Tom Mary'yi çocukluğundan beri tanıyor.Tom has known Mary since he was a little boy.
Tom Mary'yi yıllardır tanımaktadır.Tom has known Mary for years.
Tom üç yıldan daha fazla süredir Mary'yi tanıyor.Tom has known Mary for over three years.
Tom on yıla yakın bir süredir Mary'yi tanıyor.Tom has known Mary for close to ten years.
Tom uzun süredir Mary'yi tanımaktadır.Tom has known Mary for a long time.
Tom çocukluklarından beri Mary'yi tanıyor.Tom has known Mary ever since they were children.
Tom onun Mary'nin babası olduğunu henüz anladı.Tom has just found out that he's Mary's father.
Tom Mary'ye bir mektup yazmayı henüz bitirdi.Tom has just finished writing a letter to Mary.
Tom Mary'ye soğuk algınlığını bulaştırdı.Tom has given Mary his cold.
Tom her şey için Mary'yi bağışladı.Tom has forgiven Mary for everything.
Tom Mary'ye âşık oldu.Tom has fallen in love with Mary.
Tom'un yarışı kazanmak için Mary'nin yeteneğine güveni var.Tom has confidence in Mary's ability to win the race.
Tom Mary'ye güvenir.Tom has confidence in Mary.
Tom bütün sabah bir şahin gibi Mary'yi izliyor.Tom has been watching Mary like a hawk all morning.
Tom yıllardır Mary'yi arıyor.Tom has been searching for Mary for years.
Tom Mary ile sadece üç yıldan fazladır evli.Tom has been married to Mary for just over three years.
Tom üç yıldır Mary'ye bakıyordu.Tom has been looking after Mary for three years.
Tom Mary öldüğünden beri yalnız yaşıyor.Tom has been living by himself since Mary died.
Tom Mary'ye karşı dürüsttür.Tom has been honest with Mary.
Tom en az yarım yıldır Mary ile gidiyor.Tom has been going with Mary for at least half a year.
Tom altı aydır sadece Mary ile flört ediyor.Tom has been going steady with Mary for six months.
Tom yaklaşık üç yıldır Mary ile flört ediyor.Tom has been dating Mary for about three years.
Tom bütün gün Mary'den kaçınmaktadır.Tom has been avoiding Mary all day.
Tom'un Mary'nin ona verdiği eski bir bisikleti var.Tom has an old bicycle that Mary gave him.
Tom'un Mary ile 2.30'da bir randevusu var.Tom has an appointment with Mary at 2:30.
Tom'un Mary'ye mutlak güveni var.Tom has absolute trust in Mary.
Tom'un Mary için bir şeyi var.Tom has a thing for Mary.
Tom Mary'ye fena halde âşık.Tom has a terrible crush on Mary.
Tom'un Mary ile bir merhabası var.Tom has a nodding acquaintance with Mary.
Tom'un Mary'den borç para istemeye cesareti var.Tom has a lot of guts asking Mary for a loan.
Tom'un Mary ile bir sürü ortak yanı var.Tom has a lot in common with Mary.
Tom'un Mary ile ilgili yüksek görüşü var.Tom has a high opinion of Mary.
Tom'un içinde Mary'nin beş dakika içinde gelebileceğine dair bir his var.Tom has a feeling that Mary might show up in a few minutes.
Tom Mary'yi yürekten seviyor.Tom has a deep affection for Mary.
Tom'un adı Mary olan bir kızı var.Tom has a daughter whose name is Mary.
Tom'un Mary adında bir kızı var.Tom has a daughter named Mary.
Tom'un bu öğleden sonra Mary ile randevusu var.Tom has a date with Mary this afternoon.
Tom Mary'ye çok fena âşık.Tom has a crush on Mary.
Tom'un tam Mary'nin sahip olduğu gibi bir saati var.Tom has a clock just like the one Mary has.
Tom Mary ile neredeyse hiç konuşmaz.Tom hardly ever talks to Mary.
Tom tesadüfen Mary ile süpermarkette karşılaştı.Tom happened to meet Mary at the supermarket.
Tom Mary'nin doğum gününde tesadüfen işten bir gün izin aldı.Tom happened to have the day off on Mary's birthday.
Tom Mary ile tesadüfen aynı trendeydi.Tom happened to be on the same train as Mary.
Tom Mary'nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.Tom hanged himself using the belt that Mary had given him.
Tom anahtarları Mary'ye verdi.Tom handed the keys to Mary.
Tom parayı Mary'ye verdi.Tom handed Mary the money.
Tom Mary'ye ceketini verdi.Tom handed Mary her jacket.
Tom Mary'ye bir kitap uzattı.Tom handed Mary a book.
Tom Mary'ye bir not uzattı.Tom handed a note to Mary.
Tom yaklaşık üç saat Mary'yi beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait for Mary for about three hours.
Tom, o çalışırken Mary'nin oğluna bakmak zorunda kaldı.Tom had to take care of Mary's son while she was working.
Tom Mary'ye bakmak zorundaydı.Tom had to take care of Mary.
Tom Mary'ye tek başına bakmak zorundaydı.Tom had to take care of Mary by himself.
Tom Mary'ye otobüsle eve gidebilsin diye biraz para ödünç vermek zorunda kaldı.Tom had to lend Mary some money so she could take the bus home.
Tom Mary ile Boston'a gitmek zorunda kaldı.Tom had to go to Boston with Mary.
Tom Mary'nin yerine işe bakmak zorunda kaldı.Tom had to cover for Mary.
Tom'un Mary ile konuşması gereken bir şey vardı.Tom had something he needed to talk to Mary about.
Tom Mary'nin evini bulmakta biraz sorun yaşadı.Tom had some trouble finding Mary's house.
Tom bir zamanlar Mary'ye çılgınca âşıktı.Tom had once been madly in love with Mary.
Tom kapıdan içeriye girer girmez Mary şikayet etmeye başladı.Tom had no sooner walked in the door than Mary started to complain.