Aya Nikola Manastırı içeriden英彦山神宮内。
Sonraları burada bir manastır inşa edilmiştir.後に、その場所に記念碑が建てられた。
Manaslu, "Ruhların Dağı" olarak çevrilen Sanskritçe bir kelime olan Manasa'dan gelmektedir.山名はサンスクリット語で「精霊の山」を意味するManasaから付けられている。
Kelime manası olarak "6 adım" demektir.「止」字は「趾」の本字として足を意味する。
Köyün halkı gacaldır. (gacal:anadoludan gelen manav demektir.)村上 秀之(むらかみ ひでゆき) ポジションはゴールキーパー。
Cimarosa o şehirde bulunan manastırların birine bağlı olan bir parasız okulda eğitime başladı.紋四郎は、 戸代部落で私塾を開いていた僧のもとで勉強した。
Ancak Dördüncü Haçlı Seferinin ardından kurulan Latin İmparatorluğu sırasında manastır yıkılmıştır.在第四次十字军后的拉丁帝国期间,该修道院消失。
En bilinen iki eseri Kırmızı ve Siyah (1830) ve Parma Manastırı´dır (1839).最有名的作品是《红与黑》(1830)和《帕尔马修道院》(1839)。
The Manama Voice protestolarda maske kullanımının yasak getirildikten sonra arttığını rapor etti.《麥納瑪之音》(Manama Voice)則報導說,在禁令下達後,抗議活動中使用面具的頻率反而增加。
Muti itaat eden, sadık manasındadır.追封定興王,謚忠烈。
Daha sonra Floransa'nın 35 kilometre güneybatısındaki Vallombrosa'daki Camaldolese Manastırı'nda eğitim gördü.之后,他在离佛罗伦萨东南35公里的瓦隆布罗萨的卡马多莱斯修道院裏学习。
Halkı Manav olarak tanınmaktadır.《人怎樣認識神》。
Sonra Manastır'a gitti.然后她离开了修道院。
Estonya’daki örgün eğitimin tarihi manastır ve katedral okullarının kurulduğu 13. ve 14. yüzyıllara dayanır.愛沙尼亞正規教育的歷史可追溯到13和14世紀,當第一所修道院和教堂學校成立時。
Bana benden haber ver; kendinden kendine git derler; bunun manası nedir?諸將謂齊湣王曰:「因而赴之,破燕必矣。
İtalya'nın kuzeyinde bir manastırda cinayet işlenmiştir.故事发生在一间北意大利的修道院中。
Köy halkı ise kendilerine Manav veya eski Yörük der.城上人稱:「所守者主上城池。
Buradaki satıcılara da manav denir.又此國內有賣香人名曰笈多。
14 yaşında Storm Model Management ile kontrat imzalandı.戴文14歲與英國知名模特兒經紀公司Storm Model Management簽約。
Mana olarak; yakınlaştırma, yakına getirme olarak anlamına gelir.行發於近,必見於遠,故謹選左右,審擇所使。
Sonradan Benediktin Manastırına bağlanmıştır.此后为本笃会修道院。
Kızlar onu ilk gördüklerinde onu ilk önce bir manav sonra da berber sanmışlardır.最初喜歡的人是轆轤,在見證了轆轤與紅緒間的感情之深後,漸漸承認了他們。
Malezya dili kökenli cönk sözcüğü ise büyük yelkenli gemi manasındadır.单词原本来自荷兰语,是一种小型帆船。
İslami Bankalar ve Finansal Kurumlar Genel Kurulu (CIBAFI), Manama, Bahreyn.伊斯蘭銀行和金融機構總理事會(CIBAFI),位於巴林麥納麥。
Terim ilk kez James Martin'in 1983 tarihli kitabı Managing the Data-base Environment'ta kullanılmıştır.這個詞語(CRUD)最早被記載於 James Martin 所撰寫的 Managing the Data-base Environment 書中。
Ulusal marşları "Jana Gana Mana" dır.四界表识曰“柳条边”。
Dava sona erdikten sonra sanatçının yeni manajeri Irving Azoff oldu.終止了史提芬·寇仕的合約後,Irving Azoff成了她的新經理人。
Davranışların değişmesi demek özetle manastır yaşamı kurallarına uyulması demektir.經營方式必須符合修道院生活。
İsminin manası ''Cömert kadın'' demektir.名稱的意思為「女性」。
Cenazesi yetiştirildiği manastıra defnedilir, ancak keşişler kemanı da onunla birlikte mezara gömerler.我的儿子本应带着尊严被埋葬,而不是连同在教堂外喧哗的一群小丑。
Bu tarihten itibaren manastır ve kilise Mouchliōtissa (Yunanca "Moğolların") lakabını almıştır.此后修院和教堂就得到“蒙古人”称号(Mouchliōtissa)。
Peçenga, 1533 yılında bir manastır olarak kurulmuştur.1533年这里建造了一座修道院。
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.貴格利曾任長老和主教,但都是在不情不願的情況下接受的。
Ama o bilinmeyen bir nedenden dolayı henüz 15 aylıkken öldü ve Westminster Manastırına gömüldü.他在生命的第十五个月时逝世,死因不明,随后被葬在了威斯敏斯特教堂。
Hadım edilip, manastıra sürgün edildi.他因此被囚禁在修道院和流放。
"Çörten" sözcüğü ağaçtan oluk manasına gelmektedir.其字从艸从人从木。
Kendi buna tutum dese de tam manasıyla cimridir.桓玄亦利用這個擔憂勸說殷仲堪,但殷仲堪始終遲疑。
Manastır bundan sonra boş bırakıldı.后来该寺倾废。
Mezarı başında ağlayan hayvanlar Manas'a ağıt yakarlar ve Göktanrı acıyarak Manas'ı diriltir.屍鬼封禁 施術者須犧牲生命,將自己及受術者的靈魂封印至死神腹內的封印術。
Bu nedenle manastıra yeni katı kurallar getirdi.因此,教會正式開始新的層次。
İskoçya'da pek rahibe manastırı yoktu.他在倫敦的姊妹也沒有當過修女。
Halkı Manav halkindandir.当时的人们,都敬佩張儉的为人。
Köyün halkı gacaldır. (gacal:anadoludan gelen manav demektir.)东大的象征色为淡青(ライトブルー)。
Bu dönemde Kavadar, Manastır merkezli bir paşalık yönetiminde olmuştur.此后至今,科普特人便主导了该修道院。
Örneğin managed dedicated serverler, daha pahalıdır.畢竟是伺服器平台產品,價格比較貴。
Manastırda ise yaklaşık 300 rahip yaşamaktadır.鼎盛时期,该寺有僧人300名。
Women Model Management katılmıştır.经营迪娜时装公司。
Eski Altaycada ise yürümek manasını içerir.上下如是,古之制也。
Bugün manastırda yaklaşık 50 rahip yaşamaktadır.目前修道院内有15名修士。
Eski köylerden biri olup sakinleri Manavlardan olusmaktadir.1.五色之一,古人以黃為土色。
Bu arada kentte birkaç önemli manastır da kuruldu.在这区域里,也有几栋重要的建筑物。
Mürekkeb Kinayeler:Birden çok mana kasdedilmişse.多圈式:用於須精密調整的場合。
Eskişehir'in yerli halkı Manavlardan oluşmaktadır.郭子乾的祖先是世居黑龍江的滿族族人。
Manastır, onun yaşaması ve ebedi istirahtgarı olarak inşa edildi.他要他的屍體永世保存。
Aya Nikola Manastırı içeriden今新竹縣寶山鄉。
Babasıyla birlikte Fransiscan Manastırında okumuştur.他年轻时在一个方济会修道院里学习。
Elisabeth bunun hiçbir kotu manası olmadığını söyler.而威廉姆斯则认为这是没有意义的。
"Çok güzel söylediniz, çok yerinde bir söz, katılıyoruz" manasında iki üç kere "Sadu!“正常”“神圣”!我说了三遍“很好”。
1673'ten itibaren manastır sınıflarında avama mensup kişiler de eğitim görebilmeye başladı.同时从1668年开始另一个市内的修道院也开始向市民传授教育。
Kalküta'da büyümüştür ve ilk eğitimini bölgesel bir manastırda almıştır.她出生于法兰克福,早年在修道院接受教育。