Ana içeriğe geç
Sözlük

madden ile cümle

madden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İlk problem için, bir radyoaktif maddenin saatte %3.5 oranında azaldığını varsayalım.Takže první problém: předpokládejme, že radioaktivní látka se rozkládá v míře 3,5% za hodinu.
İlk problem için, bir radyoaktif maddenin saatte %3.5 oranında azaldığını varsayalım.Zatem to jest pierwszy problem, rozważmy radioaktywną substancję rozpadającą się w tempie 3,5% na godzinę.
İlk problem için, bir radyoaktif maddenin saatte %3.5 oranında azaldığını varsayalım.Тази първа задача предвижда разпадането на радиоактивно вещество със скорост 3,5% в час.
İlk saatte, başlamadığımız zamandaki maddenin %96.5 ini ya da 0.965'in 100 ile çarpılmış halini alırız.그래서 1시간일 때에는 0시간의 96.5%, 또는 0.965 곱하기 100, 즉 곱하기 시간 0인 것이죠
İlk saatte, başlamadığımız zamandaki maddenin %96.5 ini ya da 0.965'in 100 ile çarpılmış halini alırız.Also in 1 Stunde gehen wir zu 96,5 % der Stunde 0 oder 0,965 müssen mal 100, mal Stunde 0.
İlk saatte, başlamadığımız zamandaki maddenin %96.5 ini ya da 0.965'in 100 ile çarpılmış halini alırız.Así que en hora 1, vamos a tener el 96.5% de hora 0 o 0.965 veces 100, veces hora 0.
İlk saatte, başlamadığımız zamandaki maddenin %96.5 ini ya da 0.965'in 100 ile çarpılmış halini alırız.Takže po první hodině budeme mít 96,5 % z nulté hodiny, nebo 0,965 krát 100. Tedy krát hodnota v nulté hodině.
İlk saatte, başlamadığımız zamandaki maddenin %96.5 ini ya da 0.965'in 100 ile çarpılmış halini alırız.Zatem, po 1 godzinie, będziemy mieć 96,5% tego z godziny 0, lub 0,965 razy 100, razy godzina 0.
İlk saatte, başlamadığımız zamandaki maddenin %96.5 ini ya da 0.965'in 100 ile çarpılmış halini alırız.Така че, в час 1 ще имаме 96.5 % от час 0, или 0.965 по 100, по час 0.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Avec la matière, comme avec les gens, on ne voit que l'enveloppe des choses.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Az anyaggal is úgy van, mint az emberekkel, csak a dolgok felületét látjuk.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Bei der Substanz, so wie mit den Menschen, sehen wir nur die Oberfläche der Dinge.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Bij materie, net als bij mensen, zien we alleen de buitenkant.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Com a matéria, tal como com as pessoas, apenas vemos a superfície das coisas.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Cu materia, ca și cu oamenii, vedem doar suprafața lucrurilor.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.De la materia, y de las personas, sólo vemos la superficie.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Della materia, come delle persone, vediamo solo la superficie.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.우리는 사람과 같이 사물의 껍질 만을 볼 수 있습니다.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Pri snovi, tako kot pri ljudeh, lahko vidimo samo ovojnico.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.U věcí, stejně jako u lidí, vidíme pouze povrch, kůži.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Với ý nghĩa trong mỗi người, chúng ta chỉ có thể thấy được bề nổi của họ
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Z materią, jak z ludźmi - widzimy tylko powłokę.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.Με την ύλη, όπως με τους ανθρώπους, βλέπουμε μόνο την επιφάνεια των πραγμάτων.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.С материята, както и с хората, виждаме само кожата на нещата.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.У вещества, как и у людей, мы видим только то, что снаружи.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.בחומר, כמו באנשים, אנו מסוגלים לראות רק את המעטפת החיצונית של הדברים.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.بالمادّة، كما بالناس، نرى فقط قشرة الاشياء.
İnsanlarda olduğu gibi maddenin de sadece kabuğunu görüyoruz.内側をのぞく事はできません
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Conceit JULIA, bardziej bogaty w znaczenia niż w słowach,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Conceit JULIET, plus riche en matière que dans les mots,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,GIULIETTA presunzione, più ricca di materia che con le parole,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Júlia képzelet, több gazdag anyag, mint a szavak,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULIE domýšľavosť, bohatšie na veci, ako v slovách,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULIE domýšlivost, bohatší na věci, než ve slovech,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Julieta trufie, mai bogat în materie decât în cuvinte,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULIET Conceit, mais rico em matéria do que em palavras,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULIET Conceit, meer rijk is in de materie dan in woorden,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULIET Conceit, reicher in der Materie, als in Worten,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Juliet domišljavost, bolj bogat kot v zadevi v besedah,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Juliet indbildskhed, mere rig på stof end i ord,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Juliet kesombongan, lebih kaya dalam hal daripada di kata-kata,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Juliet ngã mạn, phong phú hơn trong vấn đề hơn so với bằng chữ,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULIET omahyväisyyttä, lisää runsaasti ainesta kuin sanoin,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULIET Stolthet, mer rikt på materia än i ord,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,단어보다 문제가 더 풍부한 줄리엣의 자만심,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,La vanidad Julieta, más ricos en materia que en las palabras,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,ΙΟΥΛΙΕΤΑ έπαρση, πιο πλούσια σε ύλη από ό, τι με λόγια,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,ДЖУЛЬЕТТА Самомнение, более богатой материи, чем в словах,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,Жулиета самонадеяност, по-богати на вещества, отколкото с думи,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,היהירות ויוליה, עשירים יותר בעניין מאשר במילים,
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,جولييت الوهم ، وأكثر من الأغنياء في المسألة في الكلمات ،
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,ではない飾りが、彼の物質の自慢:彼らは彼らの価値を数えることができる乞食ですが。
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.Abscheidung von festen, kristallinen Stoffen von einer Lösung, oder der flüssigen oder gasförmigen Phasen.
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.A kristályosodott, szilárd anyagok kiválasztása elegyből, folyadékból vagy gázból.
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.A separação de matéria sólida e cristalina de uma solução ou as fases líquidas ou gasosas.
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.Izločitev trdne, kristalinične, snovi iz raztopine, tekočine ali plina.
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.Kiinteän, kiteisen materiaalin erottelu liuoksesta, nesteestä tai kaasusta.
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.Separación de un sólido en forma de sustancia cristalina de una disolución, un líquido o un gas.
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.Separation af fast, krystallint stof fra en opløsning, væskefase eller gasformig fase.
Katı, kristal halindeki maddenin bir çözeltiden, sıvıdan ya da gaz fazından ayrılması.Separation av fast, kristallin materia från en lösning, vätskefas eller gasformig fas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod