Tom Mary'ye kapıya kadar eşlik etti.Tom walked Mary to the gate.
Tom Mary'ye yetişmek için elinden geldiğince hızlı yürüdü.Tom walked as fast as he could to catch up with Mary.
Tom sabırla Mary'yi bekledi.Tom waited patiently for Mary.
Tom uzun süre Mary'yi bekledi ama o asla gelmedi.Tom waited a long time for Mary, but she never showed up.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için gönüllü oldu.Tom volunteered to help Mary.
Tom Pazar sabahı Mary'yi ziyaret etti.Tom visited Mary on Sunday morning.
Tom 20 Ekimde Mary'yi ziyaret etti.Tom visited Mary on October 20th.
Tom Boston'da Mary'yi ziyaret etti.Tom visited Mary in Boston.
Tom Mary ile tanıştığını hayal meyal hatırlıyor.Tom vaguely remembers meeting Mary.
Tom genellikle Mary ile birlikte okula yürür.Tom usually walks to school with Mary.
Tom Mary'nin dünyadaki en güzel kadın olduğunu düşünürdü.Tom used to think Mary was the most beautiful woman in the world.
Tom Mary'ye Boston'da yaşadığı zamanın hikayelerini anlatırdı.Tom used to tell Mary stories about when he lived in Boston.
Tom Mary'den daha iyi Fransızca konuşurdu.Tom used to speak French better than Mary.
Tom Mary ile tenis oynardı.Tom used to play tennis with Mary.
Tom Mary'yi severdi. Artık ona katlanamıyor.Tom used to love Mary. Now he can't stand her.
Tom Mary'yi severdi.Tom used to love Mary.
Tom Mary'yi severdi fakat yıllar önceydi.Tom used to love Mary, but that was years ago.
Tom Mary'nin yanında yaşardı.Tom used to live near Mary.
Tom Mary'ye ev ödevinde yardım ederdi.Tom used to help Mary with her homework.
Tom Mary'den nefret ederdi. Şimdi onu seviyor.Tom used to hate Mary. Now he loves her.
Tom Mary ile birlikte okula giderdi.Tom used to go to school with Mary.
Tom Mary ile flört ederdi.Tom used to go out with Mary.
Tom Mary ile birlikte dağa tırmanmaya giderdi.Tom used to go mountain climbing with Mary.
Tom Mary ile olmaktan zevk alırdı.Tom used to enjoy being with Mary.
Tom Mary ile çıkardı.Tom used to date Mary.
Tom Mary ile evliydi.Tom used to be married to Mary.
Tom Mary'yi daha çok çalışması için teşvik etti.Tom urged Mary to study harder.
Tom Mary'ye dikkatli sürmesi için ısrar etti.Tom urged Mary to drive carefully.
Tom Mary'nin ne söylediğini anladı.Tom understood what Mary was saying.
Tom tavsiye için Mary'ye danıştı.Tom turned to Mary for advice.
Tom, Mary'yi uyarmaya çalıştı ama o ona aldırmadı.Tom tried to warn Mary, but she ignored him.
Tom Mary'ye mutlu olduğunu söyledi.Tom told Mary that he was happy.
Tom Mary'nin son şarap şişesini içmesini durdurmaya çalıştı.Tom tried to stop Mary from drinking the last bottle of wine.
Tom Mary'den uzak kalmaya çalıştı.Tom tried to stay away from Mary.
Tom Mary'yi kurtarmak için çalıştı.Tom tried to rescue Mary.
Tom Mary'nin suçunu kanıtlamaya çalıştı.Tom tried to prove Mary's guilt.
Tom Mary'yi ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary.
Tom Mary'yi sigarayı bırakması için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to quit smoking.
Tom Mary'yi asla düşünmemeye çalıştı.Tom tried to never think of Mary.
Tom Mary'yi öldürmeye çalıştı.Tom tried to kill Mary.
Tom Mary'nin parmağından kıymığı çıkarmaya çalıştı.Tom tried to get the splinter out of Mary's finger.
Tom Mary'nin nereye gittiğini öğrenmeye çalıştı.Tom tried to find out where Mary had gone.
Tom durumu Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain the situation to Mary.
Tom Mary'den bir yanıt almaya çalıştı.Tom tried to elicit a response from Mary.
Tom Mary'yi neşelendirmeye çalıştı ama o ağlamaya devam etti.Tom tried to cheer Mary up, but she kept on crying.
Tom Mary'yi yakalamaya çalıştı ama yakalayamadı.Tom tried to catch up with Mary, but he couldn't.
Tom Mary'ye bakmaktan kaçınmaya çalıştı.Tom tried to avoid looking at Mary.
Tom Mary'nin yardımı olmadan kitaplığı taşımaya çalıştı.Tom tried moving the bookcase without Mary's help.
Tom Mary'yi ikna etmek için elinden geleni yaptı.Tom tried his hardest to persuade Mary.
Tom onun için işini yapması için Mary'yi kandırdı.Tom tricked Mary into doing his work for him.
Tom Mary'ye çok iyi davrandı.Tom treated Mary very well.
Tom Mary'ye kendi kızı gibi davrandı.Tom treated Mary like his own daughter.
Tom Mary'nin mektubunu ikiye ayırdı.Tom tore Mary's letter in half.
Tom öfkesini Mary'den çıkardı.Tom took out his anger on Mary.
Tom Mary'yi kollarına aldı.Tom took Mary in his arms.
Tom yanlışlıkla Mary'nin şemsiyesini eve getirdi.Tom took home Mary's umbrella by mistake.
Tom, kiraz ağacının altında duran Mary'nin bir fotografını çekti.Tom took a picture of Mary standing under the cherry tree.
Tom polise Mary'nin kayıp olduğunu söyledi.Tom told the police that Mary was missing.
Tom bana Mary ile alışverişe gitmediğini söyledi.Tom told me that he had not gone shopping with Mary.
Tom bana Mary'nin teklifini kabul etmemek için hiçbir sebep göremediğini söyledi.Tom told me that he could see no reason why he shouldn't accept Mary's offer.