Tom Mary'nin kocasından hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary's husband.
Tom Mary'nin tavsiyesinden hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary's advice.
Tom Mary'den hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary.
Tom o zaman Mary'den hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary at that time.
Tom Mary'nin dışarıda oynamasına izin vermedi.Tom didn't let Mary play outside.
Tom Mary'nin yağmurda dışarı çıkmasına izin vermedi.Tom didn't let Mary go out in the rain.
Tom Mary'nin emin ellerde olup olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary was safe or not.
Tom Mary'nin konserine bir bilet almak için nereye gideceğini bilmiyordu.Tom didn't know where to go to buy a ticket for Mary's concert.
Tom Mary'nin yaz tatilini nerede geçirdiğini bilmiyordu.Tom didn't know where Mary spent her summer vacation.
Tom Mary'nin nereli olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know where Mary came from.
Tom Mary'nin ne zaman Boston'a gitmeyi planladığını bilmiyor.Tom didn't know when Mary was planning to go to Boston.
Tom Mary'nin ne zaman Boston'a geldiğini bilmiyordu.Tom didn't know when Mary had come to Boston.
Tom Mary'ye ne diyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know what to say to Mary.
Tom Mary'nin onun davetini kabul etmeme nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary wouldn't accept his invitation.
Tom Mary'nin ağlama nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary was crying.
Tom Mary'nin yeni bir elbise isteme nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary wanted a new dress.
Tom Mary'nin onu sevmemesinin nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary didn't like him.
Tom Mary'nin bowlinge gidememe nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary couldn't go bowling.
Tom Mary'nin kasabada olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was in town.
Tom Mary'nin işini bırakmaya karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had decided to quit her job.
Tom Mary'nin çocukları olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had children.
Tom Mary'nin Fransızca konuşabileceğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary could speak French.
Tom, Mary'nin öylesine iyi bir aşçı olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary was such a good cook.
Tom Mary'nin başkası ile görüştüğünü bilmiyordu.Tom didn't know Mary was seeing someone else.
Tom, Mary'nin evli olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary was married.
Tom Mary'nin onu terk etmeye karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know Mary had decided to leave him.
Tom Mary'nin ne kadar mutsuz olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know how unhappy Mary was.
Tom Mary'nin sorusuna nasıl cevap vereceğini bilmiyordu.Tom didn't know how to answer Mary's question.
Tom Mary'nin ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyordu.Tom didn't know for certain when Mary was going to arrive.
Tom Mary'nin planının ayrıntılarının herhangi birini bilmiyordu.Tom didn't know any of the details of Mary's plan.
Tom Mary'ye yardım etmek için verdiği sözü tutmadı.Tom didn't keep his promise to help Mary.
Tom Mary'nin onu öpmesine izin vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to let Mary kiss him.
Tom Mary'nin duygularına zarar vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to hurt Mary's feelings.
Tom Mary'ye gerçeği söylemek için tereddüt etmedi.Tom didn't hesitate to tell Mary the truth.
Tom Mary'ye yardım etmedi.Tom didn't help Mary.
Mary'ye her şeyi açıklamak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to explain everything to Mary.
Tom'un, Mary'nin neden bahsettiği hakkında en ufak bir fikri yoktu.Tom didn't have the slightest idea what Mary was talking about.
Tom'un Mary'ye doğruyu söyleyecek cesareti yoktu.Tom didn't have the heart to tell Mary the truth.
Tom'un Mary'ye gerçeği söyleyecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to tell Mary the truth.
Tom'un Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi reddedecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to refuse to do what Mary asked him to do.
Tom'un Mary'ye itaatsizlik edecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to disobey Mary.
Tom'un Mary'ye arkadaşlık teklif edecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to ask Mary out.
Tom'un yanında Mary'nin adresi yoktu.Tom didn't have Mary's address with him.
Tom Mary'ye gerçek telefon numarasını vermedi.Tom didn't give Mary his real telephone number.
Tom Mary'nin ondan daha akıllıca davranacağını beklemiyordu.Tom didn't expect that Mary would outsmart him.
Tom Mary'nin arpı o kadar çok iyi çalacağını beklemiyordu.Tom didn't expect that Mary would be able to play the harp so well.
Tom Mary'den böyle güzel bir hediye beklemiyordu.Tom didn't expect such a nice present from Mary.
Tom Mary'nin zamanında gelmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to show up on time.
Tom Mary'nin ödevini o kadar hızlı bir şekilde bitirmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to finish her homework so quickly.
Tom Mary'ye yardım etmek için bir şey yapmadı.Tom didn't do anything to help Mary.
Tom Mary'nin gösterisinden sonra alkışlamadı.Tom didn't clap after Mary's performance.
Tom Mary için bir şey satın almadı.Tom didn't buy anything for Mary.
Tom Mary'nin söylediğine inanmadı.Tom didn't believe what Mary said.
Tom ilk zamanlar Mary'ye inanmıyordu.Tom didn't believe Mary at first.
Tom Mary'nin cenaze törenine katılmadı.Tom didn't attend Mary's funeral.
Tom Mary'yi tanıyor gibi görünmüyordu.Tom didn't appear to recognize Mary.
Tom Mary'nin sorusuna cevap vermedi.Tom didn't answer Mary's question.
Tom Mary ile aynı fikirde değildi.Tom didn't agree with Mary.
Tom konuyla ilgili Mary ile aynı fikirde değildi.Tom didn't agree with Mary about the matter.
Tom Mary'nin davetini kabul etmedi.Tom didn't accept Mary's invitation.