去 鍋 、 鏟 子 、 蠟 剪 、 調 羹 、 並 所 用 的 一 切 銅 器
Tapınak törenlerinde kullanılan kovaları, kürekleri, fitil maşalarını, tabakları, bütün tunç eşyaları aldılar.又 帶去鍋 、 鏟子 、 蠟剪 、 調羹 、 並 所 用 的 一切 銅器
Tek kelime etmeden çocukların masalarına bakıyor ve ilerliyordu.아무 말없이 아이들의 책상을 살펴보았습니다.
Tek kelime etmeden çocukların masalarına bakıyor ve ilerliyordu.lo recuerdo paseando por los pasillos, yendo de niño a niño, mirando los escritorios, sin decir una palabra
Tek kelime etmeden çocukların masalarına bakıyor ve ilerliyordu.Przechadzał się między ławkami i patrzył na nasze prace bez słowa.
Tek kelime etmeden çocukların masalarına bakıyor ve ilerliyordu.Я помню, как он прогуливался по рядам, от парты к парте, заглядывая в детские рисунки, не говоря ни слова.
Tek kelime etmeden çocukların masalarına bakıyor ve ilerliyordu.כשהוא עובר מילד לילד, מסתכל על שולחנותיהם בדממה.
Tek kelime etmeden çocukların masalarına bakıyor ve ilerliyordu.من طفل لطفل ناظراً إلى طاولاتهم، بدون أن يقول أي كلمة.
Tek kelime etmeden çocukların masalarına bakıyor ve ilerliyordu.僕の机の横まで来ると 突然 ぴたっと足を止め
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.A résztvevők nem tudják mikor mehetnek vissza a dolgukhoz amit félbehagytak.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Deltagerne ved ikke, hvornår de kommer tilbage til opgaven de efterlod på deres skrivebord.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.I partecipanti alle riunioni non sanno quando torneranno a lavorare alla scrivania.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.미팅에 참여한 사람들은 자기들이 책상 위에 두고온 업무로 돌아가게 될 것을 모릅니다.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Les participants aux réunions ne savent pas quand ils pourront retourner à ce qu'ils ont laissé à leur bureau.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Los asistentes a las reuniones no saben cuándo volverán a la tarea que dejaron en su escritorio.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Mensen in vergaderingen weten niet wanneer ze naar het werk terug kunnen dat ze achterlieten op hun bureau.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Người tham gia các cuộc họp không biết khi nào họ được quay lại với công việc mà họ đang bỏ dở.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Prezentii la sedinte nu stiu cand se vor intoarce la treburile pe care le-au lasat la birou.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Quem vai a reuniões não sabe quando é que volta à tarefa que deixaram na sua secretária.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Účastníci schůze nevědí, kdy se dostanou zpět k úkolu, na kterém pracovali předtím.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Uczestniczący w zebraniach nie wiedzą, kiedy będą mogli powrócić do zadań, które zostawili na swoich biurkach.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Присъстващите не знаят кога ще могат да си продължат текущите задачи които са започнали вече.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Учасники нарад не знають, коли вони повернуться до завдань, над якими працювали за своїм столом.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Участники встреч не знают, когда им удастся вернуться к работе, от которой они отрываются.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.המשתתפים בישיבות לא יודעים מתי יוכלו לחזור למטלה אותה השאירו על שולחנם.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.حاضرو الإجتماع لا يعلمون متى سيرجعون إلى المهمة التي تركوها خلفهم في المكتب.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.仕事に戻れるか知りません それは良くないですよね
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.우린 그냥 동물을 태그하고 집에 왔죠.그리고 알죠,우리 책상에 앉았고.
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.We hoefden alleen het dier maar te labelen, gingen naar huis en... zaten achter ons bureau.
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.Wir hingen den Tieren dafür einfach den Anhänger dran, gingen nach Hause und setzten uns hin.
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.И дори не е трябвало... трябвало е само да маркираме животното, после се прибираме вкъщи и седим на бюрата си.
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.Мы только пометили животное, а потом пошли домой и сели за стол.
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.רק היינו צריכים לתייג את החייה ואז הלכנו הביתה ואתם יודעים, לשבת ליד השולחן.
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.كان لدينا فقط لوضع علامة على الحيوان ثم ذهبنا المنزل وأعلم أنك، جلس في مكاتبنا.
Ve tek yapmamız gereken şey, etiketi balığa takmak ve eve gidip masalarımızda oturmak oldu.好都合なことに

İlgili Sayfalar